"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

O gün düşen bir UFO muydu

21 Haziran 2011 günü Libya semalarında çok ilginç bir olay meydana geldi.

O gün Kaddafi yanlıları, üzerlerinde uçan bir cismi düşürdü.

Askeri bir başarı ile moral arayan askerler heyecanla çöle düşen cisme doğru koştular.

Amaçları, araçtaki pilotları ve yabancı askerleri yakalayıp psikolojik üstünlük elde etmekti.

Ancak düşen cismin yanına gelen askerleri bir sürpriz bekliyordu.

Düşen aracın içinde kimse yoktu.

YAHU BUNLAR BEŞ DAKİKA ÖNCE ATEŞ EDİYORDU

Oysa daha 5 dakika önce o aracın içinden kendilerine ateş açılıyordu.

Öyleyse düşürdükleri bu cisim neydi?

Ama asıl şaşkınlığı ertesi gün yaşayacaklardı.

22 Haziran günü dünyadaki gazetelerde ve televizyonlarda düşürdükleri araçla ilgili tek kelime haber yoktu.

Üstlenen kimse de çıkmamıştı.

Psikolojik zafer umudu kursaklarında kalmıştı.

Düşürdükleri araç sanki uzaydan gelmişti ve kendilerinden başka kimsenin bundan haberi yoktu.

Hayatları her gün gökyüzünde uçan daire aramakla geçen UFO fanatiklerinden bile tek ses çıkmamıştı.

Onlar görememişti ama kokpitte hayalet bir pilot oturuyordu ve ölmüştü.

AYNI SAATLERDE BİNLERCE  KİLOMETRE UZAKTA BİR ADAM

Aracın düştüğü yerden binlerce kilometre uzakta bir yerde birtakım insanlar, ne olup bittiğini çok iyi biliyorlardı.

Düşen araç, “fire scout” modeli pilotsuz bir helikopterdi ve Amerika Birleşik Devletleri’ne aitti.

Pilotu olmadığı için, hayatını kaybeden veya esir düşen bir Amerikan vatandaşı da yoktu.

Dolayısıyla haber olması bile gereksizdi.

Ancak gazetecilerin bile üzerinde durmadığı bu olayı, yakından takip eden, bir “tarassut köpeği” (watch dog) vardı ve daha o gün, düşen aracın içinde ölen “hayalet pilotun” hikayesini yazmaya başlamıştı.

Bu kişinin adı Peter W. Singer’di ve “Brookings Institution”da çalışıyordu.

Yazdığı hikâyeyi, geçen cumartesi günü International Herald Tribune gazetesinde yayınladı.

Yazar bu çok ilginç yazısında hepimizi uyarıyor.

Diyor ki: “Biliyor musunuz, demokratik ülkelerden bazıları parlamentolarının haberi ve izini olmayan savaşlara giriyorlar.”

Şimdi size, “ilan edilmemiş yeni bir dünya savaşının” ilginç hikâyesini anlatacağım.

Hikâyenin kahramanı, 21 Haziran günü düşürülen helikopterdeki hayalet pilot...

Şimdi, o hayalet pilotun kim olduğunu açıklıyorum

ÖNCE rakamlardan başlayayım.

Bugün Amerikan ordusunda 7 bin insansız uçak (Drone) görev yapıyor. Yakında buna 12 bin uçak daha katılacak.

Çift hilal işaretli (çok gizli) bir bilgi daha vereyim:

Halihazırda, Batılı hiçbir ülkede yürütülmekte olan yeni bir insanlı savaş uçağı projesi yok.

Yani iş tamamen insansız uçaklara dönmüş durumda.

Bir başka haber daha:

Amerikan ordusu bugün, savaş jeti ve bombardıman uçaklarının toplam pilotundan çok insansız uçak operatörü eğitiyor.

Yani bilgisayar uzmanları.

Amerikan ordusu 2004 yılından bu yana sadece Pakistan’da 300’den fazla “Drone” operasyonu yaptı.

Libya’da o esrarengiz helikopterin düşürüldüğü hafta 145 pilotsuz araç operasyonu daha yapılmıştı.

Peki bu olayın demokrasiyle ilgisi ne diyeceksiniz?

Sıkı durun ona da geliyorum.

* * *

Amerikan yönetimi, 7 yıldır yaptığı bu operasyonlar hakkında Kongre’den ne izin aldı, ne de bir oylama yaptı.

Neden mi?

Çünkü demokratik rejimde seçilmiş parlamentoların elindeki en güçlü yetkilerden biri, savaşa karar vermektir. Yani;

Sınır ötesine asker gönderme izni.

Savaş ilanı.

Oysa bu uçakların içinde insan yok. Yani sınır ötesine Amerikan askeri gönderilmiyor.

Bu arada, Amerika Birleşik Devletleri, bir ülkeye son defa ne zaman savaş ilan etmiş biliyor musunuz?

1942’de, Bulgaristan ve Romanya’ya...

* * *

Şimdi gelin, 1 Mart 2002’ye dönelim.

Türkiye’de yer yerinden oynuyor, insanlar ikiye bölünmüş.

Hükümet Irak’a asker göndermek istiyor, ama milletvekilleri bölünmüş durumda.

Sonunda oylama yapılıyor ve Meclis tezkereyi reddediyor...

O gün, yakalarında barış gülleriyle salona giren, savaş karşıtı milletvekillerinin en etkileyici argümanı neydi?

“Oradan tabutta gelecek her Türk askerinin sorumluluğu sizin sırtınızda olacaktır.”

Bu slogan artık demode...

Sınır ötesinde savaşa girilecek, ama asker gönderilmeyecek, dolayısıyla ceset gelmeyecek...

Eee öyleyse Meclis’in onayına ne gerek var...

Zaten, Herald Tribune’deki yazının başlığı da şöyleydi:

“Dron’lar demokrasiyi vuruyor”.

Savaş için artık meclislerden izin almaya gerek yok.

* * *

Şimdi anladınız mı 21 Haziran günü enkaza dönen helikopterin kokpitindeki hayalet pilot kimmiş?

Kontrolden çıkan “Drone demokrasisi”nin pilotu ...

X