GeriKitap Sanat Deney farelerinin laneti
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Deney farelerinin laneti

Deney farelerinin laneti
Erbuğ Kaya
Abone Olgoogle-news

Son sayfalarda yaşanan sürprizlerle ‘İnsanlık Deneyi’nin yapay zekânın geleceği kavramına oldukça farklı ve yenilikçi bir bakış açısı getirdiğini görmek benim için heyecan verici oldu. Erbuğ Kaya, bu romanıyla distopya türünü zenginleştirirken, çok boyutlu bir yazar olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.

İnsanların hayatını kolaylaştıran buluşların çoğu, ne yazık ki başka canlıların tarifsiz acılar çekmesi üzerine kurgulanmış deneylerin sonucudur. Hayvanlar üzerinde yapılan deneylerin insanlığımıza kattıkları ve insanlığımızdan götürdükleri ayrı bir tartışmanın konusu, lakin hayal gücümüzü zorladığımızda, insandan daha üstün varlıkların da kendi amaçları uğruna bizim üzerimizde benzer deneyler yapabileceğini düşünmek tüyler ürpertici. Bu onlar için muhtemelen sıradan bir bilimsel araştırma olacaktır, bizim içinse belki de deney farelerinin ve benzer acılar çektirdiğimiz diğer canlıların bir laneti.
Erbuğ Kaya, ‘İnsanlık Deneyi’ isimli romanında, bilinmeyen bir gelecekte, insanlığın artık hayvanlar üzerinde değil, kendi yarattıkları yapay zekâlar üzerinde yaptıkları deneyleri ve bunların olası sonuçlarını duygusal bir arkadaşlık, aşk ve ihanet öyküsüyle birlikte anlatıyor. Bu arkadaşlık öyküsü, ilerleyen dönemde insanların bugüne dair özlem duymaları muhtemel duyguları, hassasiyetleri, ilişkileri anlatmak için bir sahne görevi görüyor. İleride dünyanın en gelişmiş yapay zekâsını yaratacak ve bu nedenle kendilerini ölümcül bir komplonun içinde bulacak bu gençlerin arasında yaşananlar, gün geçtikçe artan ve gelecekte gemi azıya almasından çoğumuzun korktuğu sanal yaşamlar, uzaktan iletişimler, içtenliğini ve anlamını kaybeden insani duygulara içten bir ağıt.
Romanın başında, korunaklı bir sitede yaşayan ve dış dünya hakkında sınırlı bilgiye sahip genç kahramanlarımız, yakındaki bir ormanda geçmiş yüzyıla ait hurda bir otobüs keşfediyorlar. Otobüsü öykünün geçtiği dönem için asırlar öncesine dair nostaljik eşyalarla, sarı ampullerle, perdelerle, mumlarla, bir radyoyla döşeyerek içinde bunaldıkları sanal ve soğuk dünyadan kaçabilecekleri bir sığınağa dönüştürüyorlar. Oldukça akıcı ve duygusal bir dille yazılmış bu sayfalarda, gençlerin bu sığınakta yaşadıkları aşklara, bazı açılardan
aşktan da güçlü dostluklara ve kurdukları sıcak ama kırılgan dünyayı yerle bir eden ihanetlere şahit oluyoruz. Bu otobüste yaşadıkları olaylar ve ruhlarına işleyen duygular, gelecekte her biri farklı bir yaşama savrulduklarında, onları yeniden bir araya getirecek ve dünyayı değiştirecek olayların tetikleyicisi oluyor.
“Odalarımızda sanal gerçeklik oyun panelleri ve evlerimizde bize hizmet eden robotumsular varken biz geçmişin renklerine, dokularına ait bir dünya kurmaya çalışıyorduk. Bu bizi diğer yaşıtlarımızdan koparıyor, çağımızın gözde gençlik âdetlerinden geri düşürüyordu. Şimdi düşünüyorum, belki de hiç teknoloji üzerine eğitim almamalıydım. Edebiyat okusam çok daha mutlu olabilirdim.”
İtiraf etmeliyim, kitabın ortalarında olayların arkasındaki komployu çözdüğümü sanmış ve açıkçası tahmin ettiğim sonu pek de özgün bulmamış, daha önce benzer kurgulara birçok roman ve filmde rastladığımı düşünmüştüm. Lakin son sayfalarda yaşanan sürprizlerle ‘İnsanlık Deneyi’nin yapay zekânın geleceği kavramına oldukça farklı ve yenilikçi bir bakış açısı getirdiğini görmek benim için heyecan verici oldu. Erbuğ Kaya, ‘Giddar ve Beşlerin Çağı’ isimli diyar fantazyası eserlerinden sonra, ‘Maderzad Palas’ ile büyülü gerçekçilikte de güçlü bir kalemi olduğunu bizlere göstermişti. ‘İnsanlık Deneyi’ ile distopya türünü zenginleştirirken, çok boyutlu bir yazar olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. Son yıllarda dikkat çekici bir atılım içerisinde olan fantazya ve bilimkurgu edebiyatımızda saygın bir yer edinen Erbuğ Kaya’nın eserlerini türün meraklıları gözden kaçırmamalı.