GeriKitap Sanat Hakikatin peşinde bir yolculuk
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Hakikatin peşinde bir yolculuk

Hakikatin peşinde bir yolculuk
Abone Olgoogle-news

Baki Can Ediboğlu’nun üçüncü romanı ‘Olmayanların Mabedi’ adı gibi mistik bir anlatı. Bir yandan 21’inci yüzyıla has iletişim araçları ve jargonunu taşırken, diğer yandan çok daha eski zamanlara dair bir hakikat arayışının arasında gidip gelen bir anlatı...

Sürprizlerle döşenmiş bir yolculuğa hazır mısınız? Baki Can Ediboğlu’nun Doğan Kitap’ın genç markası Solibri Yayınları’ndan çıkan üçüncü romanı ‘Olmayanların Mabedi’ tam da böyle sürprizli bir yolun kapılarını aralıyor.
Yolun sonunda ne var, bu yola kim, neden çıkıyor derseniz, hepsi biraz sırlı, biraz mistik bir yolculukta gizli. Hikâyenin başkahramanı Eylül karşımıza ilk çıktığında 19 yaşında varoluşsal soru ve sorunlarla mücadele etmeye çalışan, ergenlik ile yetişkinlik eşiğinin arafında kalmış alışıldık bir üniversite öğrencisinden farksız görünüyor gözümüze.
Üst üste yakılan sigaralar, hayata ve geleceğe dair ardı arkası kesilmeyen sorular, kafa karışıklıkları, kalp çarpıntıları ve bilinmezliğin içinde bir yön bulma gayretiyle çok tanıdık. Diğer tarafından 19 yaşın getirdiği duygulara sıkışıp kalmanın yanındaki en büyük çelişkiden akılcılığın ve doğa bilimlerine özgü neden-sonuç ağlarının arasındaki gerçekçiliğin acımasızlığından mustarip.

Tüm ikilikleri ve çelişkileriyle tam bir 19 yaş insanı Eylül. Ama geçmişi bundan biraz daha fazlasıyla yüklü. Peşine düştüğü yol da bu geçmişin hatırasının ve cevaplanamamış sorularının peşinde zaten. ‘Olmayanların Mabedi’ içinde birbirinden farklı pek çok karakterin olduğu bir hikâye. Bu ilk etapta biraz baş döndürücü geliyor. Bir isme alışmadan yeni bir isimle karşılaşıyorsunuz. Hepsi de bir şekilde Eylül’ün hayatına dokunan, üzerinde iz bırakan insanlar bunlar. Ailesi, dostları, akademideki profesörleri, her biri söz konusu kafa karışıklığı ve açmazların besleyicisi...
Gökteki güneş ışıklarının bile sekiz dakika öncesinin güneşinden geldiğini bilen Eylül tüm bu birbirinden bağımsız yaşantılar arasında kendi yaşantısının hakikati ve amacını sorguluyor. Hayatın amacı; kendini buhar gibi silik kılıp önünden geçen, olup biten her şeyi müdahale etmeden izlemekte gizli belki de... Bunlar Eylül’ün aklındaki soruların muhtemel yanıtlarına varmaktaki en büyük tesellisi gibi duruyor başlangıçta.

Londra’da başlayıp Zürih’e, oradan Nepal’e, en son Tarlabaşı’na uzanan ve kıtalar arası yolculuk yapan yaşamında ve insanlarında birisi var ki çok büyük bir soru işareti Eylül için: Babası. Tüm malvarlığını itibarıyla birlikte yitirdikten sonra teknesiyle denize açılan ve bir daha geri dönmeyen Egemen Dortay’ın intiharına hükmeden onca insana rağmen Eylül için bundan başka bir şey söz konusu.
Bunda babasının küçükken ona bahsettiği ‘mabetin’ nerede ve nasıl bir yer olduğunun düşüncesi etkili. Mabet dediğimiz, yani aslolan hayaller âlemi nerededir, orada ne vardır, insan oraya nasıl varır, herkesin bir mabedi var mıdır... Hepsi birer muamma ama Eylül için peşinden gidilmesi gereken bir yolculuğun da giriş kapısı.
Babasından öğrendiği kadarıyla ‘mabet’ meşakkatli bir varış noktası. Herkesin ve her şeyin ruhunun birbirine görünmez iplerle bağlı olduğu, ölümün olmadığı bu yer sırra ermenin de ta kendisi. Babasının ölmeyip de bu sırra erdiğine inanan Eylül, şimdi sıranın kendine geldiğine geçirdiği bir kaza sonucunda emin olur. Ve başlar babasının mabede ulaşabilmesi için ona bıraktığı işaretleri takip etmeye.
Bu sadece bir hakikatin bilgisine erişme değil aynı zamanda belki babaya yeniden kavuşma yolculuğudur da onun için... “Sana nefes aldıran, fakat çektiğin nefesle tükenmeyen; işte Ben odur. Ben senden başka biri değildir.” Tüm bu anlatılar, notlar, cümleler Eylül’ün çıktığı yolculukta rehberliğini edecektir.
Adı gibi mistik bir anlatı olan ‘Olmayanların Mabedi’ bir yandan 21’inci yüzyıla has iletişim araçları ve jargonunu taşırken, diğer yandan çok daha eski zamanlara dair bir hakikat arayışının arasında gidip gelen bir anlatı sunuyor. Bugünden geçmişin ruhlarına kucak açıyor. Eylül’ün çıktığı hakikat arayışı “Hiçbir şey olunca biz, her şey oluruz derken”; Ediboğlu, kendine has bir ritm yakalıyor.

Hakikatin peşinde bir yolculukOLAMAYANLARIN MABEDİ
Baki Can Ediboğlu
Doğan Solibri, 2021
448 sayfa, 42 TL.

False