"Onur Baştürk" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Onur Baştürk" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Onur Baştürk

Yakın geleceğin lüks Asmalımescit’i

Çarşamba günü öğleden sonra Akaretler’deki W Kitchen’da oturuyoruz.

Akşama yılbaşı öncesi partisi varmış W Oteli’nin önünde.

Nasıl hummalı bir hazırlık var.

İki adım ötemizdeki Cafe Nero dolu zaten. Onun yukarısındaki Al-Jamal de sokak partisine hazırlanıyor.

Buraları gece bile bu kadar hareketli görmemiştim.

Keza gündüz saatlerinden sonra gece de civardaydım. Aynı kalabalık, aynı şatafat, aynı parti gürültüsü...  Akaretler bir proje olarak ortaya çıktı ama hemen yukarısındaki Nişantaşı’ndan rol çalıyor artık.

Mekanları oturdu, insanlar burada eğlenmeye, yeme-içmeye alıştı (en iyi yemek Pastarito’da, en iyi sosyalleşme W Kitchen’da, en kaliteli bar Der, Die, Das’ta, ortaya karışık eğlence Al-Jamal’de, en iyi meze Kalamata’da).

Akaretler’in en olmayan tarafı ise lüks mağazaları.

Mağazalar da olmadığının farkında olacak ki, neredeyse her ay kapanma kararı alıyorlarmış. Ama her seferinde bu karardan vazgeçiliyormuş.

İşin kötüsü epeydir bu mağazalara yeni ürün de gelmiyormuş.

Şimdi tek tük gelmeye başladı diyorlar. Ama nafile. Lüks mağaza buraya gitmedi, ten uyuşmazlığı oldu. Yakın zamanda o mağazalar teker teker kafe-bar filan olur, söyleyeyim. Gidişat o yönde.

Hatta yokuşun yukarı kısmında boş kalan yerler de yavaş yavaş dolar ileride. Farklı kafelerle...  Hatta malum zincir kafelerimizden biri buraya demir atabilir.

Kısacası Akaretler, yakın geleceğin biraz daha lüks Asmalımescit’i olmak üzere. Demedi demeyin.

En ilginç ‘karşı daire’ mail’leri

Hakkasan’ın karşısındaki dairede perde ve ışıklar açıkken çıplak dolaşıp seks yapan genç çifti yazdıktan sonra sormuştum ya, “şikayet etmeye hakkımız olabilir mi?” diye.

Çok ilginç mail’ler geldi sizden. Onlardan sadece üçünü paylaşıyorum, kısaltarak... Sonuncusu aslında başka bir konuya yelken açıyor, ama değindiği mesele önemli, o yüzden yayınladım, bilginize.

1. KARDEŞİM ÖNÜNE BAK, RAHATSIZ OLUYORSAN...
“Bence şikayet etmeye hakkımız yok. Ama öyle bir ülkede yaşıyoruz ki, herkes kendi hayatından çok başkasının hayatıyla ilgili.
Üç sene New York’ta yaşadıktan sonra buraya dönünce iyice anladım. Aşırı bir merak var. Sevgilinizle azıcık bir samimi harekette -ki bu gayet basit bir şekilde öpüşmek de olabilir- hemen uyarı alıyorsunuz. Her seferinde de bahane şu: Diğer müşterilerin rahatsızlığı!! Kardeşim önüne bak, rahatsız oluyorsan.
Hoş, rahatsız olunacak ne varsa, o da ayrı. Bir azgınlık, kendini kontrolsüzlük hali mi geliyor böyle şeyleri görünce? Milletin özel hayatına burnunu sokmaktan bu denli hoşlanan insan varken kimsenin hayatı kendinin değil maalesef, kamu mülkü!” (Özge)

2. KANUN ÇIKAR, İŞ BİTER!
“şöyle düşünelim... Benim bir evim var. Dışarıdan çok net görülüyor. Perdeleri kapatmıyorum, ışıklar yanık... Çırılçıplak dolanmakla kalmıyorum, hatta ve hatta tuvaletimi yapıyorum! şimdi daha net oldu sanırım. Meselenin hukuki yönünü bilmem, ama ahlaki yönü bence önemli. Çünkü kimse beni o halde görmek istemez.
Rahatsız olurlar, kolluk güçlerine bildirirler, onlar da çaresiz kalınca konu meclise gelir, kanun çıkar, iş biter.” (Ömer)

3. TEŞHİRCİLERİ BIRAK, ŞU TACİZE BAK!
Kendimden bir örnek vereyim size. Bir havayolu şirketinde uçuş hostesiyim. ışimin önceliği uçuş güvenliği ve yolcularımızın konforlu bir uçuş yaşamaları.
Ama maalesef hostesler ya garson ya da seks objesi muamelesi görüyor. Son uçuşumda bilinen bir işadamı beni kendine resmen köle etti. Önce ‘yolcudur nazlanıyor’ diye düşündüm. ınerken cebime kartını sokuşturunca sinirlendim.
Kartı alıp onun cebine tekrar koydum. Bunu hazmedemedi ve şirketime uçuş boyunca kendisine agresif tavırlar sergilediğimi şikayet olarak bildirmiş.
şimdi savunma istiyor şirketim benden. Adalet ve ahlak bunun neresinde?” (S.T.)

Candan Grabo

Candan Erçetin’in yeni albümünün kapağındaki fotoğrafını görünce direkt aklıma o geldi. O kim? 1930’ların ünlü oyuncusu Greta Garbo.

Garbo’nun o dönemki stiline bu yeni kapak fotoğrafıyla çok ama çok yaklaşmış Erçetin. Bakış, duruş, Garbo tarzı kesilmiş saçlar ve az da olsa inceltilmiş kaşlar...

Ama ne yalan söyleyeyim, sevmedim kapak fotoğrafını.

Hani siyah beyaz yapsalar bir derece, daha şık olurmuş.

Bu haliyle, hele hele bu fotoğraf ışığıyla 80’lerdeki albüm kapaklarını anımsatıyor. Demode.

Neyse, bu da bir tercihtir tabii, bilinmez...

X