"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

Ekrem İmamoğlu’nu bekleyen yakın tehlike

Hatırlıyor musunuz?

Binali Yıldırım’ın eşi Semiha Hanım için ne güzel sözler söylemişti Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dilek İmamoğlu!

“Ben Semiha Hanım’a baktığımda kendi annemi, kendi ablamı görüyorum. Onların tercihi de Semiha Hanım’ın tercihi gibi” demişti.

Ekrem İmamoğlu’nu bekleyen yakın tehlike

Bu sözler unutulmuş gibi... Mine Kırıkkanatgiller falan Dilek İmamoğlu’nun Cumhuriyet konserinde giydiği kıyafeti öne çıkararak...

“Tam bir Cumhuriyet kadını” diye goygoy üstüne goygoy yaptılar.

*

 “Tam bir cumhuriyet kadını” vurgusunun altında yatan duyguyu, hepimiz çok iyi biliyoruz.

O duygu... “Oh be! Bıkmıştık şu sıkmabaşlardan” duygusudur.

O duygu... “Başörtülü first lady’e baktıkça yıllardır kahroluyorduk” duygusudur.

O duygu... “İlle de başı açık olsun” duygusudur.

*

Siyasetteki mücadele alanı... Ne zaman başörtüsüne odaklansa... Ne zaman yaşam tarzına indirgense... Ne zaman değerler alanına çekilse...

Hep şu iki şey oldu, oluyor:

BİR: Hem muhafazakâr yaşam tarzı aşağılanarak büyük bir ayıba imza atılıyor.

İKİ: Hem de muhafazakârların AK Parti’den kopmaları imkânsız hale geliyor.

Ekrem İmamoğlu, İstanbul’da işte bu kısırdöngüyü kırmış, bozmuş, yıkmış bir siyasetçidir.

Siyasetteki mücadele alanını... Başörtüsünden, değerler alanından, yaşam tarzından çekip çıkardı İmamoğlu. Sokağa indi, AK Parti’ye oy vermiş insanları kucakladı, Kuran okudu, camiye gitti, yaşam tarzlarına saygıyı kendisine bayrak edindi.

Ve kazandı.

*

Sultanahmet’teki Cumhuriyet konserindeki Dilek İmamoğlu’nu “İşte tam bir Cumhuriyet kadını” diye selamlayanlar, işte bu büyük kazanımı sabote ediyorlar.

*

AK Parti seçmeni, bu türden imalı ve aşağılayıcı yaklaşımları görünce...

Bütün eleştirilerini paranteze alıp yeniden partilerine dönüyorlar.

*

Ben en çok bu yeni durum karşısında Ekrem İmamoğlu’nun ne yapacağını merak ediyorum.

Bu tehlikenin farkına varacak mı?

Yoksa giydiği smokinin, kendi tabanından aldığı alkışın büyüsüne kapılıp “Aman boş ver, ne olursa olsun” havasına mı girecek?

UTANÇ VERİCİ SAÇMALIK: ATATÜRK’ÜN BENZERİ

ATATÜRK’e benzerliğiyle bilinen bir adam var.

Sarıya çalan saç boyasıyla her milli günde ortaya çıkıyor ve Atatürk’e olan benzerliği üzerinden prim yapmaya çalışıyor.

Ahali de sağ olsun, adama hakiki Atatürk muamelesi çekerek bu oyunun figüranı oluyor.

Bu adam üzerinden Atatürk’ün berbat bir müsamere oyuncağına çevrilmesine artık dur demeliyiz.

BALIK-EKMEK YEMEK BİR İSTANBUL GELENEĞİDİR

EMİNÖNÜ’nde balık-ekmek yemekle ilgili nice hatıra dinlemiş biri olarak...

Diyorum ki: Eminönü’nde balık-ekmek satma olayını radikal bir şekilde kaldırıp bir tarafa fırlatmak yerine ıslah etmeyi denesek?

Hatıralarımız birer birer öldürülürken...

Bari bu hatıra, ıslah edilmiş bir şekilde yaşamaya devam etse?

İKİSİNİ DE ÇOK TUTTUM

BİR: Cumhuriyet Bayramı nedeniyle Ödemiş ahalisinin hep birlikte cadde ve sokaklarda uyumlu bir şekilde zeybek oynamasını... Çok tuttum.

İKİ: İYİ Parti’den Ümit Özdağ’ın Diyanet İşleri Başkanı’na yazdığı uzun ama etkili Cumhuriyet ve Atatürk mektubunu... Çok tuttum.

SAYGI ÖZTÜRK’ÜN ‘MENZİL TARİKATI’ KİTABI

MENZİL diye bir tarikat var, malum. Ve bu tarikatın bazı bakanlıklara sızdığına dair iddialar var.

Yıllardır bu iddia dillendirilir ama nedense içimizden hiçbir gazeteci, bu tarikatla bir temas kurup bu iddialarla ilgili ne düşündüklerini sormayı akıl etmedi, edemedi.

*

Gazeteci Saygı Öztürk, hiçbirimizin yapmadığını yapmış.

Menzil tarikatının kapısını çalmış... İddiaları sormuş... Sadece iddiaları değil, Menzil’e dair her şeyi derleyip toplamış... Ve kendi bakış açısıyla ‘Menzil: Bir Tarikatın İki Yüzü’ adlı bir kitap ortaya çıkarmış.

*

Kısacası gazetecilik ölmedi, Saygı Öztürk’ün son kitabında yaşıyor.

BU SEFER TAMAMEN BURHAN KUZU’CUYUM

FATİH Tezcan denilen şahsın her milli günde ortaya çıkıp yaptığı provokasyonlara AK Parti’nin önemli bir ismi, ilk kez “dur” dedi.

*

Dedikleri şunlar Kuzu’nun:

“Fatih Tezcan yine zırvalamış. Tek derdi provokasyon. Atatürk’e ve Cumhuriyet’e karşı ağır sözler söylemeye devam ediyor. Bunları tasvip etmek mümkün değildir. Muhtemelen bir yerler adına bu tür deli saçması sözleri sarf etmiştir. Gerekli soruşturma başlatılmalıdır”.

*

Çok eleştirdim, çok saydırdım kendisine ama bu kez sonuna kadar Burhan Kuzu’cuyum.

Ekrem İmamoğlu’nu bekleyen yakın tehlike

BU ALÇAKLIĞA CEVABI İMAMOĞLU VERMELİDİR

ZAFER Arapkirli diye bir adam var. Fatih Tezcan’ın karşı taraftaki kopyası. Tam bir provokatör. İstanbul’daki Cumhuriyet bayramı kutlamalarının fotoğrafını koyup üstüne “İSTANBUL (bi nevi) DÜŞMAN İŞGALİNDEN KURTULUŞUNU KUTLUYOR” yazmış.

*

Bu alçaklığa, bu ayrımcılığa, bu habisliğe, bu aymazlığa, bu hainliğe, bu sorumsuzluğa cevabı Ekrem İmamoğlu vermeli.

“Ne düşmanı a be alçak! Ne yaptığını sanıyorsun sen” falan demeli.

BİR ÇİFT SÖZÜM VAR

BİR: Sözüm Cumhuriyet Bayramı’nda havai fişek atan İstanbul Belediyesi’ne: Havai fişekler atılırken kuşlar ağlıyor. Vazgeçin şundan.

İKİ: ABD Meclisi, Ermeni tasarısını kabul etmiş... Sözüm Ermenilere: Bunların derdi siz değilsiniz, bunlar sizi siyasi koz yapmışlar.

X