Oy azınlığı ile cumhurbaşkanı seçmek vicdanları yaralar

TÜRKİYE'de sapla saman her zaman karıştırılır. Yok cumhurbaşkanlığı seçimi, yok Erdoğan cumhurbaşkanı olsun mu olmasın mı, ortalık toz duman. Ama hiç kimsenin olayın perde arkasını incelediği yok.

Haberin Devamı

2002 Genel Seçimleri'nde AKP'nin aldığı oy oranı tüm seçmenlere (41.407.015) göre %26, geçerli oylara (31.510.007) göre ise %34.43. CHP’nin aldığı oy oranı da %19.41.

TBMM’ye giren iki partinin, geçerli oyların %53.84’ünü aldığı görülür.

- Birinci saptama; iki parti geçerli oyların sadece 16.963.547’sini almıştır. Yani bu Meclis, toplumun azınlığını temsil etmektedir. 41.407.015-16.963.547 = 24.443.468 seçmen TBMM’de temsil edilmemektedir.

- İkinci sapmama; iki parti toplam seçmenin %40’ının oyunu almıştır.

- Üçüncü saptama; Türkiye'yi 4.5 yıldır yöneten AKP toplam 10.848.704 oy alarak, TBMM'nin 2/3’ünü kazanmıştır. Bu nasıl demokratik bir olaydır?

- Dördüncü saptama; toplam seçmenin sadece %26’sının oyunu alarak 4.5 yıldır iktidar olan AKP, nasıl bu oy azınlığı ile cumhurbaşkanı seçmeye talip olmaktadır? Seçecekleri cumhurbaşkanı Türkiye'yi değil sadece AKP seçmenini temsil etmeyecek mi? Yani genel seçmenin -41.407.015 kişinin- %74'ünün karşı olacağı bir kişi nasıl Türkiye Cumhuriyeti'nin 11. cumhurbaşkanı olabilecektir?

Bir ülkede cumhurbaşkanının, en azından tüm seçmenin %51’inin çoğunluk oyuna dayanması gerekmez mi? Türkiye Cumhuriyeti'ni yönetenler, Başbakan, Meclis Başkanı, AKP, CHP, tüm partiler, ordu, yargı organları, üniversiteler, STK’lar, sendikalar, işadamları...

Herkes başını önüne eğip biraz düşünmeli.

Semih KALKANOĞLU- Elektrik Mühendisi

GÜNÜN SÖZÜ

"Tarih tekerrürdür derler, kim bilir 'ılımlı', 'ılımsız' demeden İslam'ı kurtarma görevi belki de yine Türklere, Kemalistlere nasip olacaktır."

(Aydoğan Kekevi)

Bodrum'da eğitim vefasızlığı

BODRUM'da, Hüseyin Turgut Karabağlı İlköğretim Okulu depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle yıkılıyor. Yenisi yapılıncaya kadar okul geçici olarak terk edilip, harabe halindeki eğitim alanı olmayan eski Su Ürünleri binasına naklediliyor. Yıkılan ve yeniden yapılması gereken H.T. Karabağlı okulunun inşaatı için bazı kişilerce sponsor aranarak ismi olan okula, inşaatı yapan kişinin isminin verilmesi isteniyor bugün.

Haberin Devamı

Acaba Karabağlı'nın kim olduğu biliniyor mu?

Ortaokulun (eski ismiyle) yapımında bizzat çalışıyor ve halktan yardım topluyor ve okulun müdürlüğünü yapıyor. Fakir öğrencilerin barınma ve eğitimleri için dernek kuruyor, birçok malvarlığını bağışlıyor. Aynı zamanda Bodrum Lisesi Müdürlüğü'nde bulunuyor ve buradan emekli oluyor. Karabağlı, toplam 27 yıl müdürlük yapıyor.

Haberin Devamı

Şimdi bir sponsor vasıtasıyla bu okula başka birisinin isminin verilmesi yetişen değerlere sahip çıkılmaması bir vefasızlık örneği değil midir?

Bu yanlış, hatalı ve zararlı girişimden vazgeçilerek Bodrum'un eğitim gönüllüsüne sahip çıkılarak Muğla İl Özel İdaresi'nce ödenek olarak ayrılan parayla Hüseyin Turgut Karabağlı İlköğretim Okulu'nun tamamlanarak eğitime açılmasını diliyoruz.

