Ana Sayfa
Son dakika :
Haber
Yaşam
İlanlar
İnteraktif
Arşiv
21 Nisan 2014 Pazartesi 18:26
 Yazarlar
24 Temmuz 2008
Prof. Dr. Osman MÜFTÜOĞLU  

Nöropati ne anlama geliyor


Eğer ayak, kol veya ellerinizde uyuşma, yanma, iğnelenme, karıncalanma hatta gıdıklanma gibi bir duygu hissediyorsanız kas gücü kaybı (kuvvetsizlik), ağrı, kramp gibi sorunlar yaşıyorsanız bu problemlerinizin arkasında nöropati sorunu bulunabilir.

Nöropati sık görülen bir sağlık sorunu mudur yoksa olur olmaz durumlarda hemen bu tanı mı konulmaktadır, orası pek belli değil!

Nöropatinin her şeyden önce sinir sitemiyle ilgili bir problemin ifadesi olduğunu bilmelisiniz. Sinir sistemi mükemmel ama son derece karmaşık bir yapılanmadır. İşlevi komuta merkezleri olarak hareket eden hücreler yani nöronlar ve bu komuta kontrol merkezleri arasında iletişimi sağlayan sinirler yani lif demetlerinden oluşmuştur. Nöropati sözcüğü beyne duyularla ilgili verileri aktaran ve beyinden ya da omurilikten kaslara gönderilen mesajları kontrol eden sinir liflerinde bir hasarlanma olduğunu işaret eder.

BİRÇOK NEDENİ VAR

Eğer problem duyusal sinir liflerini ilgilendiriyorsa daha çok duyusal bozukluklar yani yanma, uyuşma, karıncalanma gibi şikayetler ön plandadır. Bu durumda "duygusal nöropati"den söz edilir. Sorun motor liflerde ise güç kaybı ön plandadır. Bu hastalarda ise bir "motor nöropati" problemi söz konusudur.

Nöropati birçok sebeple meydana gelebiliyor. Zehirlenmeler, özellikle kurşun ve civa zehirlenmeleri, kronik alkolizm, enfeksiyon hastalıklardan bazıları, bazı kanserler, bazı metabolizma ve hormon hastalıkları nöropatiye yol açabiliyor. Bilhassa şeker hastalığında bu probleme sık rastlanıyor. Nöropati sorunun teşhisi ve tedavisi ciddi bir uzmanlık gerektiriyor. Eğer böyle bir sorununuz olduğunu düşünüyorsanız en doğrusu bir nöroloji uzmanından yardım istemektir.

Gebelerin besinlerindeki 3 tehlike

Hamile kadınların yedikleri besinlerde 3 ana tehlike vardır, bunlar annede ve fetus’ta ciddi sorunlar yaratabilirler.

1. Listeria: Buzdolabında bile üreyebilen tehlikeli bir bakteridir.

2. Civa: Bazı balıklarda yüksek seviyelerde bulunur.

3. Toxoplasma: Çiğ et ve yıkanmamış meyve-sebzelerde bulunur.

Bunlardan korunmak için gebelerin uyması gerekenler:

n İyi pişmemiş etleri yemeyiniz.

n Dip balıkları ve büyük balıklardan fazla miktarda tüketmeyiniz.

n Füme deniz ürünleri yemeyiniz.

n Sosis ve soğuk büfe etlerinden kaçınınız.

n Pastörize edilmemiş süt ve süt ürünlerini tüketmeyiniz, özellikle yumuşak peynirlerin etiketlerinden pastörize edildiğini kontrol ediniz.

n Meyve ve sebzeleri iyice yıkamadan yemeyiniz.

Organik deterjan var mı

Var! Deterjanlar çok işimize yarıyorlar ama önemli birer kimyasal kirletici olduklarından hiç kuşkunuz olmasın. Bulaşık makinelerinde kullandıklarınız dahil, deterjanların sağlığınıza zararlı etkilerini azaltmak istiyorsanız daha ciddi bir durulamadan geçirmeniz mümkünse yemek kaplarınızı sofrada kullanmadan önce elma sirkesi ile temizlemenizde fayda var. Bununla birlikte ne yaparsanız yapın bir miktar kimyasal kalabiliyor. Çözüm organik deterjan kullanmaktan geçiyor, ama bu şimdilik pek kolay görünmüyor.

