GeriKitap Sanat Klasik müzik dünyasının ‘çukur’u
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Klasik müzik dünyasının ‘çukur’u

Klasik müzik dünyasının ‘çukur’u
Blair Tindall
Abone Olgoogle-news

Blair Tindall’ın, aynı adlı meşhur diziye de ilham olan ‘Mozart in the Jungle’ (Balta Girmemiş Ormanda Mozart) adındaki otobiyografik romanı, bir kadının büyüme hikâyesini, Amerikan klasik müzik endüstrisinin vahşi bir ormana benzer atmosferinde anlatıyor.

Mozart in the Jungle/Sex, Drugs and Classic Music (Balta Girmemiş Ormanda Mozart/Seks, Uyuşturucu ve Klasik Müzik) Amerika’da yayımlanmasından tam 15 yıl sonra Kitap Kurdu Yayınları etiketi ve Belgin Selen Aktanır çevirisiyle Türkçede ilk kez yayımlandı.
Kitaptan uyarlanan ‘Mozart in the Jungle’ dizisi, hafızamı kaybetsem de bir daha izlesem dediğim dizilerden biridir. Kitabının nihayet Türkçeye çevrildiğini duyunca, okumak için hissettiğim heyecan bundan. Kuşkusuz, izleyenler için unutulmaz dizilerden biri, ancak kitabı çok daha etkileyici. Önce diziyi izleyip sonra kitabı okuyanlardan biri olduğum için, neyle karşı karşıya olduğumu görünce şaşırdım, diziyi sevenler için bir uyarı notu olsun bu. Ancak dizi de kitap da kendi hayaletlerimizden kurtulmayı, büyümeyi, kendimizi bulmayı anlatıyor. Hayattan ne istediğini fark etmek, farklı yollara sapmaktan korkmamak, düştükten sonra kalkmayı öğrenmek aslında hem dizinin hem de kitabın ana unsuru.
Seksin ve uyuşturucunun klasik müzik kadar başkahraman olduğu bu otobiyografik roman, bir obuacı olan Blair Tindall’ın 80’lerden 2000’lere kadar hayatını merkeze alarak, o dönemin Amerika’sındaki kültür politikalarını, sosyal yaşamı, değişen müziği, seksin kariyerlerdeki araçsal yerini ve daha bir sürü şeyi açık açık anlatıyor. Hiç kolay bir kariyer, hiç kolay bir hayat değil. Her şey bir yana, Tindall’ın hikâyesi tek başına bile etkiliyken, dönemin çerçevesini çok iyi bir şekilde anlattığı bölümlerle kitap müthiş bir şekilde zenginleşiyor. Özellikle de klasik müziğe ayrılan paralardan, ödenen ücretlerden, dinleyici istatistiklerinden bahsettiği yerlerde kendimi kitaptan kopup, buradaki müzik endüstrisini, müzikten para kazanan insanları düşünürken buldum.
Birkaç yıl önce Weinstein skandalıyla tacizler ortaya dökülmeye başladıkça, klasik müzik çevresi de bundan nasibini aldı elbette. O dönem Tindall’la yapılan bir röportajda, Tindall’ın kitabına atıfta bulunuyor Deutsche Welle, çünkü kitapta, daha en başlarda, müzik eğitiminin lise aşamasında olduğu dönemde kapalı kapılar ardında yaşanan ve konuşulmayan hatta üzerinde durulmayan tacizleri açık açık anlatıyor Tindall.
Klasik müzik orkestraları, büyük vakıflar, dernekler, şirketler tarafından fonlanıyor ve müthiş bir izleyici kitlesi var. Yine de ücret eşitsizliği, cinsiyet ayrımcılığı ve işsizlik, klasik müzik dünyasının alameti farikaları. Senfoni orkestralarındaki sandalyelerde yer bulmak zor. Çok çalışmak gerekiyor, bazen o da yetmiyor. Tindall, Spike Lee’nin filmlerinin soundtrack’leri için kayıt odalarına da giriyor, tüm Amerika’yı da orkestralarla dolaşıyor. O dönemin Broadway şovlarında orkestra canlı çalıyor. Ancak görünmüyorlar. Müzisyenlerin çaldığı bölmeye ‘çukur’ deniyor. Her gösterim yılında çukurları biraz daha derinleşiyor.
Sadece Amerika’daki klasik müzik çevresini anlatmıyor kitap, aynı zamanda bir kadının büyümesini, sevilmenin nasıl bir şey olduğunu keşfetmesini, sıkışan bir hayatın içinde kendine bir yer bulmayı öğrenmesini anlatıyor. Başarmak için sihirli elbiselere ihtiyacımız olmadığını da. Klasik müziği sevin ya da sevmeyin, bu otobiyografi, size müthiş bir ilham verecek. En çok da, bir şeyleri değiştirmek, bir adım atmak, o birden gelen aydınlanmayı yaşamak için. 

MOZART IN  Klasik müzik dünyasının ‘çukur’u
THE JUNGLE
Blair Tindall
Çeviren: Belgin Selen Haktanır
Kitap Kurdu Yayınları, 2020
336 sayfa, 45 TL.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle