GeriKitap Sanat İşgal günlerinde İstanbul
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

İşgal günlerinde İstanbul

İşgal günlerinde İstanbul
Fransız General d’Espèrey'in Beyoğlu'ndaki zafer yürüyüşü.
Abone Olgoogle-news

13 Kasım 1918’de başlayıp 6 Ekim 1923’te Türk ordusunun şehre girişiyle sona eren İstanbul’un işgalinin öyküsü pek anlatılmaz, o yıllarda şehirde neler yaşandığı araştırılmaz. Art arda yayımlanan iki kitap; Turan Akıncı’nın ‘İşgal’i ile Prof. Nur Bilge Criss’in derlediği ‘100. Yılında İstanbul’un İşgal Günleri’ o yıllara ışık tutan önemli birer kaynak niteliğinde.

Zaferleri, fetihleri anlatmayı seviyoruz ama yenilgileri, işgalleri anlatmaya gelince pek hevesli değiliz. Bu sadece bize mahsus bir şey değil, insanın doğasından gelen bir şey. Örneğin Çanakkale Savaşı’nda nasıl bir zafer kazandığımızı haklı olarak övünerek anlatıyoruz ama bu zaferden sadece üç yıl sonra Müttefik donanmalarının Çanakkale Boğazı’ndan tek bir kurşun atılmadan geçtiğini ve İstanbul Boğazı’na demirleyip şehrin işgalini başlattığını anımsamak istemeyiz.
Tarih 13 Kasım 1918. İngiliz, Fransız, İtalyan gemilerinden oluşan işgal güçlerine Yunanistan da katıldı. Sayıları 160’a varan gemilerden çoğu İngiliz 3 bin 626 asker karaya çıktı. Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti fiili olarak işgal edilmiş oldu. Sonra da işgal güçlerinin komutanı olarak Fransız General d’Espèrey, atına binerek Beyoğlu’na çıktı. Törenler yapıldı, sevinç gösterileri tertip edildi.

Fiili işgal yetmedi. İşgal donanması 16 Mart 1920 tarihinde toplarını padişahın ikametgâhına, Yıldız Sarayı’na çevirdi. Osmanlı Meclisi’ni kapatıp Sevr Antlaşması’nı Sadrazam Damat Ferit Paşa’ya imzalattılar. İngiliz ve Fransız generaller beş yıl boyunca İstanbul’u zorbalıkla yönettiler, tüm muhalifleri hapsettiler, milletvekillerini mecliste tutuklayıp sürgüne yolladılar. İstanbulluları açlık ve sefalete mahkûm ettiler.
13 Kasım 1918’de başlayan ve 6 Ekim 1923’te Türk ordusunun şehre girişiyle sona eren İstanbul’un işgalinin öyküsü pek anlatılmaz, o yıllarda şehirde neler yaşandığı araştırılmaz, tartışılmaz. Tarihçiler tarafından işgal yıllarında yaşananlar hakkında çok az araştırma yapılmış. Edebiyata yansıması ise daha az olmuş. İstanbul’un işgalini yazan edebiyatçılar şehirdeki yaşamdan çok Milli Mücadele’ye katkısına yoğunlaşmışlar.
İstanbul’un işgal günlerine dair bu araştırma eksikliği iki önemli eserle gideriliyor. Kitaplardan ilki daha önce mütareke dönemiyle ilgili önemli eserlere imza atan tarihçi Prof. Nur Bilge Criss’in öncülüğünde derlenen ‘100. Yılında İstanbul’un İşgal Günleri’. Kitapta Criss, Abdurrahman Bozkurt, Ertan Eğribel, Devrim Vardar, Hamza Yardımcıoğlu, Mehmet Yüce, Turan Akıncı’nın incelemeleri yer alıyor. İncelemeler, belgeler ve dönemden fotoğraflar, haritalarla desteklenmiş.

