"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

Bürokrasi ve sivil toplumda Kayseri’nin inanılmaz gücü

KAYSERİ Yeni Haber Gazetesi sahibi ve Genel Yayın Müdürü Recep Bulut, ilginç bir çalışma yaparak bürokraside görevli Kayserili hemşerileri (isimleri ve makamları) yazmış. Karadenizliler kıskanabilir bu kadar ismi görünce... Ege, Akdeniz ve Marmara bölgesi ise imrenebilir. Sıralıyor:

Çankaya’da hemşerimiz kim? Cumhurbaşkanı Abdullah Gül. YÖK’te hemşerimiz kim? Prof.Dr. Gökhan Çetinsaya. TÜBİTAK’ta hemşerimiz kim? Prof. Dr. Yücel Altunbaşak. TÜBİTAK Başkan Danışmanı kim? Abdullah Gül Üniversitesi Rektörlüğü’nden alınan Prof.Dr. Hakan Musa Asyalı. HSYK’da kim? Eski Kayseri Baro Başkanı Ali Aydın.

Bitmedi!

HSYK’da, eski KAYSERİDER Başkanı Prof. Dr. Bülent Çiçekli, Enerji Bakanı Taner Yıldız, TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Burhan Kuzu, Enerji Bakanlığı Müsteşarı Metin Kilci, Rekabet Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nurettin Kaldırımcı, Ankara Emniyet Müdürü Zeki Çatalkaya (Şimdi Genel Müdür Yardımcısı oldu), Gümrük Muhafaza Genel Müdürü Yusuf Güney, Vergi Denetim Kurulu Başkanı Adnan Ertürk, Milli Emlak Genel Müdürü elbette ki hemşerimiz Abdullah Kaya, İçişleri Bakanlığı Bakan Yardımcısı tabii ki eski Valimiz Osman Güneş.

Durun! Bitmedi! İçişleri Bakanlığı Personel Genel Müdürü İbrahim Taşyapan, Dış Ticaret Müsteşarı Ahmet Yakıcı, TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu, Türk-İş Başkanı elbette ki hemşerimiz Mustafa Kumlu, son bir isim Gazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Süleyman Büyükberber!

Yeter mi? Say say bitmez!

Ne demiş bir devlet büyüğümüz? Rabbim verdikçe Kayserili veriyor.

Bundan güzeli olur mu, her yer hemşerimiz!

‘Trabzon’a erkek yurdu da isteriz’

TRABZONLULAR, Türk Eğitim Vakfı’nın (TEV) hizmete soktuğu 250 kişilik kız yurdu ile ne kadar iftihar etseler azdır. TEV, başarılı gençlerin hayatında 1967’den beri bir dönüm noktası.

Eğitim olanaklarından yoksun gençleri bilgi üreten ve bilgiyi kullanan yetişkinlere dönüştürmek amacıyla Vehbi Koç önderliğinde eğitime gönül vermiş, 205 kişi tarafından kurulmuş... O günkü ideallere bağlı kaynakları bir araya toplamak için özveriyle çalışmaları, bugün TEV’in gururla devraldığı bir miras...

Açılışta Trabzon’daki 6 dönüm üzerine kurduğu ‘beş yıldız’lı sayılabilecek yurdu gören Vali Yardımcısı Kamil Sarıaslan’ın TEV Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç’a “Bir de erkek yurdu talep ediyorum” demesi ilginçti. Trabzon Valisi Recep Kızılcık’ın bir görev nedeniyle yurtdışında olduğundan törene katılamadığı bildirildi.

Kız yurdu için şartla bağış

Bu arada TEV’in bir ilkesini belirtmekte fayda var. TEV’in yeni başladığı yurt yapımı için bir koşulu var. Bağışçıların kız yurdu yapımı için ‘şartlı bağış’ yapmaları gerekiyor. Erkek yurdu yapılması düşünülmüyor. TEV, eğer kız yurdu yapılmasını isteyen olursa bu bağışı kabul ediyor. Örneğin sanatçı Volkan Konak, Trabzon’daki imza gününün gelirini kız yurdunun açılış töreni için yapılan harcamalara tahsis etmiş... TEV’e, İzmir ve Trabzon’dan sonra Ankara ve Antalya’da da bazı bağışçıların kız yurdu yapımı için başvurusu olduğu belirtildi.