İnsanların hayatını kolaylaştıran buluşların çoğu, ne yazık ki başka canlıların tarifsiz acılar çekmesi üzerine kurgulanmış deneylerin sonucudur. Hayvanlar üzerinde yapılan deneylerin insanlığımıza kattıkları ve insanlığımızdan götürdükleri ayrı bir tartışmanın konusu, lakin hayal gücümüzü zorladığımızda, insandan daha üstün varlıkların da kendi amaçları uğruna bizim üzerimizde benzer deneyler yapabileceğini düşünmek tüyler ürpertici. Bu onlar için muhtemelen sıradan bir bilimsel araştırma olacaktır, bizim içinse belki de deney farelerinin ve benzer acılar çektirdiğimiz diğer canlıların bir laneti.
Erbuğ Kaya, ‘İnsanlık Deneyi’ isimli romanında, bilinmeyen bir gelecekte, insanlığın artık hayvanlar üzerinde değil, kendi yarattıkları yapay zekâlar üzerinde yaptıkları deneyleri ve bunların olası sonuçlarını duygusal bir arkadaşlık, aşk ve ihanet öyküsüyle birlikte anlatıyor. Bu arkadaşlık öyküsü, ilerleyen dönemde insanların bugüne dair özlem duymaları muhtemel duyguları, hassasiyetleri, ilişkileri anlatmak için bir sahne görevi görüyor. İleride dünyanın en gelişmiş yapay zekâsını yaratacak ve bu nedenle kendilerini ölümcül bir komplonun içinde bulacak bu gençlerin arasında yaşananlar, gün geçtikçe artan ve gelecekte gemi azıya almasından çoğumuzun korktuğu sanal yaşamlar, uzaktan iletişimler, içtenliğini ve anlamını kaybeden insani duygulara içten bir ağıt.
Romanın başında, korunaklı bir sitede yaşayan ve dış dünya hakkında sınırlı bilgiye sahip genç kahramanlarımız, yakındaki bir ormanda geçmiş yüzyıla ait hurda bir otobüs keşfediyorlar. Otobüsü öykünün geçtiği dönem için asırlar öncesine dair nostaljik eşyalarla, sarı ampullerle, perdelerle, mumlarla, bir radyoyla döşeyerek içinde bunaldıkları sanal ve soğuk dünyadan kaçabilecekleri bir sığınağa dönüştürüyorlar. Oldukça akıcı ve duygusal bir dille yazılmış bu sayfalarda, gençlerin bu sığınakta yaşadıkları aşklara, bazı açılardan
aşktan da güçlü dostluklara ve kurdukları sıcak ama kırılgan dünyayı yerle bir eden ihanetlere şahit oluyoruz. Bu otobüste yaşadıkları olaylar ve ruhlarına işleyen duygular, gelecekte her biri farklı bir yaşama savrulduklarında, onları yeniden bir araya getirecek ve dünyayı değiştirecek olayların tetikleyicisi oluyor.
“Odalarımızda sanal gerçeklik oyun panelleri ve evlerimizde bize hizmet eden robotumsular varken biz geçmişin renklerine, dokularına ait bir dünya kurmaya çalışıyorduk. Bu bizi diğer yaşıtlarımızdan koparıyor, çağımızın gözde gençlik âdetlerinden geri düşürüyordu. Şimdi düşünüyorum, belki de hiç teknoloji üzerine eğitim almamalıydım. Edebiyat okusam çok daha mutlu olabilirdim.”
İtiraf etmeliyim, kitabın ortalarında olayların arkasındaki komployu çözdüğümü sanmış ve açıkçası tahmin ettiğim sonu pek de özgün bulmamış, daha önce benzer kurgulara birçok roman ve filmde rastladığımı düşünmüştüm. Lakin son sayfalarda yaşanan sürprizlerle ‘İnsanlık Deneyi’nin yapay zekânın geleceği kavramına oldukça farklı ve yenilikçi bir bakış açısı getirdiğini görmek benim için heyecan verici oldu. Erbuğ Kaya, ‘Giddar ve Beşlerin Çağı’ isimli diyar fantazyası eserlerinden sonra, ‘Maderzad Palas’ ile büyülü gerçekçilikte de güçlü bir kalemi olduğunu bizlere göstermişti. ‘İnsanlık Deneyi’ ile distopya türünü zenginleştirirken, çok boyutlu bir yazar olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. Son yıllarda dikkat çekici bir atılım içerisinde olan fantazya ve bilimkurgu edebiyatımızda saygın bir yer edinen Erbuğ Kaya’nın eserlerini türün meraklıları gözden kaçırmamalı.

İNSANLIK DENEYİ  Deney farelerinin laneti
Erbuğ Kaya
Doğan Kitap, 2020
160 sayfa, 32 TL.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle