"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

Edebiyat dünyasının en çok konuştuğu olay

<B>BEHÇET NECATİGİL ŞİİR ÖDÜLÜ </B>jürisinin toplantısında aldım haberi. <B>Enis Batur</B>, Yapı Kredi Yayınları’ndan istifa etmiş. Hemen aradım, <B>‘Yahu’</B> dedi, <B>‘ayrılmadım, atıldım.’

Sevgili Enis, senin gibi işinden hep istifa yoluyla ayrılan bir şövalyeye dostların atılma eylemini yakıştıramamışlar.

Habere çok üzüldüm, bütün kitap severler gibi, onun başarılarını bilen, takdir eden herkes gibi.

Bu yazıyı ne Enis Batur sevdiğim iyi bir şair olduğu için ne de dostum olduğu için yazdım. Duygusallığı kendime sakladım, aklımı, mantığımı, gerçekleri yazıma koydum.

Yayıncılık dünyasındaki bu depremin sarsıntısını, nesnel bir anlayışla hissedenlerden biri olarak yazdım.

Enis Batur’un yöneticiliğinde, seçiciliğinde Yapı Kredi Yayınları’nın çıkardığı kitaplardan oluşan kütüphane, bence, Milli Eğitim Bakanlığı Klasikleri’nden sonra yapılmış en kapsamlı, en kaliteli yayıncılık olayıdır. İçeriğinden biçimine kadar görülen yenilikler, hiç kuşkum yok, başka yayınevlerinin çalışmalarını da etkilemiştir. O, yaptığı her işte, özen kavramına tapmıştır.

Türk edebiyatının en önemli yazarlarının toplu eserlerini basması da desteklediğim bir yayıncılık anlayışıdır.

Yayıncılık dünyasında toplu eserleri yayınlamak, sabır isteyen çok büyük bir iştir, bunu da ancak Enis Batur başarabilirdi. Başardı da.

Enis Batur’un, edebiyat, yayın dünyasındaki kıskançlıkları aşan bir kimliği olduğunu öğrenmemiz için demek ki işinden uzaklaştırılması gerekiyormuş.

Çok önemli yazarlar, onun dışarıda bırakılmasından duydukları üzüntüyü okurlarına ilettiler, herkes Türk ve dünya edebiyatının en güzel, en gerekli kitapları bize sunan bir yayıncıya reva görülen tavra isyan ederek, kültürel vefanın güzel örneklerini verdiler.

Onu anlatırken sadece yayıncılığından, yaratıcılığından söz etmek eksik bir yargıdır.

Düzenlediği sergiler çok önemlidir, sergi katalogları, albümleri benim kitaplığımda sakladığım değerde kitaplardır.

Sergiler öylesine önemliydi ki onu görmeden edemezdik, gezmezsek eksiklik duyardık.

* * *

2000’inci kitabın yayınlanması dolayısıyla düzenlenen geceye katılmıştım. Enis Batur kadar, belki ondan çok konuklar sevinçliydi.

2000 kitap arasında dünya edebiyatının, düşüncesinin yerli ve yabancı en seçkin eserlerini yayınlayan birini hepimiz kutlamıştık. Bunu hak etmişti.

Ya dergiler... Sanat Dünyası’nı Cogito’yu, Kitaplık’ı yönlendiren, yöneten Enis Batur’un zirvedeki başarılarının süreli yayınlara yansıyan belgeleridir.

Emeklerin sıfırlanmasından çok rahatsız olurum.

On beş yıla yakın büyük bir emekle, tutkuyla yayınevini kurumlaştıran bir kişiye yapılan bu muamele, bana kitaba, kültüre karşı insafsız bir karşılık gibi geliyor. Bundan sonra bu alana emek vereceklerin şevkini kırıyor.

Klasik bir yakınmadır: Bizde adam yetişmiyor. İsterseniz bunu değiştirelim. Yetişiyor ama kırıma ve kıyıma uğruyor.

Bazıları şöyle bir gerekçeyle işin boyutunu zayıflatma girişiminde bulunabilirler.

Canım, kurumlar kalıcı, mevkilerde oturanlar geçicidir.

İnanmadığım, katılmadığım, benimsemediğim bir gerekçe. Birçok kimseye bu imkánlar sunulsaydı, Enis Batur’un başarısını yakalayabilir miydi? Hayır.

Zirveye çıkabilir miydi? Hayır.

Ben, iyi bir bankacı, mücadeleci olduğu söylenen Ali İhsan Karacan’ın Enis Batur’la birlikte çalışarak yayınevinin, kültür hareketlerinin devamını sağlamasını beklerdim. Böyle bir uzlaşmadan, yayın dünyamız, kültürümüz, insanımız kárlı çıkardı.

Hepimiz 2000 kitaplık bir dev kurumun zaafa uğrayacağı kaygısını taşımazdık. Hepimiz Türkiye’de, iş yapan, işi bilen zirvedeki yaratıcı insanların iltifat, sevgi, saygı gördüğüne inanırdık.

* * *

ENİS BATUR’un bir şey kaybettiği düşüncesinde değilim, Türk yayıncılığı, Türk kültürü, Türk dergiciliği çok şey kaybetti.

Dilerim bu yanlış karardan dönülsün.
X