"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

Yalçın Bayer: Bahçeli, hani iş takipçiliği yapmayın demişti

Yalçın BAYER

Evet, hükümet kurulduğunda milletvekillerine ‘‘İş takipçiliği yapmayın’’ demişti Devlet Bahçeli...

Günlerdir Mersin'deki bir oda öyküsünü aktarıyoruz.

Devam ediyoruz.

İçel Esnaf ve Sanatkárları Odaları Birliği Başkanı Vahit Çekmez, ‘‘Odalar, sendikaları bastırıyor’’ (13.5.2000) başıklı yazıya doğal olarak bir açıklama gönderdi. Konu Mersin Şoförler ve Otomobilciler Başkanı Veysel Sarı ile ilgili... Sarı'yı biliyorsunuz, sevgilisine kullandırdığı makam aracı Mercedes'le kaza yapan kişi...

Ancak ilginç bir durum ortaya çıktı.

İlk önce Sanayi ve Ticaret Bakanı A. Kenan Tanrıkulu, Sarı hakkında köşemizde yer alan iddialar üzerine 4.5.2000'de şu açıklamayı yapmıştı:

‘‘1- (Sarı hakkında) Söz konusu müfettiş raporunda yer verilen hususlar, adı geçen odaya tebliğ edilmek üzere İçel Valiliği'ne 21.1.2000 tarih ve 37 sayılı yazımızla gönderilmiştir.

2- Diğer taraftan Şoförler Odası Başkanı Veysel Sarı'nın sahtecilik suçundan mahkûm olması nedeniyle odanın yönetim kurulu üyeliğinden 507 sayılı kanunun 20. maddesi uyarınca kendiliğinden sona ermesi gerektiği hususu 9.2.2000 tarih ve 107 sayılı yazımızla İçel Esnaf ve Sanatkárlar Odaları Birliği'ne gereği yapılmak üzere tebliğ edilmiştir.’’

Peki gönderilen yazıların gereği yerine getirildi mi?

Hayır!

İçel Esnaf ve Sanatkárlar Odaları Birliği Başkanı Vahit Çekmez, Sarı'nın, sahtecilik iddiasıyla bakanlıkça görevden alınma yazısını Mersin Şoförler ve Otomobilciler Odası'na ilettiklerini, ancak bu emrin yerine getirilmediğini, bunun üzerine Savcılığa suç duyurusuna bulunulduğunu bildiriyor.

Ve en önemli noktayı açıklıyor Çekmez:

‘‘Gazetedeki yazınızda Veysel Sarı hakkında bakanlık müfettişi raporunun, İçel Valiliği'ne gönderildiği açıklaması karşısında konu tarafımızdan da araştırılmış ve herhangi bir müfettiş raporunun valilikçe alınmadığı tespit edilmiştir.’’

MHP'Lİ MİLLETVEKİLİ

Yani Bakan'ın ilk paragrafta, odaya iletilmek üzere gönderildiğini söylediği müfettiş raporunu birlik başkanı ‘‘Almadım’’ diyor.

Sarı'yı bir takım güçler kolluyor, kol kanat geriyor.

Özellikle de MHP İçel Milletvekili Hidayet Kılınç ve MHP'li Davuttepe Belde Belediye Başkanı Fazlı Açık yapıyorlar bunu... Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'na gidiyorlar, Esnaf ve Sanatkárlar Genel Müdürü Mustafa Özcan'a, Bakanlık Müsteşarı'na baskı yapıyorlar... Sarı'nın 'Şoförler Odası'ndan kurtulmak amacıyla 'Otomobilciler Odası' kurmak isteyen 301 imzalı dilekçeye 'uygundur' kararı verilmesine karşın, bakan tarafından iptal edilmek zorunda kalınıyor.

Bakan kendi partisinin siyasetçilerine direnemiyor.

Çünkü Sarı, ‘‘Ben 1980 öncesi ülkücüydüm’’ diyor.

Evet, yukarıda sözünü ettiğimiz müfettiş raporu hangi makamdadır.

Valilikte mi, müdürü yeni atanan İl Ticaret Müdürlüğü'nde midir?

Yoksa Sarı'ya müdür mü sahip çıkıyor?

Sarı, ‘‘Gelsin yüreği olan beni görevden alsın’’ sözünü boşuna söylemiyor.

