İmamdan köyüne müze

Güncelleme Tarihi:

İmamdan köyüne müze
Oluşturulma Tarihi: Aralık 07, 2014 11:54

- Kütahya'da imamlık yapan Osman Arslan, ailesinin üç kuşaktır kullandığı eşyaları, çocukları ve torunlarının yanı sıra gençlerin geçmişi unutmaması adına köyünde kurduğu müzede sergiliyor - Arslan: "Çocuklarımın, nereden gelip ve nereye gittiğimizi bilmesi adına, kültürünün ve özünün ne olduğunu bilmesi adına, bunu yapmayı üzerime bir vazife olarak bildim. Eğer bu işleri yapmasaydım kendimi sorumlu hissederdim"

Haberin Devamı

KÜTAHYA (AA) - HADİ ŞENGÜL - Kütahya'da imam hatiplik yapan Osman Arslan, ailesinin üç kuşaktır kullandığı eşya ve kıyafetleri, çocukları ve torunlarının yanı sıra gençlerin geçmişi unutmaması için köyünde kurduğu müzede sergiliyor.

Kütahya merkezde bulunan Mescid-i Aksa Camisi imam hatibi Osman Arslan, Tavşanlı ilçesine bağlı Çaltılı köyündeki gençlerin, kültürel yozlaşma ve geçmişiyle olan bağlarının kopmasından rahatsızlık duyarak, onlara bağlarını hatırlatacak müze projesini hayata geçirdi.

Arslan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, imam hatipliğinin yanı sıra ağaç oyma sanatıyla uğraştığını söyledi.

Çocukluğundan beri her zaman meraklı bir yapısı olduğunu belirten Arslan, "Geçmişten gelen gelenek, düğün, bayram ve eskiden kullanılan alet ve eşyalara karşı bir merakım vardı. Bu merakım yıllardır köyümüzün dışında olmamdan dolayı biraz örtülü kaldı. Köyümüzde uzun zamandır yaptığım gözlemlerime göre, bir kültürel yozlaşma fark ettim. Geçmişle olan bağımız her geçen gün kopmakta. Bu beni derinden üzdü. Bu düşünce doğrultusunda köyün tarihini, kültürünü anlatan bir takım çalışmalar yapılmasını köylülere teklif ettim. Bana, 'ya sahip çıkan olmaz, askıda kalır' cevabı verdiler. Bende bundan sonra köyde yaşamış olduğumuz bu evimizi, müze haline dönüştürdüm" diye konuştu.

Haberin Devamı

-Geçmişle gelecek arasında köprü olmak istiyor

Arslan, amacının geçmişle gelecek arasında bir köprü kurmak olduğunu dile getirdi.

Geçmişte kendi yaşamının, oğlu torunu tarafından bilinmesini ve unutulmamasını isteğini anlatan Arslan, şöyle konuştu:

"Çocuklarımın, nereden gelip ve nereye gittiğimizi bilmesi adına, kültürünün ve özünün ne olduğunu bilmesi adına, bunu yapmayı üzerime bir vazife olarak bildim. Eğer bu işleri yapmasaydım kendimi sorumlu hissederdim. Müzemizde, bir köy hayatında ne kullanılırsa alet, edevat, ev araç gerecine kadar, tarla ve bahçelerde kullandığımız aletlere kadar her şeyi görme imkanı vardır. Komşu köylerden gelip müzemizi gezen insanların adete zaman yolculuğuna çıktıklarına şahit oldum ve bu beni oldukça memnun etti. Bundan çok haz duydum ve doğru bir şey yaptığımı gözlemlemek bana ayrı bir keyif verdi."

Haberin Devamı

Arslan, müzede sergilen eşyaların yüzde 90'ının dedesi ve babasından kendine yadigar kalan ve birebir kullanılan eşyalar olduğunu ifade etti.

Müzede eşyalara baktığı zaman babası ve dedesinin çalışmaları gözünün önüne film şeridi gibi geldiğini aktaran Arslan, şöyle devam etti:

"Çünkü o günleri bende yaşadım, onlara şahit oldum. Bu müze çalışmam, tek başına eksik olacağını hissettim ve köyümün tarihi olarak bir araştırmasını yaptım. Osmanlı arşivlerinden köyümüzle alakalı kayıtlara ulaşıp onları çıkardım. Geçmişten günümüze kadar köyümüz nereden gelmiş, ne şekilde yaşamış. Folklorik olarak türküleri, manileri, şifalı bitkileri, mutfak kültürü, düğün ve bayramlardaki seyirlik oyunlar ile köy odalarındaki çocuk oyunlarına yönelik olarak bir takım çalışmalarım da var. Bunları şu an kitaplaştırma aşaması içerindeyim."

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!