Ömer-Mete KARABAĞLI-BODRUM

 PANO

- CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın salı günleri TRT 3'ten canlı yayınlanan grup konuşmaları, adeta bir ders gibi. Günümüzün aymaz ortamında, ciddiyetle takip edilmesi ve izlenmesi gerekli. Yanlışları düzelten, bilinmeyenlere ve ön yargılı, doğru sanılan karanlıklara ışık tutan, ders çıkarılacak, yaşayacağımız süreci şeffaflaştıran, konferans gibi çok önemli konuşmalar. Mutlaka izlenmeli.

Haberin Devamı

Metin ALTAY

Biliyor musunuz

800 binin üzerindeki gurbetçinin yıllardan beri binbir zorluk ve fedakarlıkla elde ettikleri birikimlerinin, İslami holdinglerce acımasızca ve binbir kurnazlık ve de hileyle ellerinden alınması sonucu düştükleri acı durumunu, geçen ramazan ayında Berlin'de Başbakan'a anlatmak isterken 'sahtekar' sözcüğüyle karşılaşan Avrupa Türkleri Dayanışma Derneği Başkanı Muhammet Demirci'nin, Erdoğan hakkında açtığı hakaret davasının bugün Ankara 8. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde 4. duruşmasının yapılacağını... ZEYTİNBURNU'nda 21.2.2007'de yıkılan Huzur Apartmanıyla ilgili olarak 'güzel görünümlü ve iyi' ifadelerini kullanan AKP'li Belediye Başkanı Murat Aydın'ın önceki günkü belediye meclis toplantısında, adı geçen binanın Belediye İmar Müdürlüğü mühendisleri tarafından tehlikeli olduğu gerekçesiyle mühürlendiğini ve boşaltıldığını itiraf etmek zorunda kaldığını; bu arada imarla ilgili Başkan Yardımcısı Zafer Alsaç hakkında Huzur Apartmanı ile aynı sokakta iki katı kaçak olan binaya ruhsat ve iskan verdiği iddiasıyla Bayındırlık İskan Bakanlığı Yapı İşleri Müdürlüğü tarafından hakkında soruşturma açıldığını... ESENYURT Belediyesi'nden 'Uyanık rantçı başkana bak' yazısı üzerine yapılan açıklamada "Göreve geldiğimizden bugüne kadar Esenkent'de hiçbir yeşil alan ve yola imar izni çıkartılmadığını ve var olan imar durumlarının korunduğun iddia edilerek "Bizden önceki dönemde 8 defa imar plan tadilatı yapılırken Esenkent'de adı geçen iddiacı o zaman neredeydi?" diye sorulduğunu... İSKİ'ye hizmet ihalelerini alan ve özellikle su sayaçlarını okuyan Albayrak'a bağlı 'Sistem İnşaat'ın 1000'e yakın çalışanının iki aydır maaşlarını alamadıklarını, bunun gibi öteki müteahhit veya taşaron firmalarına bağlı işçilerin de aynı konuda şikayetçi olduklarını...

Ankara Büyükşehir arazimi gasp etti

ARAZİMİZİN üzerinde herhangi bir kamulaştırma veya hukuki izin alınmaksızın Yenikent-Ayaş arasında yapılması amaçlanan çöplük projesi kapsamında, tarlama su arama bahanesiyle su arama sondajı kurulmuştur. Bunun için tarlamın ortasından geçilerek ekili tarlam zarar görmüştür.

Gerekli suç duyurularında bulundum.

Benim arazimin yanı sıra birçok köylünün de toprağına zarar vermiş durumdadırlar.

Yani tam manasıyla, işgalci bir zihniyet 'ben yaptım oldu' mantığı bizim arazide de hortladı. Ayrıca, belediyede gittiğim Sağlık İşleri Başkanı Fatih Hatipoğlu, beni makamından kovdu.

Yani, hem suçlular hem de güçlüler. Yani her yönden mağdurum.

Haberin Devamı

Melih Gökçek Bey'e duyururum.

Ali ÖZTÜRK-Mülk sahibi-AYAŞ

Basket sahası otopark olmuş

14 yaşındayım. Geçen akşam basket oynamak için Güngören (AKP'li Başkan Şakir Karaman) yolunun kenarındaki parka (Şelale Cafe var parkın içinde) gitmiştim. Arabalar giriyordu parkın içine... Sahaya doğru ilerlediğimde sahada sadece bir potanın kaldığını ve kenarlarında hep arabaların olduğunu gördüm. Otopark olmuş orası. Sadece ortası boş. Bu ne rezilliktir?

Adnan Taylan SAKİN

Boğaziçi

MAHALLEMİZDE Boğaziçi Üniversitesi gibi Türkiye'nin en büyük üniversitelerinden birisi olmasına rağmen bu üniversitenin hiç bir imkanlarından yararlanamıyoruz. Ne kütüphanesinden, ne de sosyal ve spor tesislerinden... Rektör Ayşe Hanım'ın bu konulara duyarlı olmasını istiyorum. Yan yanayız ama bir o kadar da uzağız.

Haberin Devamı

Tezcan ÇAYOĞLU-HİSARÜSTÜ

Evren asıl darbeye teşebbüs suçundan yargılanmalıdır

SON günlerde basında ve televizyonlarda, Evren'in söylediği eyalet sözlerinden dolayı bir infialin uyandığını ve cezalandırılması için harekete geçildiğini görüyorum. Ama asıl cezalandırılması gereken husus darbe yapmak suçudur. Buna itiraz edecek ve Anayasanın onu koruduğunu söyleyecek kimseler de çıkacaktır. O zaman, 12 Eylül 1980 öncesi suçların Anayasanın koruması altında olmadığını belirteyim. Anayasayı açıp bakın ve söylediklerimin doğruluğunu kontrol edin, doğru söylediğimi göreceksiniz. O zaman, 30.8.1980 tarihindeki darbeye teşebbüs suçundan dolayı Evren yargılanabilecek demektir.

Aslında anayasanın geçici 15. maddesi de sanıkları korumamaktadır. Bunu Tempo dergisinin 13.9.2000 tarihli sayısında etraflıca izah ettim.

Sayın Prof. Bakır Çağlar da 30.3.2000 tarihli gazetelerde yer alan beyanları ile bu maddenin

sanıkların yargılanmasyna engel olmadığını belrtti.

Bunları şunun için söylüyorum:

Eğer gerçekten Evren'in cezalandırılmasını istiyorsanyz bu suçlardan yargılanması için harekete geçmelisiniz. Çünkü her iki suç için tanzim ettiğim iddianamem halen geçerlidir.

Tanığınız ve güvendiğiniz bir hukukçuya ve hatta hukuk profesörüne sorun ve deyin ki savcının

iddianamesine takipsizlik kararı verilebilir mi?

Hiçbir hukukçu, verilir demeyecektir. Yani iddianamem halen geçerlidir. Sadece mahkemenin önüne gelmesi engellenmektedir. Başsavcının takipsizlik kararı

hukuken yok hükmündedir. Basın gerçekten Evren'in yargalınmasını istiyorsa, halk ve siyasiler gerçekten bunu istiyorsa fırsat önlerindedir. İddianamem ile zaman aşımı kesilmiştir. Ancak

zaman hızla daralmaktadır. 2010 yılından sonra darbeciler yargılanamaz. Bir an önce iddianamemin mahkemenin önüne gelmesi sağlanmalıdır.

Size, geçici 15. maddenin niye kaldırılmadığını söyleyeyim.

İddianamem yüzünden kaldırılamıyor. Yoksa ceza kanunundaki 20 yıllık zamanaşımı geçeli yedi yıl oldu. Buna rağmen bu maddenin niye kaldırılmadığını düşününüz ve darbecilerin ekmeğine yağ sürmeyiniz. Bir an önce darbecilerin yargılanması için toplumsal bir hareketin başlamasına ön ayak olunuz.

Sacit KAYASU- Adana eski Cumhuriyet Savcısı

KAGİDER, Kadınlar Günü'nde neler istiyor

8 Mart Dünya Kadınlar Günü çeşitli etkinliklerle kutlanıyor.

KAGİDER’in 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle şu bildiriyi yayınladı:

"Biz kadınlar, Dünya Kadın Hakları Gününde kadın haklarının insan hakları kapsamında ele alınması gerektiğin bir kez daha hatırlatıyor ve kadın haklarıyla ilgili yapılan yeni yasal düzenlemelerin geri alınmaması, bunların uygulamaya geçirilmesi ve mevzuatta yer alan eksikliklerin giderilmesi konusunda çağrımızı yineliyoruz.

