Çocuk annesinin uÄŸradığı ÅŸiddetten kendini sorumlu tutabiliyor

Güncelleme Tarihi:

Çocuk annesinin uğradığı şiddetten kendini sorumlu tutabiliyor
Oluşturulma Tarihi: Kasım 24, 2018 10:05

Çocuk annesinin uğradığı şiddetten kendini sorumlu tutabiliyor

Haberin Devamı

Gül KABA-Ömer HASAR/İSTANBUL (DHA) - AİLE içi şiddetin çocukların psikolojisini çok etkilediğine dikkat çeken İstanbul Kent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fatoş Erkman, "Çocuk annesinin gördüğü şiddetten kendini sorumlu tutabiliyor. Hele de ailedeki tartışmada çocuğun adı geçiyorsa, 'tamam kavga benim yüzümden' düşüncesine kapılıp bunun sorumluluğunu taşıyor" dedi.

Tüm dünyada kadınların şiddete karşı sokağa çıkacağı 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü yaklaştı. Türkiye'de kadın cinayeti rakamları ise korkunç boyuta ulaştı. 2018’in ilk 10 ayında 329 kadın öldürüldü. 2018’in ilk 8ayında en az 870 kadın şiddete, 342 kadın tecavüze uğradı.Kadın cinayetleri 14 yılda 4 kat arttı.Boşanan kadınların yüzde 36.4’ü şiddet nedeniyle boşanıyor. Bu rakamlar bir yana aile içinde şiddete tanık olan ya da ebeveynleri tarafından dövülen çocuklar, şiddeti öğrenerek kardeşlerine, arkadaşlarına ya da ileride eşlerine uygulayabilir ve gördükleri şiddeti unutmuyor.

ÇOCUK ŞİDDETİ UNUTMUYOR

İstanbul Kent Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimi Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fatoş Erkman, çocukların şiddeti unutmadığını ve öğrendiğini söyledi. Prof. Dr. Erkman, "Çocukların hayal dünyası çok geniştir. Annesinin gördüğü şiddetten, kendini sorumlu tutabiliyor. Yani 'annem acaba benim yüzümden mi şiddet görüyor' diyor. Ailedeki tartışmada çocuğun adı geçiyorsa çocuk 'tamam kavga benim yüzümden' düşüncesine kapılıyor. O zaman bu sorumluluğu da taşıyor. Bütün olanların kendi suçu olduğunu düşünüyor. Araştırmalar, şiddeti gören çocukta şiddet uygulama oranının çok daha fazla olduğunu ortaya koyuyor" diye konuştu.

NEDEN ERKEK KENDİNİ ÇARESİZ VE GÜÇSÜZ HİSSEDER?

Şiddetin temelinde, çaresizlik, yetersizlik ve güçsüzlüklerin yattığını belirten Prof. Dr. Erkman, "Yani şiddet bir yerde güçsüzlük gösterimidir. Neden erkek kendini çaresiz, güçsüz hisseder? Çünkü beceri eksikliği var. Bu dünyayla baş etmede, eğitimde,aile içinde,toplumda becerilerimizi yeterli düzeyde geliştiremediğimiz zaman güçsüzlük hissi artıyor. Ülkelerde ne kadar daha demokratik sistemler oturmuşsa şiddet daha az görülüyor" ifadelerini kullandı.

BARIŞÇIL EĞİTİMLERE İHTİYACIMIZ VAR

Çocuğun şiddeti görerek öğrendiğini aktaran Prof. Dr. Erkman, "Aile içi demokrasiye ihtiyacımız var. Çocuklara sorumluluk vermeliyiz. Örneğin 2 yaşındaki çocuğun önüne iki oyuncak verip hangisiyle oynamak istiyorsun? Diyebiliriz. Şiddet gören çocuğun okul başarısı, iş başarısı düşüyor. İnsan ilişkilerinde problemler yaşıyor, güvensiz oluyor. Çünkü neyin, ne zaman, nereden geleceğini bilmiyor.  Barışçıl toplum oluşturmalıyız. Bunu barışçıl eğitimle yapabiliriz yeri de okullardır. Çünkü bütün çocuklar okuldan geçiyor. Öğretmenleri hem hazırlanırken hem görevlerini yaparken bu yönde eğitmeliyiz. Barış eğitimini bütün müfredatlara sokmalıyız" dedi.

"HER TÜRLÜ ŞİDDETİ ÇOCUK YAŞIYOR"

Fiziksel şiddetin yaralarının geçeceğini ve duygusal olarak şiddetin ömür boyu taşındığını söyleyen Prof. Dr. Erkman, "Aile içinde baba, anneye şiddet uyguluyor ve çocuklara herhangi bir şey yapmıyor. Baba 'ben çocuğuma şiddet uygulamıyorum' diyor. Bu son derece dar bir bakış açısıdır. Fiziksel şiddetin yaraları geçebilir ama duygusal yönünü ömür boyu taşırız. Var olan her türlü şiddeti çocuk yaşıyor, unutmuyor. Bazen bilinçaltına itebilir ama unutulmuyor. Eğer şiddeti çözümlemediyse, dışa vurup onunla baş etmeyi öğrenmediyse bütün ömrü boyunca o şiddeti taşıyor" diye konuştu.

ŞİDDET ÖNLEYİCİ PROGRAMLAR

Şiddet gerçekleşmeden önleyici programlara ihtiyaç olduğunun altını çizen Prof. Dr. Erkman, "Önleyici programlar 'dişim ağrımıyor neden dişçiye gideyim?' mantığıyla 'her zaman geri plana atılıyor. Ama bunlar toplum için çok daha ekonomik. Çünkü toplum, okul ve aile barışçıl olursa hastalıklar, kriminaller daha az oluyor. İş verimi çok daha fazla oluyor" ifadelerini kullandı.

İSTANBUL KENT ÜNİVERSİTESİ'NDE KIZ ÖĞRENCİLERE POZİTİF AYRIMCILIK VAR

Kadını yüceltmenin önemine deÄŸinen Prof. Dr. Erkman, "Ä°stanbul Kent Ãœniversitesi kadın yöneticilerin ağırlıklı olarak çalıştığı bir üniversite. Mütevelli Heyeti BaÅŸkanı N. Berna Yılmaz, Rektör, Prof. Dr. Zehra NeÅŸe Kavak, burada kız öğrencilere ve engellilere pozitif ayrımcılık yapılıyor. Bu çok önemli çünkü toplumda, iÅŸ hayatında kadınların daha fazla var olması gerekiyor.ÂAtatürk'ün dediÄŸi gibi kadını yücelttiÄŸimiz zaman bütün toplumu yüceltiyorsunuz" dedi.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!