Bir yaz meyvesi: Karpuz

Karpuz ciddi bir C vitamini, beta-karoten ve likopen deposudur. Karpuzda bulunan likopen isimli antioksidan özellikle damar sertliği ve kansere karşı koruyucudur. Bol miktarda potasyum içerdiği için de kalp dostudur. Karpuzun posa bakımından da zengin olduğunu hatırlatalım. Glisemik değeri yüksek bir meyve olduğu için karpuzu çok fazla yememekte fayda var. Karpuz kilo sorunu olanlarda yağlanmaya yol açabiliyor. Yeni yayınlanan bir çalışmada karpuzda cinsel gücü artıran "betasiterol" isimli maddenin bol miktarda olduğunu gösterdi.

Bazı çocuklar karnını değil ruhunu doyuruyor<

Yanlış yeme alışkanlıklarından biri de gereksiz zamanlarda besin tüketimidir. Çocuklar aç olmadıkları halde yemeğe, içmeye yönelebilirler. Çocuklar da büyükler gibi vücutlarının doyduğunu bildiren işaretlere yani doygunluk sinyallerine dikkat etmeyebilirler. Bazı çocuklar televizyonda film izlerken ya da sınavlara hazırlanırken can sıkıntısı nedeniyle yiyip içerler. Uzmanlar, yalnızlık çeken çocukların, kendini ifade edemeyen gençlerin, aile ve arkadaşlarıyla sağlıklı ilişkiler kuramayanların ruhsal kaynaklı yeme bozukluklarına daha kolay yakalandıklarını belirtiyorlar. Kilo sorunu olan çocuğunuzu sık sık mutfakta görüyorsanız onunla konuşun, arkadaşlık edin, eğer varsa sorunlarını öğrenmeye çalışın. Okul ilişkilerini, öğretmenleri ve arkadaşlarıyla olan problemlerini, size ilişkin beklentilerini anlamaya çalışın.

Doğum sonrası tiroidit tehlikesi var

Hamileliği takip eden ilk 6 ay içerisinde tiroid bezi iltihaplanabiliyor. Bu tür tiroidler ne iyi ki genellikle hafif seyrediyor, herhangi bir tedavi gerektirmiyor. Bazen tahribat fazla olduğundan tiroid hormonu seviyeleri önce yükseliyor sonra da düşüyor. Yükseldiği dönemlerde sinirlilik, kilo kaybı çarpıntı, düştüğü dönemlerde yorgunluk, halsizlik, kilo alma, üşüme gibi problemler ortaya çıkıyor. "Postpartum tiroidit" adını alan bu sorun kansızlık bağışıklık sorunu olanlarda daha sık görülüyor. Bu sorunu geçirenlerin çoğu aynı problemleri sonraki hamileliklerinde de yaşıyor. Sigara içenlerde, aşırı iyot alanlarda bu tehlike artıyor. Teşhis hamileliği takip eden dönemde şüpheli olgularda tiroid antikorları testlerinin yapılmasıyla ortaya konuyor.

DİYET GÜNLÜĞÜ

Sorularınız için: Tel: (0212) 236 73 00

Ara öğünler bazen gerçekten zorluyor, ara öğün çeşitliliği olmadığı için sıkılıyorum. Ve diyetin ilerleyen günlerinde ara öğünleri atlıyorum. Gerekliliği konusunda bilgi ve birkaç öneri verebilir misiniz?

Yaza özel ara öğünler

Ara öğünler diyet esnasında oluşacak kan şekeri dalgalanmaları ve basit karbonhidrat içeren yiyecek tüketiminde ortaya çıkabilecek artışlar için çok kıymetli bir anahtar gibi çantanızda mutlaka bulunsun. Özellikle diyetle alınan enerjinin vücut tarafından verimli kullanımı (vücudun yağ dokusundan enerji olarak kullanımı) için öğleden sonra iki ara öğün bile önerebilirim. 13.00 gibi yenilen öğle yemeğinin ardından kaçırmamanız gereken bir tren seferine benzettiğim 15.00-17.00 öğünü için bazı örnekler:

n Dondurulmuş 1 orta boy şeftali (üzerine 1 yemek kaşığı yoğurt).

n Buz gibi soğutulmuş az yağlı 1 bardak süt içine ilave edilmiş bol buz ve 1 çay kaşığı kakao.

n 130 gr (1 kutu) meyveli yoğurt (light) (buzlukta bekletebilirsiniz).

n 2 kaşık yulaf kepeği ile karışmış 1 çay bardağı yoğurt.

n 3-4 adet bol kepekli bisküvi ve bir bardak az yağlı ayran.

n Rendelenmiş 1 büyük boy elma (üzerine tarçın ilavesi ile), 2 kaşık az yağlı yoğurt ile.

n 3-4 adet kuru kayısı yanında 2-3 parça ceviz.

n 30 gr (1 ince dilim hindi salam), 1 dilim kepek ekmeği ile.

n Çeyrek simit + (30 g) 1 dilim light peynir.

n 2 adet çikolata kaplı kepekli bisküvi + 1 bardak (200ml) light süt.

Makarna yemeyi çok seviyorum. Ekmek yerine makarna yenebileceğini biliyorum ama üzerine sos yapmak istediğimde neler bana uygun?

Sağlıklı soslar

Çok güzel bir soru. Karşımda beslenme programını düzenli uygulayan ve arada çeşitliliği sağlayabilmek için araştıran, merak eden biri olduğunu anlıyorum. Günlük ekmek tüketiminizi azaltarak eşdeğer ölçüde makarna ile yer değişikliği yapabilirisiniz. Hatta kepekli makarnayı tercih ederseniz glisemik indeksi düşürmüş olacaksız. Hadi gelin bir de bunun içine öyle şeyler ekleyelim ki o glisemik indeksi yüksek olan şişmanlatacak diye korktuğumuz makarna biraz daha masum ve yararlı hale gelsin...

Sebzeli sos: Közlenmiş patlıcan, haşlanmış fasulye, pişmiş havuç (sadece 2-3 dilim), kırmızı biber (közlenmiş), biraz da brokoli, 1 tatlı kaşığı zeytinyağı, nane, karabiber.

Yoğurtlu sos: 2 yemek kaşığı haşlanmış mercimek, 2-3 yemek kaşığı az yağlı yoğurt, 1 diş sarmısak, nane, kırmızı pul biber.

Peynirli sos: 1 kibrit kutusu az yağlı beyaz veya kaşar peyniri ve 2 yemek kaşığı yağsız lor (makarna sıcakken ilave edin), kekik, kırmızı biber.

Salçalı sos: Salça, 1 tatlı kaşığı zeytinyağı, 1 rendelenmiş domates, 1 yeşil biber, 1 diş sarmısak (günlük et hakkınızdan azaltarak sosa kıyma ilave edebilirsiniz).

Ne kadar yorgunsunuz

n Sabahları uyanmakta zorluk çekiyor musunuz?

n Sabah kalktığınızda tam olarak açılabilmek için bir fincan kahveye ihtiyaç duyuyor musunuz?

n Her zaman kendinizi yorgun hissediyor musunuz?

n Kendinizi sıkıntılı, sinirli ve endişeli hissediyor musunuz?

n Konsantre olmakta zorlanıyor musunuz?

n Şeker, kafein (çay, kahve, kolalı içecekler) veya sigarayı çok kullanıyor musunuz?

n Herhangi bir neden yokken sürekli kızgın ve hiddetli misiniz?

n Ruh haliniz dalgalanmalar gösteriyor mu?

n Geceleri uyumakta zorlanıyor musunuz?

n Şeker, kafein ya da sigara içtikten sonra baş ağrılarınız ya da baş dönmeniz var mı?

n Kahve, kafeinli içecekler ve sigaraya karşı bağımlı olduğunuzu hissediyor musunuz?

n Sürekli kendinizi sorunlarla uğraşırken buluyor musunuz?

n Yaşamınızda korku, tehlike ve hüzün duygusu çok sık yer alıyor mu?

DEĞERLENDİRME

Her soru 1 puan değerindedir.

5’in altı: Enerji düzeyiniz çok iyi. Yorgunluk sorununuz yok!

5-10 arası: Kafein gibi uyarıcılara bağımlılık eğiliminiz var. Yorgunluk sorunu başlamış olabilir. Dikkatli olun!

10’dan daha fazla: Kafein gibi uyaranlara ve enerji vericilerine karşı kesinlikle ihtiyacınız var. Siz artık yorgun birisiniz. Bunlar sizin hem ruhsal hem de bedensel sağlığınızı etkiliyor. Fakat uyaranlardan vazgeçmek hálá elinizde. Bağımlılıklarınızı yenemediğiniz sürece, yorgunluğunuzu da atamazsınız. Bir uzmanla işbirliği yapmayı denemelisiniz.

n Klinik psikolog İlknur Yılmaz



arkadaşıma yolla arşivime ekle yazıcı için
Yazarlar Arşivi
Prof. Dr. Osman MÜFTÜOĞLU
Tüm yazıları
Tüm Haberler
  Hürriyet Kurumsal Hürriyet USA Hürriyet Avrupa Hürriyet Emlak Yenibiris.com Hürriyet Aile Hürriyet Oto İddaa Avrupa Birliği DYH