Uçan atların ressamı Fevzi Karakoç

Uçan atların ressamı Fevzi Karakoç

Geçmiş kültürlerden beslendiği resimlerinde perspektif kullanmayan Fevzi Karakoç, ‘Geçişler’ başlıklı yeni sergisiyle Gallery 11.17’de. “Felsefe olarak ben resimle herhangi bir olay veya hikâye anlatmaya çalışmıyorum, resimde görsel anlatımlar oluşturmaya çalışıyorum” diyen Karakoç, böylece duygularını çok rahat aktarabildiğini belirtiyor.

Haberin Devamı

Fevzi Karakoç’un eserlerinin hem bir başlarına tarihleri var hem de topluca okunmalarından bir tarih ortaya çıkıyor... Bulunmuş tabletler gibiler, yan yana sıralanmaları ve okunmaları gerekiyor” diyor Murathan Mungan.
Geçmiş kültürlerden etkilenen Fevzi Karakoç’un resimlerinde perspektif yoktur. Bir biçimin tekrarıyla oluşan ritm ve tınıyı hissetmek ayrı bir haz verir izleyene. Sanatçının imzası niteliğindeki atları aslında, at imgesinden öte bir anlatım aracıdır. Geçmiş kültürden günümüze taşıdığı imgeleri Gallery 11.17’de açılan ‘Geçişler’ başlıklı sergisinde izleyiciyle buluşturan Karakoç ile sergisini ve resmini konuştuk.

Atlar resminizin en belirgin figürleri arasında yer alıyor. Nereden geliyor bu tutku?
Benim resme başlamam ne zamandı diye düşünüyorum da, çevremi algılamaya başladığım zaman gördüğüm hayvanlar ve insanlar vardı. Hayvanlara olan sevgim daha belirgindi. Bu hayvanları beyaz duvarlara kömürle resmetmeye başladım. Bu resim yapma bende bilinçsiz bir tutku halini aldı. İlkokuldan başlayarak resim, uğraşılarım arasında hep ilk sırada yer aldı. O zamanlar resmi bir sanat eseri olarak bilmiyordum. Hasanoğlan öğretmen okulunda yatılı okumaya başladığımda buradaki imkânlar bende belirgin değişimler ve resme olan inancımı artırdı. O günden bu güne resim benliğimde hiç aralıksız hep oldu.

Uçan atların ressamı Fevzi Karakoç
Fevzi Karakoç
Marcus Graf sizin için; “Fevzi Karakoç çağdaş resim bağlamında modern resmin eski keskin sınırlarını reddediyor, kendi sanatsal kurallarını koyuyor” diyor.

Bilinçsizliğin bilince dönüşmesi... Uzun yıllar süren bu serüvende benim resmim herhangi bir akıma veya manifestoya ait değil. Ben resim bölümünde okumadım, ondan dolayı resim yapmayı öğrenmedim. Grafik tasarımı bölümünde okudum, grafiğin resim dışı disiplini bana resme farklı bakma imkânı yarattı. Felsefe olarak ben resimle herhangi bir olay veya hikâye anlatmaya çalışmıyorum. Ben resimde görsel anlatımlar oluşturmaya çalışıyorum. Bu uzun süreçte duygularımı çok rahat aktarabiliyorum, çünkü kendimi herhangi bir kural ve öğreti ile sınırlamıyorum. Beni resimlerime bakarken altında hikâye aramadan, bir müziğin insana verdiği işitsel hazları, görsel olarak algılamak daha doğru olur. Bütün kurallar ve bağlardan kurtulmak kolay olmadı. Birçok kaygı oluyor, izleyici anlasın, satılsın, beğenilsin gibi kaygılardan kurtulmak uzun zaman aldı.

Haberin Devamı

İçinde bulunduğumuz coğrafyanın ve kültürün izleri öne çıkıyor resminizde. Gerek figür gerek anlatım biçimi olarak. Bu bağlılığın sebebi nedir?
Resmimin temeli bu coğrafyanın bizlere bırakmış olduğu yaşanmışlıklardır. Bu coğrafyada büyüdüğüm için en iyi anlatacağım duygular yaşamış olduğum ve tadına vardığım, kokladığım, benliğimi oluşturan etkenler. Onları dışa vurmanın doğal olduğuna inanıyorum. Batı’dan alacağım bir rol modele göre resim yapmayı hiç benimsemedim. Bu çok kolay olur. Direkt olarak yabancı iyi bir örnek seçip onun Türkiye şubesi olarak resim yapıp para kazanmak istemiyorum. Kendim olmazsam kendime olan güvenim sarsılır. Bence resim yapabilmekle iş bitmiyor. O işin orijinal olması da gerek, bizlerin de dünya sanat ortamına farklı bir yaratı ile katılmamız gereğine inanıyorum. Bu globalleşme planı ile yok olmamalıyız.
Fevzi Karakoç’un ‘Geçişler’ başlıklı sergisi 16 Şubat’a kadar Gallery 11.17’de görülebilir.

 

Haberle ilgili daha fazlası: