"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

Ergenekon, şu iki fotoğraf arasındaki farkın adıdır

KİRADA oturan, ortalama bir gelire sahip bir adamdı Kuddusi Okkır. “Ergenekon’un kasası” diye tutukladılar.

Tutuklandığında sağlıklı, neşeli, hayat dolu, sapasağlam bir adamdı.

 

13 aylık tutukluluğun ardından ölümüne beş gün kala tahliye edildi.

 

O artık ölümün pençesinde bir adamdı.

 

Tahliyesinden beş gün sonra da öldü.

 

HAYAT DOLU BİR ADAM OLARAK HAPSE GİRDİ

 

2004 yılında birkaç kez Muzaffer Tekin’in sohbetlerine katılmıştı Kuddusi Okkır.

 

 Pek açmadı o sohbetler Kuddusi Okkır’ı... “Bunların yaptığı tamamen geyik” dedi ve oradan uzaklaştı. 

 

Ergenekon, şu iki fotoğraf arasındaki farkın adıdır

 

*

 

Aradan üç yıl geçti. 2007 yılında bir sabah kapısı çalındı. 

 

Devletin güvenlik güçleriydi gelenler.“Sen Ergenekon Terör Örgütü’nün üyesisin” dediler. 

 

Yetmedi. 

 

“Sen Ergenekon Terör Örgütü’nün kasasısın” dediler.

 

*

 

Gözaltına aldılar. 

 

Çıkarıldığı ilk duruşmada tutuklandı. 

 

*

 

O ana kadar hayat dolu bir adamdı Kuddusi Okkır. 

 

Gamsız, tasasız, dertlenmez, keder bilmez bir adam... 

 

Doktor arkadaşları, “Kuddusi! Sen bu halinle asla kanser olmazsın” diye takılırlardı ona.

 

ÖLÜME TERK EDİLMİŞ OLARAK HAPİSTEN ÇIKTI

 

“MERAK etme Sabriye! Hukuki bir hata yapıyorlar. En kısa zamanda tahliye olacağım” diyordu eşine Kuddusi Okkır... 

 

“Bana bir şey olmaz Sabriye... Ben burada devlete emanetim” diyordu eşine Kuddusi Okkır... 

 

Ergenekon, şu iki fotoğraf arasındaki farkın adıdır

 

*

 

Fakat çok geçmeden derdini kimseye anlatamadığını fark etti Kuddusi Okkır. 

 

Tek kişilik hücresinde bütün sıkıntısını içine attı. 

 

O hayat dolu, gamsız, tasasız adam gitti, yerine tepeden tırnağa keder olan bir adam geldi. 

 

*

 

Önce 15 kilo birden verdi. Konuşamaz hale geldi. 

 

Ardından sedyeye düştü. 

 

Nefes alamıyordu. 

 

Tuvalet ihtiyacını gideremiyordu. 

 

Şuurunu kaybetmişti. 

 

Kanser tüm hücrelerine yayılmıştı. 

 

*

 

O haliyle bile tahliye etmediler. 

 

Hastanelerde “sağlam” raporu verdiler. 

 

Ölümüne 5 gün kala tahliye kararı çıktı. 

 

Tahliye kararı çıktığında ise işte bu haldeydi.

 

SABRİYE OKKIR: BU BİR CİNAYETTİR

 

KUDDUSİ Okkır’ın eşi Sabriye Okkır, her şeyi ÇARŞAMBA SOHBETLERİ’nde anlattı.

 

Ergenekon, şu iki fotoğraf arasındaki farkın adıdır

 

*

 

İşte Sabriye Okkır’ın sözleri:

 

- Hukuk cinayeti işlendi, cinayeti işleyenler hesabını vermedi.

 

- Devlet, emanete hıyanetlik etti.

 

- Bütün ülke elbirliğiyle bu cinayeti izledi.

 

- Kuddusi tutuklanmadı, öldürüldü.

 

- Bugün Ergenekon yok diyorlar. O zaman soruyorum: Ergenekon yoksa Kuddusi nerede?

 

*


Hepsi ve daha fazlası...

 

Yarın HÜRRİYET’te...

 

KİLİS AH KİLİS

 

- SANKİ bir doğal afetmiş gibi Kilis’e roket düşmesi...

 

Öylesine tevekkülle karşılanıyor devleti yönetenler tarafından.

 

*

 

m Sanki bir sel, bir deprem gibi, bir yangın gibi...

 

Neredeyse “Takdiriilâhi” denilip geçilecek.

 

*

 

- Sanki Kilis’e “Senin IŞİD’in attığı roketlerin düştüğü yerde ne işin var” diyecek gibiler.

 

O dereceler yani.

 

*

 

- Sanki IŞİD sallamıyormuş o roketleri de o roketler kendiliğinden düşüveriyormuş gibi...

 

Öylesine sakinler.

 

*

 

- Sanki üzerlerine düşen roketlerle ölmeye alışmaları gerekiyormuş gibi... Bu yüzden protesto eden Kilislileri gaza boğuyorlar. 

 

BANA SIK SORULAN BİR SORU: DAVUTOĞLU İSYAN EDER Mİ?

 

SORUYU işittiğim anda...

 

Şu iki noktanın altını çizmekle yetiniyorum:

 

*

 

- BİRİNCİ NOKTA: Erdoğan ile Davutoğlu arasındaki ilişki, iki eşit arasındaki ilişki değildir. Bu ilişki, “lider” ile “genel başkan” arasındaki ilişkidir. Davutoğlu, ilişkinin böyle bir ilişki olduğunun farkındadır.

 

*

 

- İKİNCİ NOKTA: Davutoğlu’nun Erdoğan’a isyan etmesini beklemek, ham bir hayalden öteye geçemez. Davutoğlu, Erdoğan’a isyan etmez. Sadece ve sadece durumu idare etmekle yetinir.

 

MUHARREM USTA’YA AÇIK MEKTUP

 

SEVGİLİ Muharrem.

 

Trabzonspor’un başına seçildiğin gün çok sevinmiştim.

 

Senin uygar ilişkiler kurabilen, medeni bir insan olduğuna tanıklık etmiş, Trabzonspor’u çok farklı bir yöntemle yöneteceğine inancımı vurgulamıştım.

 

*

 

Sevgili Muharrem.

 

Bugün önünde zorlu bir sınav var:Sahaya inen, hakem yaralayan o zorbaya karşı...

 

Çok etkili, çok radikal, çok net ve çok sert bir tavır koyman gerekiyor.

 

Çünkü o zorba, o yumrukları sadece hakeme atmamış, ilk golde rakip takımı alkışlayan Trabzonspor taraftarlarına da atmıştır.

 

Başta sen olmak üzere bütün Trabzonspor camiası, o saldırıyı kendinize karşı yapılmış bir saldırı olarak algılamazsanız...

 

Bu tür zorbalıklar, Trabzonspor’u esir almaya devam edecektir.

 

*

 

Sevgili Muharrem.Dün zorbalığı yapan adam, karakol önünde kahraman gibi karşılandı.

 

Lütfen ilk adımı at ve hem bu adamın, hem de onu kahraman gibi karşılayanların sizden olmadıklarını haykır.

 

*

 

Sevgili Muharrem.Seçildiğin ilk gün senin için yaptığım tanıklığın ve sana olan inancımın devam edebilmesi için...

 

Merak ve özlemle atacağın adımları, söyleyeceğin sözleri, takınacağın tutumu bekliyorum.

X