"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

Nerede dik durulur?

Kanun ve tüzüklerle önünü kesmeye çalışıyorlarsa...

Seni iktidar yapıp da muktedir yapmaya yemin ediyorlarsa... 
Eşinin örtüsünü gerekçe gösterip “sana iktidar haram” diyorlarsa... 
“Ayaklar baş oldu” diye seni aşağılıyorlarsa... 
Bin türlü dümen ve desiseyle siyasal haklarını kısıtlamaya kalkıyorlarsa... 
Askere sırtını dayayıp seni tehdit ediyorlarsa... 
Suratına muhtıra dayıyorlarsa...
“Dik dur eğilme / Bu millet seninle” sloganı, çok ama çok anlamlı bir slogan haline gelir.

*

Ama yurdunun bazı çocukları, karşına çıkıp... 

Benim hayatıma karışma... 
Benim yaşam tarzımı aşağılama... 
Yediğimle, içtiğimle, giyimimle ilgili değer hükümleri içeren cümleler kurma... 
Beni şekillendirmeye kalkışma... 
Beni dinle, beni anla, bana kulak ver... 
Çoğunluk benim arkamdadır diyerek beni ezip de geçme... 
Farklılıklarımızla bir arada barış içinde yaşamamıza katkı sun... 
Bana tahammülsüzlük sergileme... 
Yaptığım her türlü gösteriyi biber gazlarıyla boğma...

Diyorsa...
“Dik dur eğilme / Bu millet seninle” sloganı, seni yeryüzünün en ama en anlayışsız pozisyonuna mahkûm eder.

‘Dış mihrak yaptı’ balonunu patlatalım

“Bu işler hep dış mihrakların işidir” diyorsun...
İyi diyorsun, güzel diyorsun da...
Söyle bakalım:
Gezi Parkı’nda dünyanın en barışçıl eylemlerinden birini gerçekleştiren bir avuç insanın üzerine gaz bombalarını hangi dış mihrak attı?

*

“Bu işin arkasında faiz lobisi var” diyorsun...
İyi diyorsun, güzel diyorsun da...
Şafak operasyonlarında hilal çevirmeleriyle kitaplar okuyarak, şarkılar söyleyerek parkı koruyan eylemcileri Gezi Parkı’ndan yaka paça hangi faiz lobisi attı?

*

“Bu işin arkasında küresel çevreler var” diyorsun...
İyi diyorsun, güzel diyorsun da...
Söyle bakalım:
31 Mayıs günü öğle saatlerinde Divan Oteli’nin önünde basın açıklaması yapan bir avuç insanın üzerine hangi küresel çevre, acımasızca gaz bombası yağdırdı?

*

“Uluslararası medya bu işi şişirdi” diyorsun.
İyi diyorsun, güzel diyorsun da...
Söyle bakalım:
Uluslararası medyanın kameralarını Taksim Meydanı’na dayadığı bir sırada, meydanda toplanan binlerce insanın üzerine gaz bombalarını Christiane Amanpour mu fırlattı?

Gezi’nin 8 başarısı

BİRİNCİ BAŞARI: Bu zamana kadar sahneye hiç çıkmamış gençlerin, tamamen kendilerine özgü dil, üslup ve kararlılıkla sahneye çıkması... Ve bu gençlerin, hükümeti yeni bir sosyolojiyle, yeni bir muhalif türüyle, yeni bir siyasal dille karşı karşıya kaldığına ikna edebilmesi... 

İKİNCİ BAŞARI: İdarenin “karar verdik, yapılacak” noktasından, adım adım “yargı kararını bekleyeceğiz, sonra da referandum yapacağız” noktasına getirmesi...  

ÜÇÜNCÜ BAŞARI: Yeni bir muhalefet dili, üslubu ve içeriği üretmesi... Sadece kendi gücüne dayanarak ve iktidardakilerin yaşam tarzına dil uzatmadan demokratikleşme talebini yükselten bir muhalefet anlayışını ortaya koyabilmesi... “Laikçi tepki” dediğimiz tepki biçimini tarihin çöp sepetine fırlatması... 

DÖRDÜNCÜ BAŞARI: Klasik sol örgütlerin uç söylemlerini, kabul edilmez yöntemlerini ve uzlaşmaz tavırlarını demode hale getirmesi...  

