‘Mutlu olma isteği resmime yansıyor’

Güncelleme Tarihi:

‘Mutlu olma isteği resmime yansıyor’
Oluşturulma Tarihi: Nisan 22, 2022 12:03

Anadolu’da yetişen 14 farklı çiçeği yorumladığı ‘Bakarken II’ isimli resim sergisi ve aynı isimli ‘şiir-albüm’le izleyici karşısına çıkan Zeynep Öztürk, “Çiçek sevgim Anadolu’nun dağlarında yetişen çiçeklerle birleşince ve benim motiflerim ve renklerimle de kaynaşınca ortaya çok güzel bir görüntü çıktı” diyor.

Haberin Devamı

Ekavart Gallery’de açtığınız ‘Bakarken II’ başlıklı serginizde sarı nergisten glayöre, ‘unutma beni’den ters laleye Anadolu’da yetişen 14 farklı çiçeği yorumluyorsunuz. Sizi bu çiçeklere götüren duygu neydi?
Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Resim-İş Öğretmenliği Bölümü’nde öğretim görevlisi olarak çalışıyorum. Branşım tekstil ve moda tasarımı. Yüksek lisans ve doktora eğitimimi de yine tekstil ve moda tasarımı üzerine yaptım. Eğitimim sırasında dokuma dersleri de aldım. Dokuma derslerinde kilimler ve motifler üzerine kompozisyonlar kurardık, kurduğumuz bu kompozisyonları sonrasında da dokurduk.
Lisans eğitimi gördüğüm yıllarda hocam olan Prof. Dr. Hamdi Ünal dokuma derslerinde bize halıların ve kilimlerin içindeki motifleri kolaj yöntemiyle tasarlatıp sonra da içinden aldığımız kadraj ile dokuma çalıştırırdı. O dönem bundan çok etkilenmiştim. Sonrasında bu yöntemi ben tuvalde önce akrilik ile çalışmaya karar verdim. Kültürümüz olan halı ve kilim motiflerini, Türkiye’de farklı bölgelerde bulunan tarihi mekânlarla birleştirdim ilk olarak. İlk sergimi de böylelikle açtım. Sonrasında kendimi geliştirerek yağlıboyaya geçtim. O dönem elime ‘Anadolu’nun Çiçekleri’ adlı bir kitap geçti. Bu kitapla beraber ülkemizde ne kadar çok çiçek türü olduğunu, Anadolu’nun çiçekler bakımından ne kadar zengin olduğunu gördüm. Bu kitap sayesinde; Anadolu’nun motiflerini bu sefer de Anadolu’nun çiçekleriyle buluşturma fikri ortaya çıktı. Bir ikincisi de ben çiçekleri seviyorum. Çiçek sevgim Anadolu’nun dağlarında yetişen çiçeklerle birleşince ve benim motiflerim ve renklerimle de kaynaşınca ortaya çok güzel bir görüntü çıktı.

Haberin Devamı

‘Mutlu olma isteği resmime yansıyor’

Resimlerinizde Anadolu kilim motifleriyle yaptığınız geometrik soyutlamalar dikkat çekiyor. Devrim Erbil, resimlerinizle ilgili “Doğaya nakış işliyor” diyor. Bunda Marmara Üniversitesi’nde yıllarca tekstil tasarımı dersi vermenizin etkisi olsa gerek. Anadolu motifleri resimde ne tür olanaklar sunuyor size?

Tabii ki biraz önce de bahsettiğim gibi branşımın tekstil ve moda tasarımı olmasının etkisi var. Tekstili resmin içine soktum. Tekstil ve resmi harmanladım. Ben ilk resimlerimi tasarlarken Anadolu’nun motiflerini stilize ederek, sadeleştirerek ama çok da özünden çıkmadan resmetmiştim. İlk sergimde motifler özüne daha yakınken bu sergideki motiflerim stilizenin de ötesinde deformasyona uğradı. Bu deformasyon da o motifleri geometrik form içine soktu. Köşeli, kare, dikdörtgen yani kübik bazı çizgiler, sanki bir yanılsama etkisi, mozaik etkisi yarattı.
Renklerin armonisi ve canlılığı ise çiçeklerin kendi renkleri zaten. Ben çiçeklerin renkleriyle oynamadım. Özü çok zengin olduğu için çiçeklerin, en büyük sanatçı Tanrı’nın yaratmış olduğu doğa harikalarını ben tuvalime bire bir yerleştirdim.

Haberin Devamı

Bilfen Yayıncılık’tan çıkan ‘Bakarken II’ isimli kitabınızda şiirlerle resimler bir arada. Tarihlere bakılırsa önce şiirler, ardından resimler geldi. İkisi birbirini nasıl etkiliyor, aralarında nasıl bir duygudaşlık var?

‘Mutlu olma isteği resmime yansıyor’

Aralarında duygudaşlık yok. Şiirler aslında iki sergimin arasında geldi. Bu benim planladığım bir şey değildi. Şiirlerimde bir ilhamın olduğuna inanıyorum. Sanat, evet bir ilham ama benim için sanat, resim profesyonelce yapmak zorunda olduğum ve ne yaptığımı bilerek planladığım bir iş. Ama şiirdeki ilham benim kulağıma fısıldanıyor.

Resim ve şiirlerinizde ‘sevgi’ dozu hayli yüksek. Dünyanın içinden geçtiği bu distopik/karanlık dönemde bu denli ‘sevgi dolu’ kalabilmek kolay olmasa gerek...
Resimde sevgi dozu daha yüksekken şiirler biraz daha farklı. Şiirlerde hüzün var, mutluluğun hüznü var. Ben özümde mutlu bir insanım. Bana mutsuzluk yaratan insanlardan, hikâyelerden, olaylardan kaçarım. Gülmeyi severim. Karanlık resimlerden hoşlanmıyorum. Benim resimlerimdeki siyah renk bile parlar. Mutlu olma isteği resmime yansıyor. “Şiirlerimdeki hüzün ne?” diye soracaksınız? Şiirlerimin hepsi benim duygularım değil. Başlığımız onun için ‘Bakarken’. Ben insanlara bakarken onları çok iyi dinliyorum. Onlardan aldığım tek bir satır işte o şiirleri oluşturuyor. Karşı taraftan aldığım duyguları çok iyi yansıtıyorum kalemimde. Hayatta yeter ki mutlu olmayı iste. Önce kendini sevmekle başlıyor aslında her şey. Elimde altın bileziğim olan sanatımı, pandemi sürecinde çok iyi değerlendirdiğimi ve verimli çalıştığımı düşünüyorum. Herkes evde kaldığı süreçte mutsuzken ben her sabah mutlu uyandım çünkü tuvallerim renklenmek ve hayata karışmak için beni bekliyordu.

Haberin Devamı

Kitabın sunuşunda ‘Bakarken II’yi iki dedenize adadığınızı belirtiyor ve özellikle öğretmenliğinize vurgu yapıyorsunuz. Kitabı henüz eline almayanlar için bu konuyu kısaca detaylandırır mısınız?
Hayatıma dokunan iki güçlü dedem var benim. Siyasi kimliği ile öğretmenlik mesleğini seçmemde büyük rolü olan Osman Dedem (Osman Gencal) ve beni rengârenk boyalarla tanıştırıp boş kâğıtlara hayallerimi resmetmemi sağlayan Hacı Dedem (Asım Aydın). Dedem Osman Gencal’ın Demokrat Parti’den siyasetçi bir kimliğe sahip olması, öğrencilik yıllarımda bana avantaj sağladığı kadar birçok dezavantajı da beraberinde getirdi. Bir grup öğretmenim beni çok severken bir grup öğretmenim benimle hep ters düştü. Ortaokul sıralarında bunun dozu daha da arttı. Hem derslerdeki başarılarımla hem davranışlarımla ne kadar disiplinli olursam olayım hep bir kusur bulunur ve hep ikaz edilen öğrenci olurdum. İşte o öğretmenlerim yüzünden o zamanlar bir karar verdim. Bir gün ben de öğretmen olacağım ve öğrencilerime asla bana davranıldığı gibi kötü davranmayacağım. Onlara akademik bilgilerimi aktarırken bir çocuğun hayatına sevgi ve şefkatle dokunmanın önemine inanan bir eğitimci olarak öğrencilerimi kucaklayıp sevecektim ki hayata mutlu, güzel ve umut dolu bakabilsinler.
Farkında olmadan yolunu çizdikleri o minik kız, kıymetli öğretmenlik mesleği ve resim sanatı ile 24 yıldır başka hayatlara dokunuyor.
Resimlerimdeki renk armonisini duygu yüklü şiirlerimle harmanladığım bu çalışmayı bana, hayata ve insanlara şefkatle bakmayı öğreten çok kıymetli iki dedeme adıyorum.
Not: Serginin ve kitabın geliri Elim Sende Platformu üzerinden SMA’lı çocukların tedavisine ve EKAV Vakfı’nın sanat eğitimi bursiyerlerine aktarılacak.
Zeynep Öztürk’ün ‘Bakarken II’ başlıklı sergisi 16 Mayıs’a kadar Ekavart Gallery’de görülebilir.

BAKMADAN GEÇME!