GeriKitap Sanat ‘Kimsenin işitmediği bir öykü’
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

‘Kimsenin işitmediği bir öykü’

‘Kimsenin işitmediği bir öykü’
Panait Istrati
Abone Olgoogle-news

Balkanlar’ın Gorki’si olarak anılan Panait Istrati, başyapıtı kabul edilen ‘Baragan’ın Dikenleri’nde 20. yüzyılın başlarında yaşanmış, ‘Romanya topraklarına özgü, kimsenin işitmediği bir öykü’yü şiirsel, görsel yönü güçlü ve renkli bir dille aktarıyor.

“Tüm muhteşem hikâyeler iki şekilde başlar: Ya bir insan yolculuğa çıkar ya da şehre bir yabancı gelir...” diyordu Tolstoy. Bu sözün haklılığını kanıtlarcasına edebiyat dünyasının yapıtaşı yüzlerce ‘muhteşem’ roman böyle başlıyor. Romanyalı yazar Panait Istrati’nin 1928 yılında yayımladığı olgunluk dönemi eserlerinden ‘Baragan’ın Dikenleri’ de anlatıcının gençlik dönemlerinde, bir daha göremeyeceği annesini köyde bırakarak babasıyla çıktığı yolculukla açılıyor. ‘Tuna’nın babasıyla boy ölçüşmeye kalkan Borçea kolu üzerindeki Lateni Bataklığı’nda yaşayan 14 yaşındaki anlatıcı, annesinin tuttuğu 300 kilo balığı satmak için babasıyla Baragan’da bir yolculuğa çıkıyor. “Dünya kuruldu kurulalı ağlayıp inleyen Talomitsa ile homurdanan Tuna arasındaki topraklara yayılmış” Baragan isimli devedikenlerinin sardığı bölgeyi aşmak yaşlılar için çok zor. Bu güç yolculukta “Benimle gelmek istemesen dünyada yola çıkmazdım” diyen baba ve oğlunun kullandıkları arabanın da üç tekeri kırılıyor, sonra da arabayı çeken at ölüyor. Soğuk havada ikili bir köye sığınıyor.
Yazarın ‘Romanya topraklarına özgü, kimsenin işitmediği bir öyküdür bu” dediği romanda, adının Matake olduğunu öğrendiğimiz anlatıcının çıkacağı bir yolculuk daha bizi bekliyor. Matake de bölgenin diğer gençleri gibi sabırsızlıkla eylül ayını iple çekiyor. Bu mevsimde Rumen gençleri, Rusya tarafından esen ‘Krivatz’ rüzgârı ile verimsiz topraklarını geride bırakıp dünyayı keşfetmeye gidiyor. Matake ve yeni arkadaşı ‘Dişlek’ de küçük saplarından kırılıp güçlü rüzgârın önünde yuvarlanmaya başlayan dikenli topların arkasına takılıyor. Her şeyden yoksun, hiçbir şeye sahip olmayan -ekmeğe bile- büyük toprak sahibi ‘Boyarlar’ın hizmetinde, soğuk, rüzgâr ve güneşin merhametsizce davrandığı bu diyarın insanlarının kurtuluşu belki de yuvarlanan dikenlerin hemen ardında.
“Kendimi çevremde gördüğüm köpekçe yaşama çivilenmiş duyumsamanın verdiği korkuyla, insanı özgürlüğe kavuşturan dikenlerin ardına düşüp koşmaya da her zamankinden daha hazır olduğumdan, ardı arkası gelmeyen yakınmalarıyla canımı sıktığını söylüyordum çoğu kez bağıra çağıra..” Aslında gençler, bu nankör topraklarda kendilerinde eksik olanı bulacaklarına inanıyor. Matake ve Dişlek, Üçköyler’e vardığında aynı sefalet, aynı umutsuzluk, aynı egemen sınıfların zulmü karşısında aynı adaletsizlik hissiyle karşılaşıyor. Keşfe çıktıkları dünyada kendileri gibi olanlar isyana kalkışınca yoksulluklarına katledilmeyi de ekliyorlar.
‘Baragan’ın Dikenleri’ sadece yazarın hayal gücünden çıkmış bir roman değil. Zira 1907 yılında Romanya köylülerinin hükümet tarafından şiddetle bastırılan isyanını, 10 bin kişinin bombalar altında ya da ‘Boyarlar’ın emriyle jandarmalar tarafından öldürülmesine tanık olmuştur yazar. Başyapıtı sayılan bu romanını, topa tutulan Stanileşti, Baileşti, Hodivoaia köylülerine adayan ‘Balkanlar Gorkisi’ Panait, güçlü ve canlı anlatımıyla ülkesinin yoksullarının sefaletle örülü sertliğini tüm gerçekliğiyle tarif ediyor.
Köleliğin ağırlığı altında ezilmiş insanları anlatan bir roman olsa da mutlak trajik bir roman değil ‘Baragan’ın Dikenleri’. Aksine durumun gerçekçiliğine şaşırtıcı derecede şiirsel, görsel yönü güçlü ve renkli bir dil ekler. Istrati’nin hayatı boyunca ardından koşmayı bırakmadığı dikenlerin peşine takılmak için siz de ‘Krivatz’ı beklemeyin...

BARAGAN’IN DİKENLERİ ‘Kimsenin işitmediği bir öykü’
Panait Istrati
Çeviren: Bertan Onaran
İş Bankası Kültür Yayınları, 2020
112 sayfa, 10 TL.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle