Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Başkanlığın fiilisiyle doğrusu

KILIÇDAROĞLU, fiili başkanlığa karşı çıkmakta haklı. 

Çünkü fiili durum oluşturmak, işleri daha da içinden çıkılmaz hale getirir. 

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yakındığı ‘çift başlılık’ sorununun fiiliyata geçmesinden başka bir şeye de yaramaz.

 

 

O da sistemin krize sokulması demek.Cumhurbaşkanı zaten, sistemdeki bu kriz üretme potansiyeline dikkat çekmiyor mu?

 

Başbakan Davutoğlu da bu tehlikenin farkında, yeri geldiğinde, sistemin taşıdığı risklerin kuvveden fiile geçmesi ihtimaline karşı uyarmıyor mu?

 

AK Parti’nin, hakiki bir parlamenter rejime de gerçek bir başkanlığa da benzemeyen bu melez organizasyonu ıslah etme önerisinin temelinde yine bu endişe yatmıyor mu?

 

 

* * *

 

 

Onun için Kılıçdaroğlu haklı.

 

 

Fiili başkanlık uygulamalarının sakıncalarına karşı, kör topal haliyle de olsa mevcut sistemi çalıştırmak şart.

 

Daha iyisi yapılana kadar var olanı ayakta tutmak, sistemi çökertmekten kaçınmak elbette önemli.

 

Fakat dün grup konuşmasında yinelediği üzere ‘tarafsızlık yemini’ni hatırlatıp durmak çözüm getirir mi, hiç sanmıyorum.

 

Çünkü mevcut yapının tek sorunu karma oluşundan kaynaklanmıyor.

 

Belki de en ciddi arızası, büyük bir ikiyüzlülüğe de dayanması. Rahmetli Özal mı tarafsız cumhurbaşkanıydı?

 

O mu ANAP’ın içişlerine karışmadı?

 

Merhum Demirel mi DYP’den elini çekti, partiler üstü bir cumhurbaşkanlığı yaptı?

 

‘Miş gibi’ yaptılar, tarafsızmış gibi.

 

Daha doğrusu, ettikleri yemin icabı tarafsızlık rolünü oynamaya mecbur bırakıldılar.

 

Güya çaktırmadan saman altından müdahalelerini yürüttüler ama sahiden de çakmadık mı biz? 

 

* * *

 

Cumhurbaşkanı oldular ama gözleri arkada, devrettikleri parti genel başkanlığı koltuğunda kaldı. 

 

Şekil şartlarına riayet ettiler sadece... 

 

Onların ki tesettürlü, örtülü bir ‘yemin’e sadakatsizlik haliydi. 

 

Tarafsızlıkları sahici değildi.

 

Gerçi yeminlerini hepten yok saymadılar, haklarını yemeyelim. Ne ki göstermelikti...

 

Öyleyse çözüm, ikiyüzlülüğü teşvik etmek, riyakârlığa zorlamak, bu ‘miş gibi’ yapma düzeninin devamını savunmakta mıdır?

 

* * *

 

Muhalefet, herhangi bir fiili duruma direnmekte haklıdır.

İşleri daha da kötüleştireceği, bugünümüzü bile mumla aratacağı için...

 

Doğrudur, düşe kalka işleyen hibrid bir sistemden daha kötüsü, çift başlılığa sürüklenmektir.

 

Doğrudur, en kötü yönetim modeli bile kaostan bin kere iyi, bin kere evladır.

 

Doğrudur, alternatifini üretmeden mevcut rejimi fiilen yıkmak, tam bir felaket olur. 

 

Doğrudur, iç ve dış terörle, ulusal güvenlik krizleriyle, artan tehditlerle, kuşatmalarla boğuşan bir Türkiye, emrivakilerle rejimini çökertme lüksüne sahip olamaz.

 

Ve ancak...

 

Muhalefet, ikide bir ‘tarafsızlık yemini’ silahına sarılmak yerine AK Parti gibi kendi önerilerini geliştirmeli değil mi?

 

Bastıracaksa, gerçekçi davranıp rejimi usulünce değiştirmek için bastırmalı değil mi?

 

 

* * *

 

 

Ya parlamenter sistem ıslah edilecek ya da safkan bir başkanlık rejimine geçilecek...

 

Nefesini sonuçsuz tartışmalarla tüketmektense teklifini yapıp toplumu ikna çabasına koyulmalı değil miydi Kılıçdaroğlu?

 

Fiili başkanlığa mukavemeti, o zaman çok daha etkili ve anlamlı olmaz mıydı?

 

Ha, tartışma erken başlamadı mı, anayasa reformunun aritmetik şartları oluştu mu ki derseniz, bakın o da doğru.

 

 Ne gerekli uzlaşma için zemin hazır, ne Türkiye’nin acil sorunlar listesi rejim değişikliğini öncelemeye müsait.

 

E madem öyle, fuzuli yere havanda su döverek ne diye rejimi yorup yıpratırsınız ki?

 


Nakarat tıpatıpmış iyi mi!

 


Dünkü “Adele’cilerle Ahmet Kaya’cılara bir teşekkür” yazıma içeriden ikaz geldi.

 

Zara, bilirkişi olarak olaya el koydu ve kendisinin de ‘Million Years Ago’ şarkısıyla ‘Acılara Tutunmak’ parçası arasında tını, ritim benzeşmesinden, melodi andırmasından, esintiler taşımaktan, çağrıştırmalardan filan daha ileri bir akrabalık yakaladığını söyledi.

 

‘Acılara Tutunmak’ bütünde farklı bir besteymiş ama ‘Million Years Ago’  bütünüyle hem de bire bir onun nakarat müziğiyle aynıymış.

 

Yalnızca ses ve yorumda ayrışıyorlarmış ama bu yine de, teknik olarak araklandığını kanıtlamazmış. 

 

Çıkarımlarım:

 

Bir; meğer araklama tartışması büsbütün yersiz, kuru kuruya bir PR patırtısı da değilmiş.

 

İki; karın notanın kitabını yazmış bir müzisyense, kulağına güvenip ezgi üzerine ahkam kesmeden önce ona sorman gerekirmiş.

X