"Güzin Abla" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Güzin Abla" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Güzin Abla

‘Perişan olan sadece iki kişi değil’ yazısı için yorumlar

Erkekler evdeki eşlerinden asla vazgeçmezlerMerhaba, cumartesi günü (01. 08. 2009) “Perişan olan sadece iki kişi değil” başlıklı yazıyı okudum.

Ben de benzer bir durumdayım. Genç yaşta, eşim beni seviyor diye evlendim. Ben de nasılsa severim dedim. Olmadı, sevemedim ama iş işten geçti. Yıllarca çevre ne der diye ve eşim beni sevdiği için ona acıdığımdan ayrılmadım. Aradan yıllar geçti, çocuklar oldu ama hâlâ sevemedim eşimi.
Zamanla daha da kötüye gitti ilişkimiz; işin garibi, artık kendime de acıyordum, yaşayamadığım duygular ve her şey için… 20 yıl sonra ayrılmaya karar verdim. Tek başıma yalnız ama mutlu olmaktı amacım. Ama tam da bu sırada aynı işyerinde çalıştığım biri çıktı karşıma. Evliliklerde, eşler arasındaki durum ne olursa olsun sadakate inanırım eğer bitirmeye karar verilmediyse, ne olursa olsun eşe sadık kalınmalı bence de. Ama insan öyle bir kanıyor ki... Bu kişi pek fazla tanıdığım birisi değildi ama söylediğine göre yıllardır beni seviyordu. Ben de onu sevdim. Hiç yaşamadığım, hissetmediğim şeylerdi gerçekten. Onu çok sevdim. Evliydi, üstelik eşini tanıyordum, güzel bir kadındı. Ona “Eşin seni seviyor” dediğimde, “Ama ben de seni seviyorum, bizim ilişkimiz de iyi değil, onun gitmesini bekliyorum, eminim anlayıp gider yakında” dedi hep. Ona çok bağlandım. Ama sonra ayrılmak zorunda kaldık. O son gece bana “Seni çok seviyorum” dedikten sonra gidip eşine bizi anlatmış ve ona “İstersen beni terk edebilirsin”  demiş. Eşi de ona “Ben bir yere gitmiyorum, kim giderse gitsin” demiş. O da sesini çıkarmamış. Yani kısacası; erkekler aslında evdeki eşlerinden asla vazgeçmiyorlar. Dışarıda bir ikinci de olması onlar için tabii çok daha uygun.  Ayrılmak istese, gerçekten istese, en fazla üç yıl sürer, kimse kimseyi zorla tutamaz sevgi olmadıktan sonra. Bu tür evliliklerde eşler birbirlerine bir şekilde alışmış oluyorlar; yani biri aldatmaya, diğeri de aldatılmaya. Çıkarları nedir bilmiyorum... 
RUMUZ: AŞK VE NEFRET

Bence de eşler artık birbirlerini sevmeseler de, onları birbirlerinden kopmaktan alıkoyan tek neden; alışkanlık. Bu arada ailede sevgisizlik söz konusu ise, araya bir üçüncü şahıs girebiliyor kolaylıkla. Ama evdeki eşten de ayrılmak hiç kolay değil. Böyle üçlü bir beraberlik ise erkek için çok heyecan verici.

Adam karısından ayrılsaydı, kadının gözü çocuklarını görmezdi

Ben B.K. rumuzlu hanımın yazdıklarına pek inanmadım. Çünkü evli olan sevgilisi bu hanım için bu derece deli divane olsaydı, ne yapar eder karısından ayrılırdı. Ve adam karısından ayrılsaydı, bu hanımın da gözü çocuklarını falan görmez, anında kocasını terk ederdi. Ve tabii bu bana klasik evli erkek numarası gibi geldi. Evli erkekler hep aynı şeyi söylerler, “Karıma ‘ayrılalım’ dedim. O bana, ‘seni seviyorum’ dedi. Çocukları bahane etti, ‘intihar ederim’ dedi” v.s. Ama aslında gerçek öyle değildir. Aslında o adam karısını seviyordur, kopamıyordur.
Karısı anlamasın diye evde ne numaralar çeviriyordur. Bu kadını da bir şekilde idare edip, onunla da gönlünü eğlendiriyordur. Sonuçta bir anne, bir adım atarken her şeyden önce evlatlarını düşünmeli, çocuklarına laf getirmemeli, onların sağlıklı yetişmesi için çalışmalı. Böyle kocasıyla da beraberken, çocukları varken, bir kadın 5 yıl boyunca 2 kocalı bir hayat sürerse, hiçbir erkek onun için karısını boşayıp, çocuklarını annesiz babasız bırakmaz. Yazık, B.K.’ye acıdım; “üniversite mezunuymuş”.

Belli bir eğitim almış bir kadın böyle hovarda ruhlu, evli bir erkeğe kendini kullandırmamalıydı.    
RUMUZ: ANGORA

Eğitim alsa da almasa da bazen işte insan böyle zaaf gösterebiliyor. Yaşamın insana neler getireceğini önceden bilebilmek mümkün değil. Tabii ki böyle olmamalıydı, bunu yapmamalıydı.

Ama işte her zaman mantık ön plana çıkamıyor, ne yazık ki…

X