Ercan Saatçi

Aklım #Soma'da kaldı

17 Mayıs 2014
SOMA’da hayatlarını kaybeden kardeşlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine sabır diliyorum.

Böylesine büyük bir acının yaşandığı bir zamanda insanın ne futboldan ne de başka bir şeyden bahsedesi gelmiyor. Futbol sezonunun son haftası yaşanan bu facia, bize hasletleri, duyduğumuz bazı özlemleri de anımsattı. Bırakın ülke olarak, futbolda bile birlik, beraberlik imkansız hale gelmişken, bir ülkenin herşeyi bir kenara bırakıp seferber olduğunu gördük. 400 civarında kömür şehidi verdik ama 77 milyon da yaralı olduğuna şahit olduk... Şimdi böyle bir atmosferde futbolun içindeki durumdan bahsetmek ayıp olur.
Sezon bitti ama önemli olan nasıl başlayacağı... Örneğin, Aziz Yıldırım yeni sezonda başkan olabilecek mi? Yönetim değişecek mi?
Değişiklik mecburen olursa, yeni başkan ve yönetimi nasıl olacak?
İşte bu ve buna benzer sorular cevaplanmadıkça, yeni sezonla ilgili Fenerbahçe beklentisi pek netleşmiyor maalesef... Maça gelince; Aklım Soma’da olarak baktım ama gözüm Soma’dan başka birşey göremedi.

#SOMA İÇİN BİLE

BU ülkede gerçekten Kulüpler Birliği ittifakı olsaydı ve Futbol Ailesi olarak #soma için acil toplanalım denilebilinseydi, işte o zaman ülke futboluyla ilgili bir umudum olabilirdi... Fenerbahçe, Beşiktaş, Galatasaray bu konuda çalışma başlattılar ama isterdik ki, bütün kulüpler birlik olsun, #soma için sezonun kapanış maçlarının hepsinin hasılatlarını bağışlansınlar...
Keşke İlhan Ağabey’i (Cavcav) böyle konularda da öncülük ederken görebilsek... Keşke yayıncı kuruluş, son hafta maçlarının reklam gelirlerini Somalı mağdur Ailelerle paylaşabilse... Bir çok kurum ve şirket elbette inanılmaz kampanyalar başlattılar, başlatacaklar. Fakat ilk kez şu “Futbol Ailesi” lafının bu acı olay vesilesiyle gerçek olmasını diledim...

TOP 5

Yazının Devamını Oku

Çünkü F.Bahçeliyiz

12 Mayıs 2014
İLK defa şampiyonluk kutlamalarında yoktum ne yazık ki. Bunun bir çok sebebi var elbette, ama bunları konuşmanın ne yeri, ne de zamanı.

Fenerbahçe için yazdığım şarkılarım vardı kutlamalarda en azından. Bu bile o havayı solumaya yetti...
Bu bir Şampiyonluk kutlaması değildi sadece. Bu şampiyonluk dimdik duran milyonların mükafatıydı.
Alın teriydi...
Öfkenin sahalardan çıkan sonucuydu.
Dayanışmaydı.
Gözyaşıydı...
Birlik beraberlikti.

Yazının Devamını Oku

Huzurlarınızda şampiyon

10 Mayıs 2014
BÖYLE erkenden şampiyonluğu ilan etmek ne güzelmiş meğer...

Her hafta şampiyonun maçını izlemek gibi bir lüks var herşeyden önce. Taraftar rahat, stres yok. Futbolcu rahat, sakatlanmalık hareket yok. Bir de üstüne Fenerbahçeli oyuncular yasaklı taraftarlarını özlemiş olacaklar ki, oynuyorlar da oynuyorlar...
Ama en önemlisi tıpkı geçen hafta olduğu gibi bu hafta da Fenerbahçe’nin rakip takımın alkışları eşliğinde sahaya çıkması herşeye bedeldi. “Rahat uyu Lefter” yazan elektronik panoların çevrelediği sahada, Fenerbahçe de şampiyon gibi oynadı ve şampiyon gibi kazandı.

NOT:

SAHA kenarından Fenerbahçeli oyunculara verilern, elden ele bütün oyuncuları dolaşan o not, bence sezonun en güzel notuydu. Mancini’ye de gönderme yapılan o not en son kaptan Volkan Demirel’in elinden bütün Türkiye’ye gösterildi... İyi de oldu, bilmeyenler iyice öğrendi: Şampiyon Fenerbahçe.

TOP 5

1-Şampiyon Fenerbahçe ile yasağı kalkan Fenerbahçelilerin kavuşması.
2-Kulübeden F.Bahçeli oyunculara verilen önemli not.

Yazının Devamını Oku

Bunu da gördük

5 Mayıs 2014
ARTIK gam yemem...

Türkiye’de bir futbol takımı, çıkış tünelinin önüne dizilmiş, rakibini bekliyor...
Şampiyon Fenerbahçe tünelden çıkıyor ve 10 gole, 20 galibiyete bedel o özlem gerçekleşiyor...
Akhisar’lı futbolcular ligi şampiyon bitiren meslektaşlarını alkışlarla sahaya davet ediyor...
Çiçek veriyorlar, çiçek alıyorlar, sarılıp tebrikleşiyorlar...
Futbolu kirletenlerin, terörize edenlerin egemen olduğu bir iklimde, bu seramoniyi izlemesem inanmazdım.
Başkanların, yöneticilerin rakip takımlar için iyi niyetli yorumlarının günah ve ayıp sayıldığı bir ülkede bu cesurca centilmenliği ve ev sahipliğini görmek beni gerçekten umutlandırdı...
Sadece bu kadar da değil...

Yazının Devamını Oku

Teşekkürler

28 Nisan 2014
SEZONUN başından itibaren inanarak savaştığınız için.

Dış etkenlere, provokasyonlara kulaklarınızı tıkayıp işinize baktığınız için.
Saha dışındaki rakipleri, saha içinde yendiğiniz için.
Çubuklu formanın hakkını terinizle, kanınızla verdiğiniz için.
Şampiyonluğu söke söke, bileğinizin hakkıyla kazandığınız için.
Milyonlarca taraftarınızla kol kola girip Fenerbahçe duruşunu tüm Türkiye’ye gösterdiğiniz için.
Fenerbahçe’nin gücünü ve büyüklüğünü sadece Türkiye’ye değil, UEFA’ya
ve FIFA’ya da gösterdiğiniz için.Nisan ayında Şampiyonluk mutluluğunu yaşattığınız için.

SKOR YOK ŞAMPiYONLUK VAR

Yazının Devamını Oku

Kuru iftira

21 Nisan 2014
DEDİLER ki, Fenerbahçe Beşiktaş’ı bilerek ve isteyerek yenmez...

Dediler ki, Fenerbahçe ve Beşiktaş bu maç için anlaşmışlardır kesin...Aslında demediler, dedirttirdiler...
Ki cevabı cepte hazır dursun da, “Biz öyle bir şeyi ima bile etmedik nereden çıkardınız bunu” diyebilmek için. Bu iftirayı yayanların tek hedefi, olur da Beşiktaş yenerse, her iki takımın da zan altında kalmasıdır. Bu yüzden o güçler bu derbiyi günler öncesinden baskı altına aldılar... Bu iftirayı futbol kamuoyuna enjekte edenler hem tarihi hem de, bu iki kulübün büyüklüğünü ve gücünü unuttular sanırım...

TEMİZ BİR DERBİ

İŞTE belki de sırf bu yüzden tekme tokat bir maç izledik. Ne Fenerbahçeliler az oynadı, ne de Beşiktaşlıların sözüm ona bir kıyağa ihtiyacı vardı... Her iki takım da büyüklüklerine yakışır bir mücadele verdiler. Öyle ki zaman zaman çok sertleşen oyunda, kartlar havada uçuştu. Güzel pozisyonlar da vardı, çirkin hareketler de, bazen hızlıydı, bazen yavaş ama temiz bir derbi oldu her şeye rağmen.Şampiyonluk turu mu? Haftaya. Kadıköy’de...

TOP5

1-Dirk Kuyt’ın Sow’a attığı inanılmaz gol pası.
2-Beşiktaş taraftarının centilmence ev sahipliği ve Fenerbahçelilere kötü tezahürat yapmadan karşılaşmayı tamamlaması.3-Maç öncesinde iftiralarla ortamı gerenlerin, umduklarını bulamamaları.

Yazının Devamını Oku

Eksiği yok(!) fazlası var

14 Nisan 2014
SAKATLAR, cezalılar derken Fenerbahçe bu maça oldukça farklı bir kadroyla çıktı.

Uzun süredir oynamamış, ya da daha önce hiç yanyana oynamamış oyuncular çıktılar sahaya. Üstelik kritik diyebileceğimiz zorlukta bir maçta, bu kez onlar formalarını ıslattılar. Maçtan önce futbol yorumcuları Fenerbahçe’nin ‘eksik’ kadroyla sahaya çıkacağını haber veriyorlardı. Ama ben bu ‘eksik’ benzetmesine katılmıyorum. Zaten maçın sonucunda da gördük ki Fenerbahçe’nin eksiği yok, aksine fazlası vardı... Zaten bu ‘eksik’ kadro lakırdısının da artık futbol terminolojisinden çıkması şart. Sanki Fenerbahçe sahaya eksik çıkmış gibi yapılan bu yakıştırmayı, hiç bir oyuncu haketmiyor...
Örneğin Kadlec sabırla bekledi ve formayı giyindiği gün hem defansın göbeğinde elinden geleni yaptı, hem de iki gol attı. Selçuk orta sahayı toparladı, Mehmet Topuz yılların sağ beki gibi oynadı. Gerçi Salih üst üste ikinci kez formayı kaptı, göze çok hoş gelen hareketleri vardı ama daha kariyerine başarılar yazılmadan, yazılmış gibi oynaması ve davranması onu yine istenilen yere koymadı bana göre.
Sözün özü; Fenerbahçe döve döve şampiyonluğa koşuyor. Bazen aylarca forma giymemiş oyuncusunu oynatıyor, bazen yıldızlarıyla sahaya çıkıyor, bazen de genç bir oyuncuya görev veriyor. Ama asla sahaya eksik çıkmıyor...

TOP 5 ‘ŞAHANE’

Kadlec’in şahane günü.
Fenerbahçe’nin şahane taraftarı.
Moussa Sow’un şahane performansı.

Yazının Devamını Oku

Tekme tokat

7 Nisan 2014
NE yazık ki ne olursa olsun, yine öne çıkanlar futbol dışı şeylerdi.

Kavga dövüşü bir yana bırakırsak, F.Bahçe’nin ortaya koyduğu bir futbol da yoktu. Alıştığımız o takım oyunu, pres ve mücadelenin yerini stres ve şaşkınlık aldı. Zaten Ersun Yanal’ın tavrı da 76. dakikaya kadar 1-0’lık mağlubiyeti kabul eder bir biçimdeydi. O dakikada yaptığı değişiklik, Sow’un yerine Mehmet Topuz’u oyuna almaktı...
Öte yandan, ne hakemi, ne futbolcusu, ne de yöneticisi kimse anlatmasın artık... Dünya derbisi dedikleri şey, dünyanın en büyük futbol rezaletine dönüştü. Bu durum, ‘Geliyorum’ diye bağırdı ama kimsenin gıkı çıkmadı ne yazık ki. Melo isimli biri vardı sahada... Sezon bitiyor ama gördüğü sarı kart bir elin parmaklarını geçmez. Ama sırf dünkü maçta en az 4 sarı kartı vardı hakemin ortama uyup veremediği... Sertliği de geçtim, el kol hareketleri G.Saray gibi bir camiaya hiç mi hiç yakışmadı. F.Bahçe ciddi bir puan farkıyla geldi Türk Telekom’a ama nasıl bir maç motivasyonuysa, alıştığımız F.Bahçe’yi pek izleyemedik. Elbette G.Saray’ın sertliğine göz yuman hakem de müsaade etti bu duruma...

YÜKSEL GÜNAY
FENERBAHÇE’nin gülen yüzüydü, üst düzey iletişimcisiydi. Sadece Fenerbahçe değil, Türk futbolu önemli bir spor adamını kaybetti. Yakınlarına ve tüm camiaya başsağlığı ve merhuma rahmet diliyorum.

F.BAHÇE FRANSIZ’MIŞLİG TV yorumcusu Okay Karacan’ın karşılaşmadan önce “Fenerbahçe de Saint Joseph’lilerin takımıdır” demesini Fenerbahçe tarihini hiç bilmemesine rağmen yorum yapmak için yorum yapan bir kişilik olmasına veriyorum. Yaptığı yorumu okumadan, araştırmadan yapan birinin futbol ve daha önemlisi Fenerbahçe hakkındaki ince imasını anlayamadım.

Yazının Devamını Oku