Bu arada TEV, Mehmetçik Vakfı ile birlikte, Bodrum Belediyesi’nin katkısı ile Zeki Müren’i anmak için 24 Eylül’de Bodrum Kalesi’nde bir konser düzenliyor. Müren aynı gün Bursa’da da anılacak.

Çağlayan’da bir sabah!..

ÇAĞLAYAN Adliye Sarayı gerçek bir saray görünümüne sahip olarak inşa edildi. Herkesi ezen bir ihtişama sahip. İçinde bulunduğumuz hafta cumhuriyet tarihinin en önemli davalarından “KCK”nın gazetecilerle ilgili olanı için duruşmalar başlayacaktı.

Türk gazetecilerin yargılandığı büyük davalarda Çağlayan’daki adliye binasının sahanlığında TV naklen yayın araçları sıralanırdı. Kürt gazetecilerin davasında ise naklen yayın araçları yoktu, onların yerine çevik kuvvet birimlerine ait zırhlı su tankerleri, çelik tel örgülü personel araçları sıralanmıştı!

Adliye binasının en fazla öne çıkartılan özelliği “Avrupa’nın en büyük” adalet sarayı olmasıydı. Fakat bu devasa ebatlar adalet sağlamak konusunda pek fazla bir işe yaramıyordu. Öncelikle duruşma salonunda yer darlığı sorunu yaşanıyordu. Mahkeme Başkanı Ali Alçık “Ancak 70 kişi girebilir” demişti güvenlik yetkililerine...

Bu 70 kişiye kimler dahildi?

Avukatlar, sanıkların birinci derecedeki akrabaları, milletvekilleri, gazeteciler... Zaten 44 sanıklı bir dava, her sanığın bir yakını gelip girse, 44 koltuk bitiyor. Avukatlar 25-30 kişi. Milletvekilleri 15 kişi. Gazeteciler 50 kişi. Yerli ve yabancı gözlemciler, hak savunucuları 30 kişi...  En büyük adliye sarayının duruşma salonları daha ilk adımda iflas ediyordu.

Bu yetmiyormuş gibi içeride 32 sandalye jandarmalar tarafından doldurulmuştu, ilave olarak da 12 polis memuru vardı.

Bütün bu daraltma koşulları yetmiyormuş gibi mahkeme başkanı ikide bir “Lütfen herkes otursun yerine” diye uyarı yapıyor, ayakta kalan görünce de duruşmaya başlamıyordu. Avukat Baran Doğan usul hakkında söz istedi. Başkan da verdi. Bu durumu tutanağa geçirirken şöyle dedi:

- Sanık Baran Doğan söz aldı...

Avukat düzeltme yapma gereği hissetti:

- Efendim henüz sanık değilim!

- Dilim sürçtü, tamam devam edin!

(Bugün de 16. Ağır Ceza Mahkemesi’nde Oda TV davası için tutuklu gazeteciler Barış Terkoğlu, Soner Yalçın, Barış Pehlivan’la birlikte Yalçın Küçük ve Hanefi Avcı yargılanacaklar. Bu kez aylardır beklenen TÜBİTAK raporu da dosyada. Çağlayan’da bu duruşmayı da izleyen olursa aynı manzara ile karşılaşılacak yine.)
Nazım ALPMAN

Biliyor musunuz

- ESKİ Adana Belediye Başkanı Aytaç Durak’ın 30 aydır görevden uzak tutulduğunu belirterek, “Meclis toplantısında bir üye benim resmi korunmam için talepte bulunmuş. Benim korunmaya ihtiyacım yok. Bana oy veren hatta oy vermeyen Adanalılar beni korur” dediğini...

- ESENYURT Kurucu Belediye Başkanı Dr. Gürbüz Çapan’ın, İzmit Çayırova CHP örgütünün 12 Eylül’le ilgili panelinde, “Düşünün, son 30 yılda 3 kez af çıkmış ama Kürtler yararlanamamışlar. Onlar bu ülkenin yurttaşı değil mi? Birbirimize yurttaş, arkadaş muamelesi yapacağız. Bunları söyleyince benim için ‘Kürt’ ya da ‘Kürtçü’ diyorlar. Ermeni de derler, Alevi de... Ben Kafkasya muhaciri bir ailenin çocuğuyum, Sünni’yim, Türk’üm... Aslında biraz hepsindenim. Kim eziliyorsa, kim kötü muamele görmüşse ondan yanayım” diye konuştuğunu...

 

X