"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

Aslı doğru yöntem yanlış

<B>CUMHURBAŞKANI A.Necdet Sezer, </B>29 Ekim'de <B>Çankaya Köşkü'</B>nde vereceği resepsiyon için bazı milletvekillerine <B>‘‘eşsiz’’ </B>davetiye gönderdi.

Ancak bazı AKP'li milletvekilleri buna tepki gösteriyor.

Başbakan Erdoğan, ‘‘Cumhuriyet halk demektir, halkın şölenidir, halkın resepsiyonudur’’ diyerek popülizm yapıyor.

Ne yazık ki gerilim sürerken duyarlı çevrelerden, resepsiyon nedeniyle çıkan seslere karşı ‘‘laiklikten ödün verilemez’’ diye açık bir tepki yükselmiyor; kimse bunun cumhuriyetin yasalarına meydan okumak olduğunu ortaya çıkıp söylemiyor.

Laik cumhuriyet rejiminin, Anayasa Mahkemesi'nin 1989'da almış olduğu kamu alanlarına başörtülü girilemeyeceği kararı unutturulmak isteniyor.

AB kapısındaki Türkiye için laiklik, çağdaş bir güvence değil mi?

Ancak malum çevreler, Atatürk'ün Çankaya'sının türbanlılara açılmasını istiyor. Erbakan'ın başbakanlığı zamanında iftarda sarıklılara ve şalvarlılara açtığı gibi...

Cumhurbaşkanı Sezer, ‘‘inanç özgürlüğü’’ pazarlamacılarına karşı laiklik konusundaki titiz tutumunu inançla koruyor. ‘‘Cumhurbaşkanlığı, cumhuriyeti temsil eder, kamu alanıdır. Orada başörtüsü takılamaz’’ diyor.

Açıkçası Çankaya, ‘‘Köşk çatısı altında türban istemiyor’’.

Peki Sezer, resepsiyon nedeniyle gönderdiği ‘‘eşli-eşsiz’’ davetiyelerde bir yanlış yaptı mı?

Eski bir siyasetçi bu konuda şöyle diyor:

‘‘Sayın Sezer özünde doğru yaptı ancak yöntemi yanlış...’’

Ve bir öneride bulunuyor:

‘‘Aslında örneğin Sayın Cumhurbaşkanı, resepsiyon davetiyelerinin altına 'erkekler siyah elbise, kadınlar başı açık' diye yazsaydı, tartışma bu boyutlara varmazdı. Başbakan ve bakanlar da rahatlardı.’’

Bu da bir çözüm önerisi ama artık geçti.

Cumhuriyet yasalarına meydan okunamaz


FRANSA Cumhurbaşkanı Jacques Chirac, ülkesindeki türban tartışmalarına karşı böyle diyor. Önceki gün devletin yarı resmi ajansının (aa) geçtiği haberde yer alan ifadelere benzer sözlerin, Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi'nin yıllar önceki kararlarında yer aldığını söylemeye gerek var mı?

Chirac, laikliğin her yurttaşa koruma sağladığına işaret ediyor, ‘‘Herkesin inancı güvence altındadır’’ diyor. Devletin, demokrasi yasalarına yabancı olan zorlamaların gönüllere, zihinlere ve davranışlara hükmetmesine asla rıza göstermeyeceğini ifade ederek şöyle diyor:

‘‘Laiklik bu nedenle tartışma konusu olamaz. Bazılarının cumhuriyetin yasalarına meydan okumak ya da modern toplumun cinsiyet eşitliği ve kadının saygınlığı konularındaki kazanımlarını tartışma konusu yapmak için, saptırılmış bir din özgürlüğü fikrinin arkasına sığınmaları kabul edilebilir şey değildir.’’

Ders olur mu?

‘Aymazlık’ yapmam


TEKİRDAĞ Belediye Başkanı Kadir Çebi, Prof. Rona Aybay'ın ‘‘Aymazlık’’ (18.10.2003) yazısını yanıtlıyor:

‘‘Sayın Aybay'ın Hürriyet'teki fotoğrafa bakarak yaptığı eleştiri haklı gibi görünse de, parçaları bir bütün halinde değerlendirmek gerektiğini düşünüyorum. Türk ve Yunan bayrakları arkasında Patrik Bartholomeos'un ve benim gözüktüğüm fotoğraf, başkanı bulunduğum merkezi Tekirdağ'da bulunan 'Doğu-Batı Trakya Belediyeler Birliği (Trakyakent)' toplantısı nedeniyle verdiğimiz yemekte çekilmiştir. Aynı gün de Patrik, Tekirdağ'ı ziyaret etmiş ve iki ülke belediyelerinin oluşturduğu birlik yemeğinde bulunmuştur. Şahsımın ve kurumumuzun böylesi bir konuda 'aymazlık' etmeyecek kadar dikkatli olduğumuzun bilinmesini isterim.’’

‘Siz isterseniz hilafeti bile getirirsiniz’


KURULTAY öncesinde iki CHP'li aralarında konuşuyor:

Parti Meclisi 80 kişiye çıkıyormuş...

- Peki daha çok mu çalışılacak, fikirler üretilecek? Bu kadar PM üyesi konuşmaya sıra bulacak mı? Genel Başkan'dan fırsat bulacak mı acaba? PM'ler sadece genel başkanların konuşma ve dinleme alanları olacaksa, PM değil 80 kişi 176 kişi olsa ne yazar. Kurultaya getirilecek bu öneri, genel merkez sultasını sağlamak için ‘‘mavi boncuk’’ dağıtmaktan başka bir şey değildir.

Menderes'in 1950'lerde ne dediğini biliyor musun?

- Hani... DP'nin 'diktatörlük' dönemi dendiği iktidar yıllarında Menderes, milletvekillerine ‘‘Siz isterseniz hilafeti bile getirirsiniz!’’ demişti. Bu sözler o zaman değişik yorumlara neden olmuştu. Aslında Menderes, bir yerde milletvekillerinin gücünü anlatmak istiyor, onları 'gaz'lıyordu. Onlar da hop oturup kalkıyorlardı. Bugün bu güç var mı, yok. Tahakküm altında milletvekilleri. Kapıkulluğu denmez mi buna?

İngiltere'de bir söz vardır; kraliçenin geniş yetkileri anlatılırken 'kadını erkek, erkeği kadın yapamaz; ama bunun dışında her şeyi yapar' denir.

Kıssadan hisse...

Biliyor musunuz


ERDOĞAN ve Gürtuna'nın da adlarının yer aldığı İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin ‘‘Akbil’’ davasında, Üsküdar 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin, bilirkişi raporundaki değerlendirmeleri eksik bularak yeni ek rapor alınmasına karar verdiğini ve duruşmayı 28 Ekim tarihine bıraktığını...

Biliyor musunuz?
X