Hakkı bazen insan olmayabilir

BİR dönemin (1980’ler) berbat espri girişimlerindendir, hatırlayanlarınız çıkacaktır: “Kadın Hakkı diye bir şey yoktur, Hakkı erkek ismidir”.

Haberin Devamı

Dün, İnsan Hakları Derneği’nin 2012 yılına ait “hak ihlalleri raporu”nu okurken “İnsan Hakkı diye bir şey yoktur, Hakkı bu ülkenin vatandaşıdır ama insan kabul edilmemektedir” diye söylendim kendi kendime. Adı Hakkı olanlar kızmasın...

*

Mesela Hakkı demeyelim Sevag Şahin Balıkçı diyelim. Batman’da, Gümüşgörü Jandarma Karakolu’nda askerlik yaparken 24 Nisan 2011’de öldürüldü Sevag.
Önceki gün askeri mahkeme kararı açıkladı. Cezalar alt limitten çıktı. Sevag’ı öldüren sanık askere “taksirle adam öldürme” suçundan 4.5 yıl hapis cezası verildi, cinayet sırasında görevli astsubaya da ihmalinden dolayı 5 ay hapis cezası verildi. Cezası da ertelendi.
Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz’a göre 2002-2012 arasında kışlalarda 1470 asker öldü. Büyük bölümü kamuoyunu ikna edecek şekilde açıklanamayan bu ölümlerin 934’ünün intihar vakası olduğu söylendi.
Sevag’ın davasında da gölgeler aydınlıktan fazlaydı. Annesi Ani Balıkçı perişan. Şöyle seslendi mahkemeye:
“Neticede anladığım asıl suçlu benim oğlummuş. 5 gün sonra doğum günü olan oğluma hediyesini götürürken, sizin hediyenizden de bahsetmekten çekinmeyeceğim. Bu karardan sonra sizinle ilgili tek dileğim, çocuklarınıza sarılırken Sevag’ın, annenize sarılırken benim gözlerim aklınızdan çıkmasın”.

*

Haberin Devamı

Rapora dönelim.
Eğer “...Ateşli silahlar veya patlayıcı maddeler veya her türlü kesici, delici aletler veya taş, sopa, demir ve lastik çubuklar, boğma teli veya zincir gibi bereleyici ve boğucu araçlar veya yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı eczalar veya diğer her türlü zehirler” filan kullanmıyorsanız, “toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanunu”na göre herkes önceden izin almaksızın yürüyüş, gösteri, toplantı yapmakta özgürdür.
Öyle mi?
2012’de 424 gösteriye müdahale edildi, 110 etkinlik yasaklandı, 13 bin 479 kişiye sadece bu hususta dava açıldı. İHD raporuna göre 4 kişi de biber gazından kaynaklanan (organikti di mi!) nedenlerden hayatını kaybetti.
İzmir’de karakolda dayak yiyen kadının davasını ve gelişimini hatırlarsınız herhalde. Rapora bakalım: “Adalet Bakanlığı’nın yayınladığı adli istatistiklere göre, 2009’da işkence ve eziyet suçlarında 707 kişi sanık olarak yargılanırken, bu rakam 2010’da 755, 2011’de 800 oldu”.
Buna karşın kolluk kuvvetlerine mukavemetten (yere yatırdıkları genci çullanıp döven polis memurlarının ellerinin uf olması hadisesini hatırlayınız) 2009’da 22 bin 195 vatandaşa dava açılırken, bu rakam 2010’da 25 bin 497’ye, 2011’de ise 27 bin 753’e çıktı.
2012’de işkence ve kötü muamele iddiası toplam 2 bin 571 oldu.
Çin’i sollayıp en fazla terör örgütü üyesine sahip ülke konumuna gelmemiz, tutuklu 9 milletvekili, sadece 2012’de yasaklanan 6 bin 601 internet sitesi...
Medyada kendisine pek yer bulamayan bu raporun tamamını okuyup demokratik haklarımızın 2012’deki hâl-i pür-melâlini incelemek isterseniz www.ihd.org.tr’ye  bir uğrayın. Benim yerim yurdum bu kadarına yetiyor...

Yazarın Tüm Yazıları