"Kanat Atkaya" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Kanat Atkaya" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Kanat Atkaya

Altın kaplama karizma

BÜLENT Ersoy'un katıldığı Müzeyyen Senar sergisinde oturduğu koltuğu gördünüz mü?

Koltuk diyorsam şaşkınlığımdandır; kendi başına bir oturma grubu da denebilir.


Banyo küvetini dik olarak duvara yasladığınızı düşünün ama musluk aparatını, duş mekanizmasını, ördek kardeşi filan iptal edin.

Böyle kubbeli dev bir oturma birimi. Aaaaa! Unutmadan, koltuk altın rengi parıldıyor.

2009 model çakma Mısır lahidi parlaklığında.

Bülent Ersoy özel olarak istemiş, sergiyi onurlandırması şerefine hazırlanmış.

Söylemeseler de anlardım koltuğu gördüğümde.

“Bülent Ersoy mu geliyor?” diye sorardım çünkü ondan başka kimseyi o mobilyanın üzerinde düşünemezdim.

Mikrofonu bile taşlarla kaplı, evini tahayyül edemiyorum ama tahminimce vermiştir taşı, vermiştir taşı...

Ben anlamasam da, sevmesem de bu da bir zevk tabii ki.

Dileyen kendini altın suyuna bandırıp gezsin, umurumda olmaz.

Fakat mütevazı bir sergi açılışına katılmak için böyle bir ‘külçesel koltuk' hazırlatmak?..

Yakın zamanda bir başka koltukla yüceltme hadisesi daha yaşandı aslında.

Bursa'daki futbol maçını izleyecek olan iki ülkenin cumhurbaşkanları için neredeyse rugan parlaklığında ve değerli taşlarla bezenmiş dev bir koltuk hazırlandı.

Göz alıcı koltuk takımının Bursa'daki şehir stadının VIP Salonu'na armağan edildiği açıklandı.

¡ ¡ ¡

Parayı bulunca ne yapacağını şaşıran ve görgüsüzlüğün dibini bulan genç rock ve rap yıldızlarını biliyoruz.

Tuvalet fırçasına kadar değerli taş kaplatıyorlar evlerini; MTV'de görüyoruz.

Fakat hiçbiri katılacağı sergiye taht inşa ettirmiyordur.

Turnede kulise her türlü acayipliği isteme hakları vardır ama bir sergi ziyaretine sergi gezecek gibi, normal vatandaşlar gibi giderler.

Elton John da böyle yapar, Liberace de böyle yapardı, Mick Jagger da, Madonna da!

Ne diyeceğiz buna?

Diva farkı mı?

Altın kaplı karizma mı?

Peki, öyle olsun.

(NOT: Evim küçük olmasa, çağdaş sanat eseri muamelesi yapıp talip olabilirdim koltuğa. O neydi öyle ya?? Fiyuuuuv!)

 

Kardan Adam'ın intikamı feci olacak

 

KIŞ bastırdı sevgili okur.

Tişört üstü ceket devrinin nihayete erdiğini bu sabah bakkala yaptığım kısa yürüyüş sırasında kemiklerime kadar hissettim.

Kahve, televizyon, internet bağlantısı...

İdeal hafta sonu için temel malzeme temin edilmiş demektir.

O zaman geyikleri serbest bırakabiliriz.

Gazeteleri okuduktan sonra Nazlı Ilıcak'ın da twitter'a dahil olduğunu öğrenmiş vaziyette sanal âleme geçiş yaptım.

Nazlı Hanım'ı (Okuluna bağlılığını takdir ettim; damedesion olarak takılıyor) takip ettiğim kişilere ekledim, sonra seyredeceğim maçların listesini hazırlamak üzere gezmeye başladım.

Yılın İlk Kardan Adamı'nı, bu kısa yolculuk sırasında www.hurriyet.com.tr'de gördüm.

Şirin bir kız çocuğu yılın ilk kardan adamını gayet düzgün bir şekilde yapmış.

İlkokulda kitaplarda gördüğümüz kardan adamlar kadar mükemmel.

Uygulamada hep non-figüratif neticeler elde etmiş biri olarak gıptayla baktım fotoğrafa.

Kömür gözler, tamam. Havuç burun, tamam. Dişler de havuçtan ama olsun.

Yakışıklı bir kardan adam abimiz.

Ama ya şapka?

Ah o şapka.

Yeşil, yün, fırfırlı bir şapka; ucunda kırmızı çiçeği de var.

Ne var bunda demeyin?

Bu kardan adamların da gururu var, sosyal bir çevresi var.

Sözgelimi bir karga şapkaya konup “Vay dedecim! Kardan Madam olmuşsun?” dese ne olur; diğer kargalar güler haline!

Kışın kapıyı yağmurla fırtınayla çaldığı şu günlerde kardan adama o şapkayı takmayacaktık, kalbini kırmayacaktık.

İntikamı feci olacak!

Bu kış çetin geçerse, bu sözümü hatırlarsınız.

Geçmezse de şapkayı affetmiştir.

Haydi sıcak pazarlar...

 

X