‘Işık ve sevgiyle’

Güncelleme Tarihi:

‘Işık ve sevgiyle’
Oluşturulma Tarihi: Aralık 16, 2022 11:52

Epona, Ercan Y Yılmaz yönetiminde bir şiir dizisi başlattı; ‘Terrarium’. Şimdiye dek dokuz kitap yayımlandı. Çoğu ilk duyduğum ama okumaktan mutlu olduğum adlar. Epona’yı kutlarım, bu koşullarda çoğu ilk kitap olmak üzere gençlerin şiirlerini yayımladıkları için.

Haberin Devamı

Şiir: Tuhaf şey. Şairleri söylemiyorum bile! 50 yıldan fazladır aralarında olduğum için, her kuşakta yinelenen tavır ve davranışlara alıştım, ret ve itirazlarını kanıksadım, şikâyet ve söylenmeler bende bir gülümsemeye yol açıyor, anladığıma dair bir gülümseme, zamanla onların da tıpkı benim yazımdaki türden düşüncelerle sonraki kuşaklara sevgiyle ve anlayışla yaklaştıklarını görüyorum. Çok sevdiğimiz İlhan İrem gibi diyorum o zaman ‘ışık ve sevgiyle!’
Şiirin ve dergilerinin ve yayınevlerinin her koşulda direnmesi şiirin doğasından geliyor. Devrimci bir tutum. Güzel yenildik demek gibi. Sonunda bu güzel yenilgilerin toplamından bir yeryüzü cenneti hayali var. Şiirin okunması ise en güzel düş.
Epona, Ercan Y Yılmaz yönetiminde bir şiir dizisi başlattı; ‘Terrarium’. Şimdiye dek dokuz kitap yayımlandı. Çoğu ilk duyduğum ama okumaktan mutlu olduğum adlar. Epona’yı kutlarım, bu koşullarda çoğu ilk kitap olmak üzere gençlerin şiirlerini yayımladıkları için. Seçimleri için de iyi şair, öykücü ve romancı Ercan Y Yılmaz’ı.
Terrarium kitapları Neslihan Yalman’ın ‘Sırasına Göre Keyfim Gayfe Öte’a’nazi’ ile başlıyor. Deneme ve şiir kitapları, sergileri var, ‘Açık Şiir’ hareketini başlatanlardan. Birinin dediği gibi, ‘şiir hormonu var’ onda. Öyle ki şiirler kitaba zor sığıyor, yerinde duramıyor, okura da okumaya kitaptan başlayıp şiirin uçlarını kitabın dışında aramak kalıyor! İlhan Berk’in İkinci Yeni’yi uçurmak için söylediği, fakat Ece Ayhan şiiri dışında pek karşılığını bulmayan sözleri meğer bir 60 yıl sonrasını bekliyormuş. İsteyen saçmalama desin, ben uçma özgürlüğü diyorum. Sonunda her dönemin şiirinde olduğu gibi pek az şair kalacak geleceğe, ama özgürlük haklarını, bilmiyorum sonuna kadar mı, kullanıyor ve tam da Ece Ayhan’ın ‘leş kargası’ diye nitelediği okuru da takmıyorlarsa şiirin değişmesinde ve sürekliliğinde ortak payları olacak demektir. Eh, şair de herhalde en çok bunu ister. ‘Gençlerimi de Alıp Gidiyorum’ şiirini de bu nedenle ‘geliyorum’ diye okudum. Ve “gençlerimi de alarak bayrak bayrak/ şaha kalktıysam, deviremezsiniz!” dizeleriyle de şiirde 1990’larda başlayan ‘genç harekât’ın her kuşakla gençleşerek sürdüğünü görüyorum.

Haberin Devamı

‘Çot’, Ramazan Parladar’ın ikinci kitabı. Bir ‘yaşam kaynağı’ olarak Neslihan Yalman’a adanmış. ‘Bir Dağ Yavaşlığında’ adlı ilk bölümü usul usul bir kitaba varabilir belki, ardını dağa yaslamış çünkü şiir: “göğ göğü dolduran ve yeri şenlendiren/ göğ göğü tutan ve yeri üzüntüleyen/ uçlar veren boylar atan kökler salan/ ama korkutan korkmakla mükellef olanı” diyen ve güzelce andığı Seyhan Erözçelik gibi adını siyasi şiirler hizasına yazdıran bir kitap olmuş ‘Çot’.

Haberin Devamı

Terrarium’un üçüncü kitabı, adını ilk duyduğum Bayram Zıvalı’dan ‘Olağanhiçç’. Tam bir sürpriz oldu, tadına doyulmaz bir şiirle karşılaştım. Rahat, iyicil, geniş yürekli, iddiasız ve belki de bu nedenle çok sevimli bir şiir. Olağan ve hiçten oluşan bir adı olduğunu düşününce, şair yanıltmamış diyoruz: “biz ki biz ile yalnızız/onlar bizi öldürmekle meşhurlar” diyor, ‘Eski Dil’ şiiri ile sevdiğim şiiri geri getiriyor: “bu adam mesken tutan köşeleri/insanın insan olmaktan/daha anlamlı olamadığını öğrendi/dalgınların iç sesini toplayarak anlayacak/yaşamanın eski bir dil olduğunu”. İkinci kitabını merakla bekleyeceğim Zıvalı’nın.

Şiirinin ‘Kumaş’ı iyi olan bir şair Yavuz Türk. Yakınlarda okuduğum kitabı Yolluk (İletişim) ile öykü kumaşının da sağlam olduğunu gösterdi. Yeniden yayımlanan ‘Kumaş’ı okuyunca Türk’ün az ama hep ilginç ve ilgi çekici yazdığını düşündüm. Aradan geçen zaman “üstüme örttükleri bu kumaş/ ipeğin sesi” dediği sesi eskitememiş, sesi ipek değil, sert ve “anne, nasıl doğduysam öyleyim, çıplak” dizesindeki gibi. ‘Eski Şiir’i de hatırladım, dipnotları da şiir olan ve “gene denizin ışıklarını yakmamışlar, der aniden biri” dizesiyle mavi bir selam çakan!

Haberin Devamı

Azimet Avcu, ‘Denenmiş Şeyler’ dese de inanmayın, ben okudum, çoğu denenmemiş, en azından şiir olarak denenmemiş şeyler! Peki nasıl şeyler? Her şaire lazım ‘Denenmiş Şeyler Sözlüğü’ var, ‘Abasıyanık: Sait Faik’in öykü kitabı’ maddelerden biri. ‘Ev Takvimi’ var ki en sevdiğim takvimdir, bu başlıkla bir yazı yazmıştım, bunlar kitabın ‘Ters’ bölümünden. Elbette en sevdiğim şiir de en sevdiğim şair olan ‘Ergin Günçe ile Whatsapp Konuşmaları’ oluyor haliyle. Harika olmuş. Hocayla yıllarca konuştuk vaktiyle eski yeni pek çok şeyden. Şimdi Azimet tazeleyivermiş pek çok dizeyi vatsaptan konuşurken: “E: Şiirin amacı ticareti kaldırmak/ Verecek kimsesi yok bir düğme bulsa yolda/.../ A: Şiirin amacı insan öldürmek/ Vuracak kimsesi yok bir tabanca bulsa yolda.” Faydalı bir eser olmuş Azimet’in kitabı, ‘Bumerang’ ve elbette ‘Bak Görürsün Dev-Genç Nasıl Patlar Beyninde’, ben de bu son başlığa nazire olarak ‘Allah’ın sopası yok!’ diyorum.

Haberin Devamı

Pelin Şanlı Türgen’in ‘En Uzun Gün En Uzun Geceyi Ararken’i beni bu yıl en çok etkileyen şiir kitaplarından oldu. Uzun, derin, geniş bir solukla yazıyor şiiri. Anacaddeden yan sokaklara sapıyor, yokuşlar çıkıyor, aşağıya bırakıyor kendini, kayboluyor, tarihe dalıyor, felsefeye bulaşıyor, mitolojiye merak salıyor, kafası karışıyor, ezcümle ‘bir şiir nasıl yazılır’a okuru da ortak ediyor, sanki bir çizgi roman okur/bakar gibi heyecan içinde bırakıyor, fazlalıkları da varsa coşkuya sayılıyor: “Balık sürüsüyle kumlar ağ olacak/ Adınla ölüp kardeşinle eve döneceksin”.
Terrarium kitaplarını yazmayı sürdüreceğim.

BAKMADAN GEÇME!