"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

İslamcıların Kürtlerle dansı

GÖRMEZDEN GELME DÖNEMİ 80’lerin başında, Kürt sorunu adam akıllı tartışılmaya başlandığında, milliyetçiliğin fazlasıyla etkisi altında kalan İslami kesimin sesi pek çıkmıyordu... Tam anlamıyla bir “Görmedim, duymadım, söylemedim” durumu... Ne hazin bir tecellidir ki o dönem işin bayraktarlığını SHP yapmakta idi...

HEPİMİZ DİN KARDEŞİYİZ DÖNEMİ Sonra şöyle bir çıkış bulundu: “Hepimiz din kardeşiyiz... Aynı Allah’a inanıyoruz... Aynı kıbleye yöneliyoruz... Neden ayrı gayrı olalım ki?” Bu sorunun dindar Kürtleri etkileyeceği düşünülüyordu... Ne hazin bir tecellidir ki etkilenme olmadı...

ÜMMET BİLİNCİ DÖNEMİ Bir adım daha atıldı... Bu kez “İslam gelecek / Dertler bitecek” sloganı ima edilmeye başlandı... Ütopya şuydu: İslam ümmeti topyekün ayağa kalkacak, sınırlar kalkacak, Türklüğün de Kürtlüğün de bir önemi kalmayacak... Fakat bu sefer Kürtler, “Bu dönem gelinceye kadar biz ezilmeye devam mı edeceğiz?” diye sormaya başlamasınlar mı?

KÜRTÇÜ ÇIKIŞ DÖNEMİ Bir yandan Kürtlerin İslami mesajlarla ikna olmaması, bir yandan İslamcı Kürtlerin bastırması sonucu Refah Partisi lideri Erbakan, o meşhur söylevini verdi... “Ne mutlu Türküm diyene” sözüne açıktan savaş açtı... Başı belaya girdi...

TÖHMET ALTINDAYIZ DÖNEMİ Ve işte bunun ardından “Yahu biz zaten irtica falan diye dövülüyoruz, bir de Kürt tezlerine destek verirsek iyice eziliriz” şeklindeki akıl yürütmesi başladı... Yani “Mazeretim var, Kürtlerden söz edemem” dönemi... Kürtlerden söz edilmedi ama bu da kurtuluş getirmedi... Partiler kapatıldı, İslamcı siyasetçiler bölündü...

LİBERAL ÇIKIŞ DÖNEMİ Milli Görüş gömleği çıkarıldıktan ve hareket “muhafazakâr demokrat” kimliğe büründükten sonra Kürt sorunu konusunda “liberal tezler” ile barışma dönemi başladı... SHP’nin bıraktığı boşluk, AKP tarafından dolduruldu... Gerçi hâlâ eski günlerin etkisiyle “din kardeşliği”nden falan söz ediliyor ama “Hepimiz din kardeşiyiz / Oturun oturduğunuz yerde” denmiyor...

Öcalan’la müzakere neden imkânsızdır?

HAYIR... Hayır...

Bir Oktay Vural öfkesi ile ayağa kalkıp...

“O bir bebek katilidir... Bu yüzden kendisiyle müzakere asla caiz değildir” demeyeceğim...

Benim itirazım “moral duygusu”na yaslanan bir itiraz değil...

Teknik bir itiraz...

Şöyle ki:

Takip edebildiğim kadarıyla Abdullah Öcalan, son zamanlarda, biraz entel takılmaktadır.

MFÖ şarkısında dendiği gibi:

“Optimist, hem de pesimist biraz, idealizmi de savunmakta...”

Mesela...

“Kürt sorunu”nu anlatırken, meseleye “insanlık ve uygarlık tarihi”nden girmekte...

Ta Konfüçyüs’e kadar uzanmaktadır...

Ne alaka ise “bakırın bulunuşu”na acayip önem atfetmektedir...

“Savunma” adı altında kaleme aldığı sıkıcı, bunaltıcı, malumatfuruş, anlatımı bozuk üç ciltlik kitaba şöyle bir göz attığınızda...

Bir yandan sıkıntıdan geberirsiniz, bir yandan da gelmiş geçmiş bütün filozof isimlerinin metinde yer aldığını, ancak meselenin özüne bir türlü girilmediğini görürsünüz...

Öcalan uçmayı seviyor yani...

Şimdi söyleyin bakalım:

Kafası bu denli karışık birinin ortaya koyacağı “yol haritası”nı, kaç harita mühendisi kaç ayda söker?

Medyada kimler ayakta kalacak

EKREM DUMANLI - Cemaat gücünü korudukça, “Hocaefendi” duasını eksik etmedikçe, gayret ve himmet sürdükçe, şakirtler her tarafa hâkim oldukça... Ekrem Dumanlı ismi de medyada ilelebet payidar olacaktır...

AKİF BEKİ - Hiç meraklanmasın... Onun Tayyip Erdoğan’a övgüleri sürdükçe... Tayyip Erdoğan’ın da yüzde 40’ın üzerinde oy alma potansiyeli devam ettikçe... Akif Beki medyada hep müdür olur...

HÜSEYİN GÜLERCE - Her konuda “Acaba bu işe cemaat ne der?” sorusu soruldukça, yani “cemaat uzmanlığı” para ettikçe... Hüseyin Gülerce’nin medyadaki varlığı da sürecektir.

HASAN KARAKAYA - İslami camiada cehalet ve küfürbazlık, cihatla eşdeğer görüldükçe... Ve “köy” değneksiz kaldıkça... Bu vatandaş da prim yapmaya devam edecektir...

ŞAMİL TAYYAR - Ergenekon’da dalgalar sürdükçe... Bu arkadaşın “Dalgaların Prensi” olma durumu da sürecektir...

EMRE AKÖZ - Gözü kapalı iktidar yandaşlığı ile gözü kapalı muhalefet düşmanlığı prim yapmaya devam ettikçe... Bu babayiğide kimseler dokunamayacaktır...

X