Şanghay’da bıraktıklarım

Geçen haftaki Şanghay seyahatimde Çinliler’le ilgili önyargılarımın çoğu paramparça, sonra da un ufak olarak yok oldu.

Haberin Devamı

Çin’de bulunma nedenim Şanghay’daki Ankara günleriydi. Oraya büyükşehir belediyesi yetkilileri, bürokratlar, milletvekilleri, gazeteciler, sanatçılardan oluşan 115 kişilik kalabalık bir ekiple gittik. Şanghay’daki Ankara günleri, ‘dostluk, kültür ve ticaret köprüsü nasıl kurulur’un alkışlanması gereken güzel bir örneğiydi bence.
Dünyanın en kalabalık ülkesi olan Çin’i, çok kalabalık, kedi köpek yiyen, çalışmaktan feri sönmüş robotlaşmış insanlar topluluğunun yaşadığı bir yer olarak bilirdim.
Yanılmışım.
YOLDAN ÖNCE SES BARİYERİ İHALESİ!
Şanghay’da bunaltıcı bir insan yoğunluğu yok; şehir kalabalık ama emin olun İstanbul’un kalabalığının yanında solda sıfır kalır.
Çin, cumhuriyet gibi görünse de eski komünist rejimin izlerini taşıyan merkeziyetçi bir sistemle yönetiliyor. Ama devlet halkına çok iyi bakıyor. Bizimkiler E5 kenarına ses bariyeri koyup koymamayı düşünürken, orada yeni yollardan önce ses bariyerlerinin ihalesi yapılmış bile. Yapılanmanın ne kadar iyi olduğunu trafik çilesine son veren 6 katlı yollar ve New York’u aratmayan gökdelenler ortaya koyuyor zaten.
ÇİN’DE KEDİ KÖPEK YENİYOR MU?
Gelelim şu meşhur kedi köpek yeme meselesine. Çin’de kedi köpek yenmesi yıllar öncesinde kalan bir efsaneymiş; zaten azalan bu beslenme şekli batının tepkisi ve özellikle 2008 Olimpiyatları’ndan öncesinde tamamen bitmiş. “Karada insan havada uçak dışında ne bulsak yeriz” diyen güney kasabalarından Guangdong’dan yayılan (ki denilene göre bir dönemin Çin merkezli korkunç hastalık SARS da bu bölgeden çıkmış) ve tüm ülkeye mal edilemeyecek bir efsane olarak mazide kalmış.
Şanghay’da hava sürekli puslu ve isli. Halk, “mavi gökyüzünü gördüğümüzü hatırlamıyoruz” diyor. Sesi ve havayı hapseden gökdelenler şehrin bunaltıcı atmosferine hiç de hoş olmayan bir katkı sağlıyor. Ama Çinliler bu boğucu atmosfere rağmen tahmin ettiğimin aksine donuk ve robot gibi değil, son derece sıcak, güler yüzlü, yardımsever ve iyimser insanlar.
DEPREMİ ANLATAN FİLMDEN GİŞE REKORU
Çinliler’in hayatlarında sadece iş güç yok. Ve sanılanın aksine sadece Jackie Chan ve Bruce Lee’li vurdulu kırdılı filmleri değil duygusal filmleri de seviyorlar.
Bu yaz 70 milyon dolarla, tüm zamanların en fazla hasılatını yapan yerli filmi olan Aftershock (Dadizhen) bunun en güzel örneği.
240 bin kişinin hayatını kaybettiği 1976 Tangşan depremi sırasında ayrı düşen bir anne kızın yaşadıklarını anlatan film, Çin halkını gözyaşlarına boğmayı başarmış ve kırdığı rekorla Çin sinema tarihine geçmiş bile.

Çakma markalar

Haberin Devamı

6 katlı yolların birbirinin üzerinde dans ettiği, trafik sorununu çözmüş, çabuk yapılaşmış, New York’vari gökdelenlerinden ışık saçan bir şehir Şanghay. En pahalı markalar en büyük dükkanlarını burada açmışlar. Diğer yanda her hızlı gelişmiş şehir gibi buranın da arka sokakları ve pazarlıkla 10’da birine alınabilen malların satıldığı pazarları var. Şehre gelen turistlerin en fazla ilgisini çeken alışveriş ise orijinaliyle birebir aynı çakma saat ve çantalar.
Buradan yola çıkarak, geçen hafta İstanbul’u ziyaret eden Louise Vuitton’un CEO’su Yves Carcelle’e kötü haberim var.
Louis Vuitton’un enfes bir mağazasının bulunduğu Şanghay’ın arka sokaklarındaki dükkanlarda Louis Vuitton’ların birebir çakmaları peynir ekmek gibi satılıyor.
Carcelle, Çin’de, ilk mağazalarının açtıkları günden beri her yıl yüzde 40 büyüdükleri belirtmişti.
Kara pazarda da bir o kadar, hatta belki daha da fazla büyüdükleri üzülerek söylemem gerek.

THY’de neden Türk filmi yok?

Haberin Devamı

İstanbul’dan Şanghay’a THY ile uçtum. THY’nin film seçkisi, kabin içi servisi ve hizmeti kadar iyi değil ne yazık ki. Bu konuda çok başarılı bulduğum Emirates’i örnek alsalar seçkide eminim çok daha fazla yeni ve kaliteli film seçeneği olurdu.
Neyse ki arada The Curious Case of Benjamin Button, Zodiac, Invictus, Marley and Me, A Good Year, Analyze That, Walk the Line, Casablanca gibi eski yeni hallice filmler vardı da durumu kurtarıyordu.
Ama bizim erkek yolcuların ağırlıkta olduğu uçakta en çok Predators (Avcı) izlendi o ayrı. Erkek milleti işte, hiç değişmiyor!
Ve bir küçük eleştiri. Türk sineması aldığı ödüllerle sınırları aşmış ve bir anlamda yeniden doğmuşken THY film menüsünde neden tek bir Türk filmi yok acaba?


Haydi barınaklara

Haberin Devamı

9 günlük upuzun bir bayram tatili. Barınak personeli izinli, tatilde, orada, burada. Tel örgülerin arkasındaki çaresiz kedi ve köpekler ise aç ve susuz.
Her bayram olduğu gibi yakınlarındaki barınaklara gidip, oradaki canlara el uzatanlar büyük sevap işlemiş olacaklar.
Lütfen ama lütfen hapsedilen çaresiz hayvanları yalnız bırakmayalım. Gittiğiniz barınaklarda gördüklerinizi bana yazın, buradan herkesle paylaşalım.

Yazarın Tüm Yazıları