BEŞİNCİ BAŞARI: Taş atarak, yakıp yıkarak, şiddet göstererek sergilenen eylem biçimlerinin geçerli eylem biçimi olmaktan çıkarılması... Mizahla, zekâyla, barışçıl eylemlerle çok daha sert bir tavır konabileceğinin kanıtlanması...  

ALTINCI BAŞARI: Kendisini gücünün zirvesinde hisseden ve bu nedenle diyaloğa açık durma konusunda özen göstermemeye alışan hükümeti, masaya oturma ve diyalog kurma konularında yeniden düşünmeye sevk etmesi... 

YEDİNCİ BAŞARI: Polisin uyguladığı orantısız şiddetin, devletin en üst düzeyindeki isimler tarafından bile kabul edilmesinin sağlanması...  

SEKİZİNCİ BAŞARI: Bu zamana kadar hükümetin demokratikleşme adımlarına destek vermiş olan ABD, Avrupa Birliği, uluslararası medya, liberaller ve demokratları yanına çekmesi... Ve bu çevrelerin hükümeti sert bir şekilde eleştirmelerine zemin hazırlaması...

Yiğit Bulut ile Bülent Ersoy

İKİSİ arasında şöyle bir paralellik var:
Bülent Ersoy çarpıcı kıyafet konusunda her gün kendisini aşıyor...
Yiğit Bulut ise çarpıcı açıklama yapma konusunda gösterdiği azimle...
Şöyle ki: 

Bülent Ersoy’un her yeni kostümünü gördüğümüzde “yok artık, bunun ötesi olamaz” diyoruz ama bir de bakıyoruz ki... Oluyor!
Yiğit Bulut’un her açıklamasının ardından “yok artık, bunun ötesinde bir laf edemez, edilemez” diyoruz ama bir de bakıyoruz ki... Ediyor, edebiliyor!

*

Yiğit Bulut en son şöyle demiş:
“Ben eminim ki birçok merkezde telekinezi, uzaktan etkileme ve daha pek çok yöntemle Recep Tayyip Erdoğan’ın ölmesi için sürekli çalışma yapılıyor”.

Bakalım Yiğit Bulut bu cümlelerinin üzerine çıkabilecek yeni cümleler kuracak mı?
Ve yine bakalım Bülent Ersoy bu hafta hangi kostümle ekrana çıkacak?

Ethem’in otopsisi Melih’in tükenişi

ANKARA’daki gösterilerde kafasından yaralanan Ethem Sarısülük’ün otopsisi gerçekleşti.
Savcının ve ailenin huzurunda gerçekleşen otopside Ethem’in kafatasında bir adet mermi çekirdeği çıkarıldı.
Şimdi savcılık, merminin hangi polisin silahından çıktığını saptayacak ve sorumlu polis hakkında soruşturma açacak...
“Devlet refleksi ve tutumu” konusunda şerbetli olduğum için açılacak soruşturmadan hiçbir umudum yok ama en azından “gerçek” ortaya çıkmış oldu.

*

Bakalım bu sonuç üzerine, “Ethem Sarısülük polis kurşunuyla öldürülmedi, arkadaşlarının attığı taşların kafasına isabet almasıyla öldü” açıklaması yapan Melih Gökçek ne diyecek?
Utanıp özür dileyecek mi?
Bu konuda da hiçbir umudum yok ama en azından Ethem’le alay eder gibi Güven Park’a astırdığı “Değerli Türk Polisi! Ankara sizinle gurur duyuyor” pankartını indirirse hiç değilse daha fazla kışkırtma yapmamış olur.

AK Parti mitinglerini destekliyorum

YOK, hayır...
Şimdi çıkıp da AK Parti yetkililerine “Ne gerek var mitinge... Söyleyecek sözünüz varsa sandık gelince oyunuzu verirsiniz” demeyeceğim.
Demokrasi, halkın seçimden seçime söz söylediği, sonra da sesini kesip oturduğu bir rejim değildir.
Sandıkta konuşmak yetmez, meydanlarda da konuşulmalıdır.
İşte bu ilkeler çerçevesinde...
AK Parti’nin Ankara ve İstanbul mitinglerini canıgönülden destekliyorum.

*

Ve AK Partililere diyorum ki:
Çıkın meydana...
En gür sesinizle haykırın...
Neyi istiyor, neyi talep ediyorsanız haykırın.
Üstelik acayip şanslınız da.
Taleplerinize karşılık verme durumunda olanlar çok yakınınızda...
Kürsüdeler!

X