"Güzin Abla" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Güzin Abla" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Güzin Abla

15 yaşındaki kızım aşık olduğunu söylüyor

Sevgili Güzin Abla, ben 32 yaşında genç bir anneyim.

15 yaşında bir kızım ve 11 yaşında bir oğlum var. Aslında mutlu bir aileyiz. Ancak geçtiğimiz günlerde kızımın sözleriyle sarsıldım. Ve inanın ne yapacağımı, ne söyleyeceğimi bilemedim. Bu yüzden size danışıyorum. Kızım, bir gence aşık olduğunu ve onunla evlenmeye karar verdiklerini söyledi bana. Sanırım o genç de 17 yaşındaymış. Her ikisi de aynı okulda okuyorlar. Ve bu sözleri babası duyarsa, hepimizi yakar. Aslında ben çok genç olduğum için, kızımla arkadaş gibiyizdir. Benden hiçbir şeyini saklamadığını biliyorum, yine de bu durum karşısında şaşkınım.

Size göre kızım bu kadar küçük bir yaşta gerçek anlamda aşık olabilir mi? Yoksa bir süre sonra bu hevesten vazgeçer mi? Ona nasıl davranmalıyım? Bu kadar genç yaşta evlenirse hayatını yakacağını düşünüyorum. Okulu ve eğitimi ne olacak? Neyle geçinecekler? Evleneceği çocuk ne yapabilecek? Elbette bir anne olarak endişelerimi anlıyorsunuzdur.

RUMUZ: KIZ ANNESİ OLMAK

Ah sevgili okurum, insan evladına hiç kıyamıyor değil mi? Onun büyüdüğünü, genç bir kız olduğunu, sevmek ve sevilmek ihtiyacı içinde olduğunu görmek bile istemiyor. Şimdi sizi şaşkınlığa düşüren bu olayı sanırım, siz de yaşamışsınız. Bana hangi yaşta evlendiğinizi yazmamışsınız ama, şu anda 32 yaşında olduğunuza göre, 15 yaşında bir genç kız annesi olabilmek için, herhalde siz de 16 yaşındayken evlenmişsiniz. Ama şimdi aynı yaşlardaki kızınızın evlenmesi için çok erken olduğunu düşünüyorsunuz. Aslında bu düşüncenizde haklısınız. Günümüzde 15 ya da 16 yaş evlenmek için çok erken. Bu yaşlarda sevdiğini düşünen gençler, kısa bir süre sonra bunun sevgi değil, ilk gençlik heyecanlarının uyarıları, bedenlerindeki ilk arzu kıpırdanışları olduğunu anlayacaklardır...

Belki de siz bu kadar erken yaşta evlenip çoluk çocuğa karıştığınız için şimdi pişmanlık duymaktasınız. Gençliğinizi, daha doğrusu çocukluğunuzu doya doya yaşamadığınızı düşünüyorsunuz. Bunu kızınızın da yaşamasını istemiyorsunuz. Ancak size önerim, kızınıza asla karşı çıkmayın. Ona engel olmaya, "Bu sevgi değildir" demeye kalkışmayın. O da benim gibi düşünüp size "Sen de benim yaşımda evlenmedin mi?" diyebilir. Daha kötüsü sizden uzaklaşabilir, size artık her şeyini anlatmaktan kaçınabilir. Bu yüzden, ona yumuşak davranın. Biraz daha sabretmesini, evlenmek için okulunu bitirmesi gerektiğini söyler, zaman kazanırsınız.

Buluşmalarını ya da görüşmelerini engellemeyin, bu beraberliği denetiminiz altında tutmaya bakın. Ya kısa bir süre içinde, birbirlerini gerçekten sevmediklerini, bunun bir geçici heves olduğunu anlarlar, sorun kendiliğinden çözülür. Ya da gerçekten birbirlerini seviyorlardır; belki de bu gerçek bir çocukluk aşkıdır... Zamanı gelince onları evlendirir, siz de genç yaşta kayınvalide olursunuz... Ne hoş değil mi?

Annem erkek öğretmenle okumamı istemedi

Sevgili Güzin Abla, sizin köşe yazılarınızı beğenerek okuyorum. Ben Ankara’da oturan lise 3’üncü sınıf öğrencisiyim. Sana benim hayatımı etkileyen bir olayı anlatmak istiyorum. Belki şimdi sen bana "Geçmişe sünger çek" diyeceksin fakat ben etkisinden kurtulamıyorum.