Sıkılmayın... Bunları ayrıntılı yazıyoruz ki, kepazelikleri bilesiniz. Bakın küçük bir 'Susurluk Kazası' daha ortaya neleri çıkardı.

Boşuna demedik, artık 'sendika ağalığı' bitti, 'oda ağalığı' başladı diye...

Şoför Başkanı, ‘Hatam oldu’ diyor

'Mersinli bir Türk evladı'

MERSİN Şoförler Odası Başkanı Veysel Sarı ise kendisini şöyle savunuyor:

‘‘Bazı güçler beni hedef seçtiler. 1996'da muavinlikle şoförlüğe başladım. 1994 temmuzunda 31 yıllık saltanatı devirerek oda başkanı oldum. Odama trilyonluk bina yaptım, sağlık merkezi kurdum. 15 bin şoförüme hizmetlerimi çekemeyenler var. Bono sahtekárlığı denilen olay, haberim olmadan verilmiş bir karardı, iade-i mahkeme istedim, bu suçu temizledim. Sabıkasızlık kaydı aldım. Çünkü hukuka inanırım. Kaza olayı derseniz, hayatımdaki tek hatamdır, herkesten özür dilerim. Evet yanımdaki Ankara'dan bir hanım arkadaşımdı, kendisine yardımlarım olmuştu. yemekten gelirken makam arabamın aynası kırılmıştır. Ortada aşk-maşk yoktur. Bir takım eksikliklerimden yararlanıp bana Bizans oyunları oynanıyor. Bakanlıktan gelen müfettiş rapor tutarak, kazanın hasarını odadan karşılama gibi bir takım yanlışları düzeltin demiştir... Ama müfettişin kararı nihai bir karar değildir. Geçen yıl da Ankara Ahlatlıbel'de kaza yaptığım da doğrudur; ancak arabanın onarım parası Yönetim Kurulu kararıyla odadan karşılanmıştır. Onlar isteyince ben ne yapabilirim? Mersin'deki Esnaf Birliği'nin beni görevden aldırmak istemesi acele alınmış bir karardır. O da ANAP'lıydı, şimdi DSP'li olduğunu söylüyor. Savunmamı verdim, sonuçlanan bir şey yoktur şu ana kadar... Mafya usulü kongre yaptığım iddiaları doğru değildir. MHP sempatizanıyım, milletvekili Hidayet Bey'i 'Mersinli Türklerden biri' olarak tanımlayabilirim, ben de 'Toros çocuğuyum.' DYP'ye de Milletvekili Ayfer Yılmaz'la yemek yiyecek kadar yakınım. Vali Şenol Engin, İdmanyurdu takımı yüzünden benim düşmanımdır. Bana yönelik tepkilerin ardında verdiğim hizmetlerin engellenmek istenmesi, plaka meselesi vardır. Ben taksicilerin ayrılmak istemesine, şoförler bölünmesin diye karşı çıkıyorum, çünkü hiçbir şeyleri yok.’’

İşte çok güvendiğimiz bir sivil toplum örgütünün başındaki kişinin portresi ile ilgili ipuçları...

Onur kırıcı

GARANTİ Bankası'ndan 500-600 kişi çıkartıldığını yazıyorsunuz. Bu bir şey mi, beterin beteri vardır. Vestel Elektronik'te bu olay her zaman yaşanır. Türkiye'nin ve dünyanın en büyük elektronikçisi olduğunu iddia eden ve medyada her zaman görülen Vestel'de bilinmez ki, müdüründen şefine, mühendisinden işçisine kadar her yıl yüzlerce kişi işten atılır. Dikkat edin 'çıkarılıyor' demiyorum, atılıyor. Atılanlar neredeyse dernek kuracak hale geldi. Artık bizim gibilere sahip çıkan bir hükümet, kurum ve kişi yok. Hiç olmazsa, Vestel'e girmeyi hayal ve arzu edenlere söyleyeyim; girseler bile iki-üç yıl içinde işten atılacaklarını bilsinler.

Adı saklı-İZMİR

GÜNÜN SÖZÜ

‘‘Öylesine ezilmiş, aşağılanmış, horlanmış, özgüvenini yitirmiş bir toplumuz ki, Avrupalıyı yenip UEFA Kupası'nı kazanmak bize sanal gibi geliyor.’’

(İlhan Selçuk)

X