Ertuğrul Özkök: Her siyah tişörtlü satanist değildir

Ertuğrul ÖZKÖK
Haberin Devamı

Gözümün önünde oldu. Bir arkadaşım Metallica grubu hayranı yeğeni ile dalga geçmek için telefon açıp sordu:

‘‘Söyle bakalım sen Metalci misin, yoksa hip hop'çu mu?’’

Yeğeni şakasını bile kaldıramadı.

Kesin ve ciddi bir cevap verdi:

‘‘Hala ben satanist değilim.’’

* * *

Yeğenini ben de tanıyorum.

Yabancı dilde eğitim yapan bir okulda okuyor.

Son derece aklı başında bir çocuk.

Uzun siyah tişörtler giyiyor.

Altında çoğu kez kısa paçalı, pantolon şort arası bir şey oluyor.

En büyük uğraşısı müzik.

Müzik onun için hobi olmaktan çıkıp, neredeyse asıl sanatı haline gelmiş.

Bateri çalıyor.

Metallica grubu geldiği zaman, benden kendisini sahne arkasına sokmamı istemişti.

Ama hepsi bu.

Ülkenin meselelerine hiç de öyle ilgisiz değil.

İnsanlarla ilişkileri gayet iyi.

Bu çocuklar bu günlerde mutsuz.

Çünkü polis Türkiye'nin her yerinde tuttuğu her siyah tişörtlü çocuğu alıp içeri atıyor.

Kolunda dövme bulunan her siyah tişörtlü, kulağı küpeli, çenesinin altında Tarkan tipi ince çizgi veya sakal olan herkese satanist muamelesi yapılıyor.

* * *

Çocuklar üzerinde müthiş bir terör esiyor.

İşin kötüsü sadece polis değil, çevremdeki birçok insan da farklı giyinen, farklı sakal bırakan çocuklara satanist gözüyle bakmaya başladı.

Allah'tan savcılar bunların çoğunu serbest bırakıyor,.

Ama bunun izi birçok çocuğun üzerinde kalıyor.

İşi abartmayalım.

Genç insanlar, hatta çocuklar farklı olacak.

Giyim kuşamı ile, hali tavrı ile, beğenisi ve dili ile farklı olacak.

‘‘Satanist avı’’ neredeyse Ortaçağ'ın cadı avına dönüşecek.

* * *

Bu olay beni alıp çok eski yıllara, 1960'ların İzmir'ine götürdü.

Yıl 1962'ydi.

Beatles ve Rolling Stones yeni çıkmıştı.

Ben de İzmir'de saçını uzatan ilk üç lise öğrencisinden biriydim.

Hatay'ın Üçyol semtinde oturuyorduk.

Babam çok uygar bir insandı.

Ama bir akşam eve geldiğinde beni karşısına aldı ve benden saçlarımı kesmemi rica etti.

O akşam söylediği şu sözler hálá kulağımda:

‘‘Oğlum, ben seni çok iyi tanıyorum. Benim için hiç mesele değil. Ama kahvedeki arkadaşlarım, senin oğlun eşcinsel mi oldu diye soruyorlar. Bunu kaldıramıyorum.’’

O akşam, üniversite eğitimimi İzmir'de yapmamaya karar verdim. Üniversite sınavında İzmir'den tek fakülteyi yazmadım.

Canım kadar sevdiğim, benim için hálá moderniteyi temsil eden İzmir'den ayrıldım.

Sırf kendime ait bir kimliği koruyabilmek için...

Ve sırf babam üzülmesin diye...

O yaşlar genç kimliğinin oluştuğu yıllardır.

O yıllarda gencin özenle koruduğu kimliğine saldırı, onu değiştirme girişimi hep ters teper.

* * *

Gençlik yılları her insanı farklı bir tarafından bir kimliğe bağlar.

Kimini müziğe, kimine şiire ve sanata, kimini siyasete, kimini ülkücülüğe, kimini devrimciliğe...

Kimi masumdur, kimi sapkın.

Elbette şeytana tapma gibi sapkın eğilimleri önlemek lazım.

Ama müziğin şu ya da bu türüne düşkün gencin, kolundaki dövmeye, kulağındaki küpeye, çenesindeki incecik çizgi gibi sakala takma hakkımız yok.

Polis elbette görevini yapacak.

Ama bir şeyi unutmadan.

Her siyah tişörtlü ille de satanist değildir.



Yazarın Tüm Yazıları