"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

Beklediğim mevsim geldi

Doğan HIZLAN

Her sonbahar geldiğinde Ülkü Tamer'in bir mısraını tekrarlamaktan olağanüstü haz duyarım:

'Yazın bittiği her yerde söylenir.'

Arthur Rimbaud'nun, 'Birdenbire sonbahar,'ı benim için uyarıların en tatlısıdır.

Kendimi kaptırmadığım yaz tembelliklerinden çevremdekilerin silkinişlerini hafif alaycı bir gülümseme ile izliyorum. Beni bıraktıkları yerde buldular. Bana döndüler. Yaz yaşantıları da beni hiç ilgilendirmiyor.

Güneşsiz günlerin özlemini gideriyorum. Yaz yağmurlarının pırgıçlığı yerine, insanı ıslatan yağmurları bekliyorum.

Mevsimler herkesin hayatını benim kadar etkiler mi?

Müzikler, kitaplar, kapalı perdeler arkasında bana mevsimleri yaşatırlar.

'Sezon başladı' sözü, sanata bir çağrıdır. Biliyorum ki, nicemiz hayatımızı estetize eden kitaplara, tiyatrolara, sinemalara doğru koşanlar, işte benim mevsimim, diyenlerdir.

Sanat/yayın dünyasının sorunları, salonsuzluktan, parasızlığa kadar çözümlenemeyen dertler, üzüntüler, her zaman bu sevinçle birlikte gelir.

***

HER şeye iki yandan bakma alışkanlığım vardır. Düşünmenin, hissetmenin en sağlam yöntemidir bence.

Yılların Türkiye'ye sanat/edebiyat açısından getirdiklerini küçümseyemem. Mutlulukları büyüteçin altına getiririm, dertler bırakalım kendi boyutunda kalsın.

Çevrildiğinden yıllar sonra seyrettiğimiz filmler... Dünyada yayınlandığını öğrendiğimiz ancak uzum zaman sonra Türkçede okuyabildiğimiz kitaplar... Dergilerde övgüsünü okuduğumuz tiyatro eserlerinin bizde sahnelenmesi için umutsuz bekleyişlerimiz...

Bir iki yayınevinin kısır programlarıyla yetinmek. Çıkan kitapları yutarcasına okumak. Seçici olamamanın ezikliği, ne verilirse ona kanaat etmek.

Okur çok ama kitap yok.

Biçiminden içeriğine, imrenilecek bir çeşitliliğin göründüğü yayın dünyası, bizim uzun yolda katettiğimiz mesafenin ispatıdır.

Eski günlerin, 1950'li, 1960'lı yılların özlemini çekerek, bugünün okuruna, seyircisine dudak bükmeye karşıyım.

Genç kuşak salonları dolduruyor. Kitap okuyor.

***

BEN niye bu mevsimi sevdiğimi anlatmaya çabaladım.

Hep bir ağızdan aynı sözü telaffuz edebiliriz:

Maestro Musica.

X