“Vücudun orkestra şefi hipofiz beziyle ilgili bu belirtilere dikkat”

Güncelleme Tarihi:

“Vücudun orkestra şefi hipofiz beziyle ilgili bu belirtilere dikkat”
Oluşturulma Tarihi: Ağustos 06, 2018 14:43

“Vücudun orkestra şefi hipofiz beziyle ilgili bu belirtilere dikkat”

Haberin Devamı

ANKARA, (DHA)-KENDİSİ fındık büyüklüğünde olan hipofiz bezinin etkisinin, küçüklüğünün aksine tahmin edilemeyecek kadar büyük olduğu belirtildi. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr.İsmail Hakkı Tekkök, hipofiz bezinin büyüme hormonu, prolaktin, tirotropin gibi birçok hormonun salgılanmasının yanı sıra kan basıncını düzenlemesi, vücutta su dengesini sağlaması gibi onlarca görevi bulunduğunu söyledi.  Tekkök "Vücudun “orkestra şefi” de denilen hipofiz bezinde görülen tümörler pek çok rahatsızlığa neden olmaktadır. Bu yüzden belirtiler dikkate alınmalı ve tümör büyümeden müdahale edilmelidir" diye uyardı.

"HORMONLARI YÖNETİYOR"

Hipofiz bezinin, beynin altında “Türk eğeri” diye de bilinen (SellaTursika) yaklaşık bir santimetreküplük bir kemik çukurunun içinde bulunan fındık büyüklüğünde bir salgı bezi olduğunu söyleyen Memorial Ankara Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. İsmail Hakkı Tekkök  "Hipofiz bezi büyüklüğüyle mukayese edilmeyecek kadar önemli işler yapan bir bezdir. Vücuttaki salgı bezlerinin hemen hepsinde etkilidir. Ne kadar büyüyeceğimizi tayin eden büyüme hormonunu, kadınlarda bebeğin emzirilmesi için gerekli süt salgısını sağlayacak prolaktin hormonunu, doğum sırasında rahmin kasılmasını düzenleyen oksitosini ve de vücuttaki su ve tuz dengesini sağlayan vazopressini salgılamaktadır. Ayrıca böbrek üstü bezi, tiroit ve yumurtalık gibi organlara ne kadar ve ne zaman salgı yapmaları gerektiği sinyalini yollayan bir orkestra şefidir" dedi.

"GÖRME KAYBINA NEDEN OLAN BELİRTİLERİ VAR"

Prof. Dr. Tekkök, hipofiz bezinden kaynaklanan tümörlerin çok büyük bir kısmının iyi huylu, yani yavaş büyüyen ve uzaktaki organlara atlamayan tümörler olduğunu belirterek, "Bunlara 'hipofiz adenomu' denir. Yine de bulundukları yer kritik bir bölge olduğu için davranışları her zaman kötü huylu olamayabilir. Cinsel iktidarsızlıktan, yorgunluğa, alına yayılan baş ağrısından görme kaybına, kontrolsüz kıl çoğalmasından aşırı su içme ve aşırı idraraçıkmaya kadar pek çok belirtilere neden olur. Hipofiz bezinin hemen üstünde ve yanlarında görme ve göz hareketleri ile ilgili sinirler olduğu için ancak belli bir büyüklüğe eriştikten sonra görme kaybı riski de söz konusu olur" diye uyardı.

AŞIRI BÜYÜME HORMONU SALGILANMASI İÇ ORGANLARI TEHDİT EDEBİLİR

Memorial Ankara Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. İsmail Hakkı Tekkök, büyüme hormonunun tümör nedeniyle aşırı salgılanması nedeniyle doğacak sonuçlarla ilgili ise şöyle konuştu: "Buluğ çağından önce kişinin devleşmesine neden olurken, buluğ çağını geçmiş hastalarda aşırı salınan büyüme hormonu çenenin, el ve ayakların ve daha önemlisi iç organların özellikle de kalbin büyümesine neden olarak hastanın sağlığını tehdit eder. Akromegali yani uçların büyümesi olarak bilinen bu durumda hastanın şeker metabolizması da etkileneceği için şeker hastalığına olan eğilim artar.

