"Güzin Abla" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Güzin Abla" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Güzin Abla

Barış kokulu rüzgarlar serinletsin yüreğini acılı insanların

Sevgili Güzin Abla, geçen gün okudum, bir okuyucunuz sitem ediyordu size; "köşenizde şehitlere ve terör olaylarına yer vermiyorsunuz" diye... Oysa içimiz yanıyor, yüreğimiz kanıyor. Ben de bu yazımı paylaşmak istedim sizinle...

Rüyalarımı kabusa çevirip, uykularımı bölüyor artık her türlü terör olayı... Gözümü kapattığımda; bir annenin patlayan bombanın şiddetiyle havaya savruluşu geliyor aklıma; hem de tam çocuğunu emzirirken... Tezkeresine üç gün kalan oğluna, baklava hazırlayan annenin acısı geliyor aklıma; baklava şerbetine göz yaşını katan şehit annesi... Kocası şehit düştükten iki gün sonra doğum yapan loğusanın, minik bebeğine kocasının adını koymasını hatırlıyorum. Şehit Mehmetçiğimin oğlu; Mehmet!..

İbadethanelerde, tanrısına yürekten yakarışlarda bulunurken, o çok özel ve kutsal anlarda patlayan bombalar geliyor aklıma. Ve yarım kalan duaları duyar gibi oluyorum; sonu katliamla biten dualar... Toplu taşıma araçlarına yerleştirilen bombalar patlıyor, umuda yolculuğa çıkmış onca insanın ölüm haberlerini izliyor tüm dünya... Umutlarına koşarken katledilen umut yolcuları geliyor aklıma...

"Tanrım!" diyorum "Ne hale geldik biz?" Ah! Biz insan(cık)lar! Bir fark etsek! Biraz hissetsek yüreğimizin kuytu köşelerindeki sevgiyi, merhameti... Bir bakıversek; bakıp da görüversek insan olmanın yüceliğini...

İbadethanelerde, din görevlilerinin söylediklerine biraz kulak verdiğimizde; insan öldürmenin; kulu kul olmaktan çıkarttığını öğreniriz... Bir anlayabilsek tüm insanların kardeş olduğunu... Çocukların masum ve savunmasızlığını...

En güzeli, en kolayı insan olmak

Sen! Evet, evet sen canlı bomba... Sen terörist! Sen. Gözlerini aç da bir bak şu güzel dünyaya, ne olur? Topraktaki karıncayı görüyor musun? O karıncalar barış yükü taşıyorlar bıkıp usanmadan... Kuşlar kanatlarını barış adına çırpıyor. Balıkların pulları; barışın rengini yansıtıyor tüm kumsallara... Ve benim dünyamda rüzgarlar barış koksun istiyorum artık. Barış kokulu rüzgarlar serinletsin yüreğini acılı insanların... Bak yağan yağmur damlacıkları barışla ıslatıyor toprağı. Haydi sen de aç yüreğini ve senin yüreğine de düşsün barış yağmurları. Sevgi tohumları yeşersin senin de yüreğinde... "Yok benim yüreğimde sevgi tohumları" deme sakın... Çevrende gördüğün ilk çiçeğe dikkatlice bak! Rengi barışı anlatır mutlaka; bem beyaz, pes pembe; sap sarı... Ve her bir yaprak barışa uzanır, yemyeşil...

Öldürmek için hedef seçtiğin çocuğun gözlerine bak! Haydi indir silahını. Çocuğun gözlerindeki korkuyu sil önce sonra da akan yaşlarını... Ve her çocuğun bir annesi, bir babası ve bir yakını olduğunu düşün. Hani o kutsal mekanlarda ibadet eden. Hani o bombalı araçlarda yolculuk yapan, mutlaka bir yakını vardır. Ve her çocuk mutlaka birini bekler ve sen o beklenen insanları öldürmeyi amaç edinmişsin...

Ne o? Sen de mi ağlamaya başladın yoksa? Başardın işte! Nihayet insan olduğunu hissettin sen de... Öldürmekten çok daha kolaymış değil mi ! Aslında en güzeli, en kolayı; insan olmak, insanca yaşamak değil mi?

EMEL AYGÖREN ŞEN www.emelaygorensen.com

Benim ağlamamın sebebi başkadır

Günlük işlerden bahsediyorlardı. Kimisi türkü mırıldanıyor, kimisi sevdiğini anlatıyor, kimisi ailesinden bahsediyordu. Roket atardan çıkan bir roket geldi, sohbetin içine, kalbimizin ortasına gömüldü. Ne mi oldu? Ne olabilirdi ki? Şüheda neslinin devamı da şühedaya katıldı. Şehitlik şerbetini içtiler birlikte.

Ben şehitlere ağlamam. Bugüne kadar onca şehit verdik, gözümden bir damla yaş akmadı. Allah’a inanan biri, "Şehitlere ’ölü’ demeyiniz, onlar ölmemiştir. Lákin siz bilmezsiniz" diyen Rabb’e inanmaz mı? Ben, o şerbeti içenleri, cennete koyacağını söyleyen, derecelerinin peygamberlerden sonra gelen en yüksek derece olduğunu beyan eden Rabb’e inanırım. Ve o şehitler için sevinirim. Ben, ağlamam. Ben asla şehitler için ağlamam.

Benim gözümden yaş akıyorsa eğer, bir ananın, evladının fotoğrafını öpüp, kalbinin üzerine koyması, tüm gücüyle "Vatan sağ olsun" diye haykırması iledir.

Benim gözümden yaş akıyorsa eğer, bir babanın, "Ben ağlamam, ağlayıp da sevindirmem kalleşleri. Bir oğlum daha var, o da vatan yolunda feda olsun" diye dile gelmesi iledir.

Benim gözümden yaş akıyorsa eğer, beyini kaybeden kadının, nişanlısını kaybeden kızın, "Yiğidim, seni bekleyeceğim. Ben, senden başkasına yár olmam" diye dile gelmesi iledir.

Benim gözümden yaş akıyorsa eğer, tabuta sarılan bir çocuğun, "Baba, nereye?" diye dile gelmesi iledir.

Benim gözümden yaş akıyorsa eğer, şehidin geride bıraktıkları sebebiyledir.

Şimdi sen, takım elbiseli adam... Şimdi sen geçmişsin karşıma, "soğukkanlı ve mutedil" olmaktan bahsediyorsun. "Öfkeyle kalkanın zararla oturacağını" söylüyorsun.

Şimdi sen, takım elbiseli adam... Şimdi sen geçmişsin karşıma, "savaşın kötülükleri"ni anlatıyorsun. Şimdi sen artık konuşma. Takım elbiseni çıkar, kravatını at, botunu giyin, palaskanı tak. Bunca zamandır öfkeyle kalkmadın da ne oldu? Yine zararla oturan sen olmadın mı? Bunca zamandır "savaşın kötülüğünü" anlattın da ne oldu? Savaşta kaybettiğinden daha çok asker kaybetmedin mi? Takım elbiseni çıkar, kravatını at; sonra hiç durma, yeşil elbiseni giyin, palaskanı tak...

İSİMSİZ
X