Kadın hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği topluluk müktesebatının bir parçası olup AB'ye

üye olan tüm ülkelerin yaptığı gibi Türkiye de mevzuatını AB ile uyumlu hale getirmek ve bu çerçevede kadın hakları ile ilgili yasal düzenlemeleri tam ve etkili bir şekilde uygulamak durumundadır

AB’ye uyum sürecinde kadın haklarıyla ilgili yasal düzenlemelerde birçok değişilikler yapılmış ve eksikliklerine rağmen mevzuat iyileştirilmiştir. Yasal alanda önemli gelişmeler olduğu halde bunların hayata geçirilmesinde geri kalınmıştır. Yapılan düzenlemelerin kaldırılmaması ve uygulamaya geçirilmesi için gerekli özen gösterilmelidir. Türkiye ve Avrupa Birliği arasındaki müzakerelerin başlaması kadın hakları ve cinsiyet eşitliği konusunda ivmelendirici etkisi sevinçle karşılanmış ancak son zamanlarda reform sürecinin yavaşlaması ve kadın hakları konusunda devam eden sorunlar kaygı uyandırıcı olmuştur.

Biz kadınlar baş koyulan bu yoldan geri dönülmemesi gerektiğini söylüyor ve Türk hükümetini sivil toplum kuruluşları ile işbirliği halinde gerekli politika ve yasal düzenlemeleri ivedikle hayata geçirmeye çağırıyoruz. Türkiye’de kadın haklarının ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin geliştirilmesi için aşağıda sıraladığımız politika ve uygulamaların bir bütün olarak ele alınması gerektiğini savunuyor ve bu ortamın oluşturulması için atılacak her adımda kamu ve özel sektörü bizlerle birlikte çalışmaya davet ediyoruz.

- Kadınlar aleyhine yaşanılan eşitsizliklerin temelinde ayrımcı uygulamalar bulunmaktadır. Sonuçlarda eşitlik sağlanıncaya kadar fırsat eşitliği politikaları yeterli değildir, özel önlem politikalarının uygulanması gereklidir.

- Eşitlik politikalarına kaynak teşkil eden uluslararası antlaşmalar (CEDAW, Avrupa Sosyal Şartı, ILO Sözleşmeleri) çerçevesinde Türkiye’nin vermiş olduğu taahhütler yerine getirilmelidir.

- Meclis’te acilen bir “Kadın Erkek Eşitliği Daimi Komisyonu” kurulmalıdır. Kadın erkek eşitliğini ana plan ve programlara yerleştirme (gender mainstreaming) yaklaşımı bütün kurum ve kuruluşlarda hayata geçirilmelidir.

- AB ile müzakere sürecinde STK’larla her alanda etkin işbirliği yapılmalı ve müzakere pozisyonlarının oluşumunda STK’ların katkısı alınmalıdır. Müzakere pozisyon belgelerinin öncelikle STK’larla değerlendirilmesi gereklidir.

- Kamu-STK-AB kurumları işbirliği eşitlik politikalarının üretilmesi ve etkin bir şekilde uygulanması için gereklidir. Bu anlamda Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığı ve Kadının Statüsü Genel Müdürlüğünün kadın örgütleriyle işbirliği içinde çalışması önemlidir.

- Avrupa İstihdam Stratejisine Türkiye’nin dahil olabilmesi için Ulusal İstihdam Stratejisinin ve eylem planının hazırlanması gereklidir. Ulusal İstihdam Stratejisi’nin içine kapsamlı bir kadın politikasının dahil edilmesi toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması için son derece önemlidir. Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı somut ve zaman sınırlı hedeflerden oluşan Kadın İstihdamı Ulusal Eylem Planını bir an önce hazırlamalıdır.

