Çıkmaz sokakta sıkışınca...
Kaos için, karışıklık için her türlü melaneti yapacaklar.
Kemal Kılıçdaroğlu ve heyetine yapılan saldırı budur.
Geçmiş olsun...
Oysa ne kadar sıcak...
Ne kadar kalbi...
Ne kadar insani...
Ve ne kadar insanlığın ihtiyacı olan bir ifadedir bu.
Dar kaldırımlardan, balkonuna çamaşırlar asılmış tek katlı gecekondular arasında yürüyorduk.
Esnaf dükkânları kapatıyordu.
Meraklı bakışlar arasında bir kahvenin önünde durduk.
Kürtçe bir sohbet başladı.
- FETÖ ile PKK ve PYD’nin ilişkisini tespit ettik.
- Darbe girişimi öncesi ve darbe sonrası görüşmüşler.
- Görüşmeler Irak’ın kuzeyinde gerçekleşmiş...
Binali Bey’le dün sabah kısa bir sohbet yapıyoruz...
“Bu darbe girişimi için senaryo diyenler var. Onlar başka bir dünyada yaşıyor. Biz burada olanı biteni yaşadık. Ve tehlikeyi gördük... Devletin birliğine ihtiyacımız var. Sayın Cumhurbaşkanımıza gittik... Çok da iyi oldu...”
Feyzioğlu ile kısa sohbetimizin özeti buydu...
Ama daha ötesinde...
Geçmişteki kırıklıklara rağmen Feyzioğlu’nun Cumhurbaşkanı Erdoğan’a gitmesi...
Bugüne kadar HDP’lilerin gittiği taziye evlerinde hiç görmediğimiz bir manzara var...
‘Ay’ı kalbimizde, ‘yıldızı’ ruhumuzda parlayan o şanlı bayrak...
Diyarbakır Ergani de bir taziye evi...
Teröristlerin bombalı tuzakla şehit ettiği vatandaşlar için açılan taziye evi...
Asker-sivil ilişkilerinin yeniden düzenlenmesiyle ilgili olarak emekli askerler konuşuyor.
Bunun siyaset cenahında yarattığı yorum şu:
“Muvazzaf askerler sanki kendileri konuşamadıkları için emeklileri konuşturuyor.”
Algı böyle.
Bir gecede milletin Meclis’i bombalanmış.
Cumhurbaşkanı’na, Başbakan’a suikast yapılmış.
Aynı gece halkı tanklar altında ezilmiş.
Milletin üzerine kurşun yağdırılmış. Polisleri şehit edilmiş.