"AŞIRI PROLAKTİN HORMONU ADET DÜZENSİZLİĞİNE YOL AÇIYOR"

Aşırı prolaktin salgılayan hipofiz tümörleri, kadınlarda adet düzensizliğine, durup dururken ya da sıkmakla göğüs uçlarından süt gelmesine neden olabileceği gibi hem erkek hem de kadında cinsel isteksizlik ve erkekte iktidarsızlığa neden olabilir. Erkeklerde empotans ve cinsel isteksizlik ancak geç dönemlerde görüldüğünden erkek hastalar çoğunlukla tümör belli bir büyüklüğe ulaştıktan sonra görme şikayetiyle doktora başvurur.

"CUSHING HASTALIĞI ORTAYA ÇIKABİLİR"

Böbrek üstü bezinin salgılama işlevini kontrol eden ACTH adlı hipofiz hormonu aşırı salındığında; yüzde genişleme ve kızarma, aşırı kilo alımı ve özellikle gövdede yağ birikimi, ensede kalınlaşma, ciltte aşırı kıllanma ve sivilcelenme, kemiklerde kırılganlık, hipertansiyon gibi bulgularla ortaya çıkan ve durumu ilk tarif eden beyin cerrahının ismine atfen Cushing hastalığı diye bilinen ciddi bir tablo ortaya çıkmaktadır."

EN ETKİLİ YÖNTEM CERRAHİ TEDAVİ

Teşhis için genel ve sinir sistemine yönelik muayene sonrasında direkt röntgen, sonra da bilgisayarlı beyin tomografisi ve manyetik rezonans ile daha detaylı inceleme yapıldığını söyleyen tedavi sürecini ise şöyle anlattı:

"Hipofiz hormonlarının kandaki düzeyine bakılarak seviyenin artıp artmadığı kontrol edilir. Hipofiz tümörlerinde en etkili tedavi yöntemi cerrahi tedavidir. Cerrahide de genellikle Mısırlıların mumyalama öncesi kafa içi muhtevayı boşaltmak için kullandıkları yol yani transsfenoidal cerrahi denilen yöntem tercih edilmektedir. Bu tip ameliyatta özel bir açıcı ile her iki burun delikleri arasındaki kıkırdak ve kemik arasından girilerek kafa tabanına ulaşılmakta ve tümör dokusu çıkarılmaktadır. Bu ameliyat, ameliyat mikroskobu, endoskop,  röntgen görüntü kontrol cihazı ve hatta nöronavigasyon ile yapılmaktadır.

"AMELİYAT SONRASI KISA SÜREDE İYİLEŞME İMKANI"

Bu ameliyatın avantajı, beyin dokusu ile direk temasın olmaması dolayısıyla iyileşmenin kısa sürede olmasıdır. Yaklaşık 1 saat süren operasyondan sonra kafa tabanı onarılıp burun delikleri içine tamponlar yerleştirilmektedir. Hasta ameliyattan 8 saat sonra yemeğini yiyebilir hale gelebilmekte ve 3. gün tamponları çıkarıldıktan sonra taburcu edilmektedir.

Diğer bir cerrahi yöntem, kafatasının açılması ile tümöre ulaşılmasıdır ki bu genelde tümör görme sinirini veya hemen onun yanındaki şah damarını sarmışsa başvurulan bir yöntemdir. Tamamı çıkarılamamış ya da ilaçla kontrol edilemeyen hipofiz tümörlerine ışın tedavisi gerekebilir. Hipofiz adenomları tekrarlayabilir. Bu durumda yeniden cerrahi, ışın tedavisi ve ya ilaç tedavisi denenebilir."

(FOTOĞRAF)

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!