- Ulusal Program’da istihdama girişte kadınların önündeki engellerin kaldırılması için verilen taahhütlerin tümü yerine getirilmelidir. İş kanununda doğrudan ve dolaylı ayrıcılık ve cinsel tacizin tanımı yapılmalı, iş kanunun kapsamı genişletilmeli, işe alma sürecini kapsamalı ve ayrımcılık yapıldığı durumlarda verilen cezaların caydırıcı olması sağlanmalıdır. Aile yaşamının ve iş yaşamının uyumlaştırılması için gerekli yasal düzenlemeler yapılmalıdır.

- Kız çocuklarının eğitime katılması yönündeki mevzuat hızlı bir şekilde uygulanmalıdır. Eğitime devamın sağlanması için izleme mekanizmaları kurulmalıdır.

- Medeni kanun ve Ceza kanununda yapılan değişiklikler olumludur. Ayrımcılık içeren diğer maddeler de ivedilikle düzeltilmelidir.

- Kadına karşı her tür şiddetin takibi ve önlenmesi konusunda kolluk kuvvetleri ve yerel yönetimlere eğitim verilmesine başlanmalıdır.

- Medyada kadınların gerçek sorunları ve bilgilenme ihtiyaçlarına önem verilmeli ve bu konuda medya, kadın örgütleriyle işbirliği yapmalıdır.

(KAGİDER Hakkında: Türkiye Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER) Eylül 2002’de Türkiye’de kadınların iş dünyasındaki statülerini sağlamlaştırmak ve ülke ekonomisine katkılarını arttırmak amacıyla kuruldu. KAGİDER, geleceğin iş dünyasını yapılandırmada etkin kadın girişimciler yaratmayı ve ekonomik değer yaratan kadın girişimci sayısını arttırarak, varolan kadın girişimcileri güçlendirerek ve Türk kadın girişimcilerin dünya ile bütünleşmesini sağlayarak Türkiye’nin sosyal ve ekonomik gelişimine katkıda bulunmayı hedefliyor. Türkiye’nin 20 ilinde devam eden projeleri ile bugüne kadar 6000’den fazla kadına ulaşan KAGİDER, girişimciliği geliştirme projelerinin yanı sıra Türkiye’de kadının ekonomik, sosyal ve politik olarak gelişmesi için de çalışmalar yürütüyor.)

Türk TIR şoförlerine zenci muamelesi yapılıyor

TÜRK TIR şöforleri Slovenya Havayolları (Adria) ile Avrupa'ya uçmaktadır ve oradan dağılmaktadırlar. Niçin THY ile uçulmuyor? Niçin bu Adria ile anlaşılıyor? Ülkemizin kaynakları niçin bunlara aktarıyorlar? Bunlar modası geçmiş düşünceler mi?

Slovenya'daki insanlık dışı muameleyi hak ediyorlar mı? Rötorlar... Havaalanınında ve uçakta bir selam bile verilmemesi... Uçağın arka sıralarına oturtulmaları... Tam zenci muamelesi... 3-5 saatlik rötorlarda itiraz olursa Sloven komandoları yada susu payı bir gazoz... Normal havacılıkta uygulama bu mudur?

Evet Irak'ta Türk TIR şöforleri öldürülürken ve tepki yokken! Bu az bile değil mi? Ne de olsa "saldım çayıra Mevlam kayıra"... Şöforler işiniz Allaha kalmış, Allah kurtarısın!Hürriyet

Yazık bu insanlar,bizim insanlarımız.

F.TAN-Avukat

Kadıköy'de de rögar böyle kapatılır

BUGÜNKÜ (dünkü) sayfanızda İsveç'te Malmö'de bir rögarın nasıl kapatıldığını göstermişler. Bizde, Kadıköy'de de Kadıköy Belediyesi 4 gündür bu ağzı açık olan rögarı böyle kapattı. Belediyeye nasıl teşekkür etsek azdır. Herhalde 3 gündür insanlarımızı ve arabalarımızı koruduklarını zannediyorlar. Valla tebrik ederiz belediyeyi... Diğer belediyelere örnek olsun bu davranış. Hatta tüm rögar kapaklarını sökerek 2 tane eski lastikle doldurup tehlikeyi önleyebilirler bu resimde olduğu gibi! Bırakın çalınsın röğar kapakları. Çözüm basit.Bravo!

Atilla ATALAY

Yazarın Tüm Yazıları