ORTAYLI’NIN ÖNSÖZÜYLE
İlber Ortaylı’nın önsözüyle başlayan kitapta araştırmacılar sadece İstanbul’un işgali ve bu işgalin yarattığı sonuçları incelemekle sınırlı kalmıyor, öncesi ve sonrasıyla dünya tarihine etkilerini de ele alıyorlar. İstanbul’un işgaline gerekçe olarak gösterilen gizli ve resmi anlaşmaların imzalanması, içerikleri, işgalin nasıl gerçekleştiği, İstanbulluların işgali nasıl karşıladığı, işgale karşı direnişin örgütlenmesi ayrıntılarıyla ele alınıyor.
Benim gibi tarihimizi merak eden okurlar için çok kıymetli, doyurucu bir çalışma. Kuşkusuz kitapta yer alan incelemelerde getirilen tezler hakkında tarihçilerin farklı görüşleri, eleştirileri de olacaktır. Böylece cılız kaldığını düşündüğümüz İstanbul’un işgali hakkındaki literatür de büyümüş olacak.
Turan Akıncı’nın bugünlerde yayımlanan ‘İşgal’ adlı çalışması da bu alana önemli bir katkı. İstanbul hakkındaki kitaplarıyla tanıdığımız Turan Akıncı’nın daha önce Osmanlı’nın son dönemlerini ele aldığı ‘Sürgün’, ‘Suikast’ ve ‘İsyan’ kitapları yayımlamıştı. Akıncı’nın ‘İstanbul’da Yabancı Güçler 1918-1923’ altbaşlıklı ‘İşgal’i sanıyorum bu dönemi ele alan en kapsamlı çalışma. Akıncı, olabildiğince çok kaynaktan yararlanarak akıcı bir ûslupla anlatmış işgal yıllarını.
İstanbul’un işgali Osmanlı İmparatorluğu’nun sonunu getirirken yeni bir Türk devletinin kuruluşunun da başlangıç noktası oluyor. İşgal altında Kurtuluş Savaşı örgütleniyor. Mustafa Kemal, Pera Palas’ta Anadolu’ya geçiş planları yapıyor. Osmanlı Meclisi kapatılıp parlamenterler Malta’ya sürgün edilirken Bandırma Vapuru Samsun’a hareket ediyor. İstanbul’un işgalinin fiiliyken resmi hale gelmesinde kuşkusuz Anadolu’da başlayan hareketin etkisi de var. Turan Akıncı bu ilişkiyi, Anadolu Hareketi’nin gelişimini de İstanbul’un işgaliyle bağlantılı olarak inceliyor.

Şehirde yaşananlar da ilginç. Tutuklamalar, sürgünler, resmi binalara el koyulması, haberleşme sisteminin kontrolü, ağır sansürle işgal sistemli bir terör halini alıyor. Gayrimüslimler işgal kuvvetlerinin üniformasını giyip polislik yaparken, Müslümanlar şehrin içinde ancak pasaportla dolaşabiliyor. Açlık, işsizlik, yüksek enflasyon gibi gelişmeler de halkın yaşamını olumsuz anlamda etkiliyor. Bu sırada Rum Patrikhanesi Ayvansaray, Balat, Cibali ve Fener’de Kurtarılmış Yunanistan adını verdikleri devlet kurduklarını ilan ediyor. Bir yandan da Anadolu’daki kurtuluş hareketine destek veren gizli örgütler çalışıyor. Bunlar yaşanırken İstanbul büyük göçler alıyor. Balkanlardan göçen halka Sovyet devriminden kaçan asker ve sivil Beyaz Ruslar katılıyor. İspanyol gribi salgını da hayat şartlarını iyice ağırlaştırıyor.
Beş yıl süren çok ilginç bir zaman diliminde yaşananlar Türkiye’nin geleceğini de dünya tarihini de belirlemiş. ‘100. Yılında İstanbul’un İşgal Günleri’ ve ‘İşgal’, bir devrin kapanıp yeni bir devrin başlamasına neden olan dönemin tarihinin ayrıntılı olarak öğrenilmesini sağlayacak kıymetli çalışmalar.

İşgal günlerinde İstanbulİŞGAL: İSTANBUL’DA YABANCI GÜÇLER 1918 - 1923
Turan Akıncı
Remzi Kitabevi, 2020
504 sayfa, 60 TL

İşgal günlerinde İstanbul100. YILINDA İSTANBUL’UN İŞGAL GÜNLERİ
Prof. Nur Bilge Criss
İBB Kültür A.Ş., 2020
416 sayfa, 120 TL.

 

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle