GeriSeyahat Salıpazarı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Hürriyet Twitter
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
Salıpazarı

Salıpazarı

Salıpazarı'nın kurulduğu alanda eskiden Kartal'dan, Çengelköy'den ve çevredeki bostanlardan getirilen sebze ve meyveler satılırmış. Pazar bugünkü kimliğine 1944 yılında kavuşmuş. SKylife Dergisi'nin Mayıs'99 sayısında yer alan yazıyı kısaltarak yayımlıyoruz.

Çocukluğumun en önemli günleriydi salı. Çünkü, küçük kasabamızda pazarın kurulduğu gündü. Mevsim yaz da olsa, dondurmayı ancak o gün görebilirdik. Sevimli ihtiyar dondurmacımız ahşap dondurma sandığının önünde öyle bir ‘‘balkaymak....buz gibi’’ diye bağırırdı ki gel de alma. Bütün hafta boyunca biriktirdiğimiz parayı salı günü dondurmacıya verirdik. Sonra köylerden gelen değişik meyveler ilgimizi çekerdi. Hele ayrı bir bölümde kurulan hayvan pazarında atları, eşekleri, inekleri seyretmek apayrı bir zevkti. Bunun için salı gününü iple çekerdik. Yıllar sonra İstanbul'da bir salı pazarıyla daha karşılaştım. Fakat bu bambaşkaydı...

Osmanlılar devrinde köy, kasaba ve vilayetlerde kamu hizmetlerine ayrılan mahallerden biri de pazar yerleriymiş. Cumhuriyet'ten sonra da bu gelenek sürdürülmüş. Mallarını satış yerlerine gönderemeyenler, pazar yerlerinde kendileri satarlarmış. Giderlerin çok az olması nedeniyle pazar yerlerinde fiyatlar düşükmüş. Bu sebeple de tüketiciler pazar yerlerine yoğun ilgi gösteriyormuş. Günümüzde de değişen bir şey olduğu söylenemez.

(...) Haftada 250'nin üzerinde pazar kurulan İstanbul'da bir pazar var ki, bütün Türkiye'deki pazarlar arasında en çok bilineni, dolayısıyla en kalabalık olanıdır: Salıpazarı.

Fatih ve Yeşilköy'deki Çarşamba, Akatlar'daki ‘‘Sosyetepazarı’’ olarak da anılan Perşembe, Fındıkzade'deki Cuma ve Bakırköy'deki Cumartesi pazarları gibi İstanbul'un en eski pazarlarından olan Salıpazarı'nda, günümüzdeki anlamda ilk pazar 1944 yılında kurulmuş. Fakat aynı bölgede daha önceki yıllarda Kartal'ın meşhur pırasası, Çengelköy'ün salatalığı ve çevredeki bostanlardan gelen sebzeler satılırmış. Yerinin uygunluğu pazarın hızla büyümesini sağlamış.

Salipazarı'nda, günümüzde daha çok hazır giyim ürünleri satılıyor. Tekstil ürünlerini yaş sebze ve meyve izliyor. Fakat ayakkabıdan saate, antikadan mutfak eşyasına her şey bulunuyor. Salıpazarı'nın bu denli ilgi görmesinin en önemli sebebi de belki bu çeşitlilik. Aranılan şey olmasa bile, bir benzerini mutlaka bulma imkanının olduğu Salıpazarı, fiyatlar itibarıyla mağaza ve manavların yanısıra çevredeki pazarlardan da uygun.

Diğerleri gibi Salıpazarı'nda da hareketlilik bir gün öncesinden, geceden başlıyor. Sabah erkenden, müşteriler gelmeden tezgahlar açılmış, üzerine mallar yerleştirilmiş ve elbiseler askılara asılmış oluyor.

Ne zamandır şöyle bir Salıpazarı'na uzanmak, birkaç ay sonra dünyaya gelecek çocuğumuz için alışveriş yapmak istiyoruz. Eşim ‘‘Hem ucuz, hem kaliteliymiş, ayrıca çok seçenek varmış’’ diyor. Komşular sürekli oraya gidiyorlarmış. Nihayet geçenlerde bir salı sabahı, Eminönü'nden vapura binip Kadıköy'e geçiyoruz. Pazara ulaştığımızda ortalık ana baba günü. Ayakkabı, çocuk, bay ve bayan kıyafetleri satılan bölüm panayır yeri gibi. Herkes birbirinin ayağına basmamak için dikkat ediyor. Biraz yürüyünce, çelik mutfak eşyaları, plastik kaplar satanları görüyoruz. Tezgahlarda, sebze ve meyvenin envai çeşidi gülümsüyor. Elmalar, armutlar itinayla parlatılmış. Üzümlerin üzerinde su damlaları. Kıpkırmızı nar, sulu portakal ve mandalina iştah kabartıyor. Teneke teneke peynirler, zeytinler ve Hatay'dan getirilmiş çeşit çeşit salçalar var. Köy ekmeğinden, köyden getirilen diğer sebzelerden dayanamıyor alıyorum.

Yoruluyoruz fakat gezinti heyecanımız hiç bitmeden sürüyor. Zaman ilerledikçe pazar daha bir kalabalıklaşıyor. Hemen önümüzde üç sarışın bayan çeyiz satan bir esnafa yabancı dilde birşeyler anlatmaya çalışıyor. Alman'a benziyorlar. Nitekim, bir müddet Almanya'da oturmuş bir başka bayanın yardımıyla, satıcıyla anlaşıyorlar. El işi dantel alıyor Almanlar. Açıkçası garibime gidiyor. İzmit ve Adapazarı'ndan gelenlerin olduğunu biliyorum fakat Alman müşterilere şaşırıyorum. Bu düşüncemi başka bir çeyiz eşya satıcısına anlatıyorum. ‘‘O da bir şey mi? Bütün türki cumhuriyetlerden buraya alışverişe gelirler. İstanbul dışında oturanlar İstanbul'a geldiklerinde Salıpazarı'ndan alışveriş ederler. Yurtdışındaki gurbetçiler de bize gelip toplu alışveriş yaparlar’’ diyor. Anlaşılan biz epey geç kalmışız burayı keşfetmekte.

(...) Pazarın hareketliliği akşamın ilk ışıklarıyla azalacak ve birkaç saat sonra ortalık iyiden iyiye sakinleşecek. Sonra tezgahların üzerini kapatan su geçirmez kalın bezler toplanacak. Elbiseciler denklerini kutularına, meyve-sebzeciler satamadıklarını kasalarına yerleştirip, gece yarısına doğru kamyonlarıyla evlerine gidecekler. Pazar yerinde ambalaj artıkları, çünük meyve ve sebzeler kalacak bir tek. Onları da belediyenin temizlik görevlileri temizleyip sabaha dünkü canlılıktan eser bırakmayacaklar. Ve asırlık Salıpazarı binbir özlemle bekleyecek bir dahaki salıyı...

False