Ankara’nın Etlik semtindeki bir ilköğretim okulundan mezun oldum. Aslında İncirli semtindeki Şehit Mehmet Altanlar İlköğretim Okulu’nda okumak istiyordum. Çünkü ben erkek öğretmenle okumak istiyordum fakat annem beni erkek öğretmene yazdırmadı. Yanlış anlama ben kadın-erkek ayrımı yapmıyorum ama yine de istiyordum.

Bizim zamanımızda okuduğum ilköğretim okulunda sekiz şubeden biri erkek, yedisi hanım öğretmendi. Şehit Mehmet Altanlar İlköğretim Okulu’nda ise üçü hanım beşi erkek öğretmendi. Niçin ilkokul öğretmenimi sevmediğime gelince çünkü o hanım olduğu halde beni sık sık döverdi. Zaten bizim sınıfta ilkokulu öğretmenimden en çok dayak yiyen bendim. Anneme şikayet ettiğim zaman annem bana "Allah bilir sen ne yaptın da seni dövdü", diyerek öğretmeni savunurdu. Belki ilkokul öğretmenime hak verebilirdim fakat ortaokulda ve lisede çok fazla öğretmen tanıdım ayrıca öğretmenlerimin hemen hemen hepsinin benden memnun olduğunu görünce ilkokul öğretmenimin haksız olduğunu şimdi daha iyi anlıyorum. Ve bunun etkisini bir türlü üzerimden atamıyorum. İlkokul öğretmenimin bir hanım, bir anne olduğu halde, bana şiddet kullanmasını bir türlü hazmedemiyorum. Bunca yıl sonra bile bu benim üzerimde olumsuz bir etki bıraktı. Lütfen derdime bir çare istiyorum.

RUMUZ: ERKEK ÖĞRETMEN

Sevgili kızım, annenin erkek öğretmen istememesini anlamak mümkün değil. Bu zamanda hálá böyle erkek öğretmen, kadın öğretmen, ya da erkek doktor kadın doktor şeklinde takıntılar olduğunu duydukça, şaşmamak elde değil.

Ancak gördüğün gibi, hanım öğretmenin sana çok tatsız davranmış; hakkı olmadığı halde o dönemde senin gibi küçük bir çocuğu döverek, şiddet kullanarak, ruhunda onarılmayacak yaralar açmış. Bu yaşa kadar unutamadığın bir etki yaratmış...

Zaman geçip de yeni öğretmenler tanıdıkça, bu okulda yaşadığın sorunların özel olduğunu, aslında öğretmenlerimizin ne kadar fedakar, ne kadar yardımcı ve hayatımıza yön veren değerli insanlar olduklarını anlamışsın. Zaman zaman insan hayatında ya bir aile büyüğü, ya bir öğretmen, ya da bir arkadaşın olumsuz tavrı önem kazanır ama bu seni ömür boyu etkilememeli. İnsanları olduğu gibi kabul etmemiz, bunların da yaşamımızda bize tecrübe kazandırmak ve insan tanımak, değerlendirmek açısından bize yardımcı olduğunu düşünmemiz gerekiyor kızım.

Bu dönemden sonra yaşadığın olumlu olayları, sana sevgiyle yaklaşan öğretmenlerini düşün. Ama bence en önemlisi annenin yanlış tutumu. Sen bütün bunları aşmayı başaracaksın eminim.

Sokakta bulduğum resim sanki benim kaderimdi

Güzin Ablacığım; her gün sana dua ediyorum bizlere yol gösterdiğin için... Benim derdim çok farklı; belki de hiç böyle bir şeyle karşılaşmamışsındır. Geçen yıl hayatımdaki her şey değişti. O günden önce çok düzenli, mutlu bir hayatım vardı. Ama o sabah kaktığımda her zamanki gibi işime giderken yolda bir resim buldum. O resimde bir kız vardı ve benim hayatımı değiştirdi. Sanki o kız benim kaderimdi. O günden beri o resim her gece rüyalarıma giriyor. Onunla konuşuyoruz; bana "Beni bul" diyor sanki. Bu belki psikolojik bir sorundur, diye düşündüm ve psikoloğa gittim ama fayda etmedi. Resmi hiç yanımdan ayıramıyorum. O kızı nasıl bulurum? Bu durumu kimselere de anlatamıyorum. Bari sen yardım et abla...

RUMUZ: ALONE

Hiç tanımadığın, kim olduğunu, gerçekten var olup olmadığını bile bilmediğin bir kıza böylesine kapılmış olman, bence sadece yalnızlık duygusundan kaynaklanıyor. Bu bir tutku olmuş senin için ve hayalle gerçeği karıştırır duruma gelmişsin. Bence bir psikologdan yardım almaya devam etmelisin.
X