Yücel Kayıran: ‘Stasis’te toprağın altını kazıyorum

Güncelleme Tarihi:

Yücel Kayıran: ‘Stasis’te toprağın altını kazıyorum
Oluşturulma Tarihi: Kasım 18, 2022 13:01

Şiirimizin önemli isimlerinden Yücel Kayıran’ın yeni kitabı ‘Stasis’, şairin felsefi derinliğine yeni katmanlar ekliyor. “Tekrara tekrar yenilmiş olmanın geçmişine gitmek gerekir” diyen Kayıran’la yeni şiirlerini ve bu şiirlere giden yolu konuştuk.

Haberin Devamı

Yeni şiir kitabınız ‘Stasis’ nasıl geçmiş bir dönemin verimi sizin için?
Yenilmişlerin geçmişi yoktur, hatırlanması istenmez, üstü örtülmüş, toprağın altında kalmış bir varlıktır. ‘Stasis’ de arkeolojik bir durum... Bu arkeolojik durumun ne olduğunu henüz bilmiyorum, tırnaklarımla kazıyorum, kazdıkça vücut bulacak. Yerin altını dinlerim ben, yerin altında bırakılmış nefesi...

Peki, şiir dünyanızda nereye duruyor?
Bir kitabın yerini, ondan önceki kitaplardan çok, kendisinden sonra vücut bulacak kitaplar belirliyor. Ben, eleştiri yazılarımda şair sözünü pek kale almam. Şairin sözü, onun şiirinin anlam alanı için bir kanıt değildir. Tersinden söyleyeyim. Ben metnin niyeti ile okurun niyetinin, şairin niyetinden daha önemli ve öncelikli olduğunu, düşünsel ve kültürel bakımdan bir diyalektik içerdiğini düşünürüm. Okurun, ‘Stasis’i alımlamak için benim sözümü önemsemesini istemem. Yıllar önce Malatya’da yaşarken, hafta sonları Elazığ’a gider, orada dolaşırdım. 90’ların başında çok büyük bir kitabevi vardı orada. Yeni çıkan kitaplar ertesi gün gelirdi. Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi de gezdiğim yerlerden biriydi. Hastalar, hastanenin otları kurumuş bahçesinde dolaşırdı. Onları izlerdim. Bir defasında, bir hastanın ayağındaki yarayı kurcaladığını, kanattığını gördüm. Açılmış bir yara ama acı çekmiyordu. ‘Efsus’a Yolculuk’ta toprağın yüzeyiyle uğraştım, toprağın altını dinledim daha çok diyebilirim ama ‘Stasis’te toprağın altını kazıyorum.

Haberin Devamı

Şiirlerinizde siyasal ve toplumsal bir katman olurdu her zaman. Fakat ‘Stasis’te bunun derinleşmiş ve çeşitlenmiş bir yansımasını görüyoruz. Nasıl bir kırılmaya işaret bu sizce?
‘Stasis’le birlikte, ‘Hayaline Firar Edemeyenlerin Afsunu’ adlı ilk şiir kitabımın da yeni baskısı, 25 yıl sonra şimdi yapılmış oluyor. Bu kitabımda bir şiirim var; ‘Gölgesine Takılan Teğmen’. Bir parçası şöyledir: “hep/ kayalar, dağlar/ benim ülkem/ gitmek için/ kendime doğru/ oysa”... “Benim ülkem” ifadesine her zaman takılmışımdır, önceki kuşakların bir etkisiydi sanırım, çünkü bizim kuşakta “Ülkem, yurdum” duygusu bizden alınmıştır. ‘Stasis’te sanırım şöyle bir duygunun ‘ben’i var: Ötekileştirilmiş, yani devletin ya da egemenin kendine dahil ettiği hayatın dışına çıkarılmış bir varlıksal (ontik) bütün... Evet, egemenin kendine dahil ettiği bir hayat var, dahası egemen, hayatı kendisine dahil eder ve ancak o alanın içinde, siz, özne olabilirsiniz. Ötekileştirilen, özne olamaz. Siyasalın dışındaki madurun hayatıdır. ‘Stasis’, bu düzleme odaklanır. Ve bu çağımıza ilişkin bir olgu değildir. Tekrar tekrar yenilmiş olmanın geçmişine gitmek gerekir. Sözgelimi Sühreverdi de ötekileştirilmiştir. Poetik olan politik değildir ama dile getirdiği politik olanla vücut bulur.

Haberin Devamı

‘Felsefi Şiir’ sizin poetikanız ve şiirlerinizin de rotası diyebiliriz. ‘Stasis’ özelinde İslam felsefesinin de şiirinizde bir katman açtığını görüyoruz. Nasıl doğdu bu ilgi?
Söz konusu olan geçmişte kalan bir şeye yönelmek değil, geçmişte olan şey ile o şeyin bugün devam etmekte olan şeyle bağlantısına yönelmektir. İslam felsefesi şimdiye kadar genel olarak şiirin konusu olmamış ise bunun iki nedeni var. Birincisi, bu felsefenin bilinmiyor oluşu, yoksa yazılırdı. İkincisi ise buradan bir şiir çıkarmanın ayırıcı bir buluş, bir keşif meselesi, bir yaratıcılık meselesi olmasıdır. Bundan sonra yazılacaktır kuşkusuz; bir örnek var artık önlerinde. Felsefe, daha önce de benim şiirimde bir katman açmıştır. ‘Son Akşam Yemeği’nde ‘Spinoza Okumaları’ vardır sözgelimi. Ayrıca İslam felsefesinin de Antik Yunan felsefesinin ve biraz ilerisinde Plotinos’un bir açılımı olduğu da unutulmamalıdır. Kitabımın 5. bölümü ile 6. bölümü arasında ortak bir katman var, şimdi baktığımda, o katmanın önemli olduğunu düşünüyorum.

Haberin Devamı

Aynı şekilde biçimde de yeniliğin peşindesiniz. Şiirin arayışına mı yoksa sizin arayışınıza mı yoralım bunu?
Kuşkusuz şiirin arayışı. Şairin arayışı, dönemin ruhunu ve adaletini dile getirirken en uygun biçimi arayıp bulmaktır. Ben, şiirimi hiçbir zaman siyasal ya da ideolojik cepheler üzerinden kurmadım. Herhangi bir cephenin içinde yer aldığım ya da o cephenin adamı olduğum sanırım söylenemez. Kendi tırnaklarımla kazarak ördüm ördüğüm şeyi. Şiirini ve duruşunu cepheler üzerinden kuran ya da tanımlayan şairleri de iyi inceledim; yıllar önce. Onlar gibi yapmayacağıma, o yolun yol olmadığına, o zaman karar verdim. Felsefi şiir poetikası o noktada ortaya çıktı; ideoloji ve dünya görüşüne karşı felsefi şiir sloganıyla. Ama şunu söylemem lazım... Şiir tini, ulusal değildir. Şiir bellek ile yanılsama arasında bir yerde ortaya çıkar. Siyaset ise yasa olgusuyla, kavramıyla değil olgusuyla, iş yapar. Yasaya dayanarak insanları idama, ötekileştirmeye ve mahrumiyete götürür ki, bu şiirin kabul edebileceği bir olanak değildir.

Haberin Devamı

Beş bölümden oluşuyor ‘Stasis’. Bu beş bölümün sizde neleri imlediğinden bahsedebilir misiniz?
Bu beş bölüm adları şöyle: 1- Divan, 2- Babam Ulucanlar Cezaevinde, 3- Yıkım Vadisi, 4- Sühreverdi El-Maktul, 5- Yukarı Fırat. Kitap, bu bölümlerin dışında ‘Ey Sen Yukardaki’ şiiriyle açılır, ‘Stasis’ şiiriyle kapanır. İlk bölümler, benim bütün kitaplarımda, şiir kişisinin şu an içinde bulunduğu ontik durumunu dile getirir. ‘Divan’, yenilmiş olmanın adıdır, zafer denilen maskenin ya da rakibin narasıdır. ‘Babam Ulucanlar Cezaevinde’ için bir şey söylemiyorum, her şey orada. ‘Yıkım Vadisi’ne özellikle dikkat edilmesini isterim. ‘Kilis’te Depresyon’ ile ‘Homeros Vadisi’ talihimin nurudur. ‘Sühreverdi El-Maktul’ ile ‘Yukarı Fırat’ benim poetik namusumdur. Şiir kurgu değil, deneyimdir. Kendimden el almayan bir şiir yok bende.
‘Stasis’le geçen süreçten size ders olarak neler kaldığını da öğrenebilir miyim? Sonuçta her kitap bir sınamadır...
Bir yapıt, kendinden sonraki olası bir yapıtın yolunu açıyor ve ona doğru ilerleme olanağı veriyor ise bu poetik bakımdan birincil düzeyde değerli bir durumdur. Şairliğe yeni başladığım duygusunu verdi bana ‘Stasis’.

Haberin Devamı

Yücel Kayıran: ‘Stasis’te toprağın altını kazıyorum
Stasis
Yücel Kayıran
Everest Yayınları, 2022
224 sayfa.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!