Berlin Filarmoni hayalini gerçekleştiren Hande Küden: Asla pes etmedim

Güncelleme Tarihi:

Berlin Filarmoni hayalini gerçekleştiren Hande Küden: Asla pes etmedim
Oluşturulma Tarihi: Aralık 18, 2020 10:28

138 yıllık köklü geçmişiyle dünyanın en prestijli orkestraları arasında yer alan Berlin Filarmoni’ye asil üye olarak kabul edilen ilk Türk keman sanatçısı Hande Küden, “İlk hissettiğim rahatlamaktı. Sonrasında 13 yaşından beri hayalini kurduğum şeyi gerçekleştirmiş olduğumu fark ettim. Verdiğim bunca emeğin ve çabanın karşılığını alabilmek beni çok mutlu etti” diyor.

Haberin Devamı

Klasik müzik alanında elde ettiği başarılar ve aldığı ödüllerle adını sık sık duyduğumuz ve parlak kariyerinde izlediği yolu heyecan ve gururla takip ettiğimiz keman sanatçımız Hande Küden, Berlin Filarmoni Orkestrası’nın 1. keman grubuna asil üye olarak kabul edildi.
9 yaşında Daniya Kaynova ile başladığı keman eğitimini Almanya’da Hochschule für Musik Hanns Eisler Berlin’den mezun olarak tamamlayan Küden, şef Cem Mansur’un 2007’de kurduğu Türkiye Gençlik Filarmoni Orkestrası’nın dört sene boyunca başkemancılığını yaptı. 2013 yılında İKSV’nin Aydın Gün Teşvik Ödülü’ne layık görülen Küden, 2014’te 5. Donizetti Klasik Müzik Ödülleri’nde Andante dergisi tarafından ‘Yılın Genç Müzisyeni’ seçildi. İş Sanat’ın Parlayan Yıldızlar serisinde gösterdiği üstün performansla Meriç Soylu Ödülü’ne layık bulunan sanatçı, İş Sanat’ın 16. sezonunun açılış konserinin solistlerinden biri oldu ve BİFO ile aynı sahneyi paylaştı.
2014 yılında Karajan Akademi sınavını, 2016’da Alman Senfoni Orkestrası’nın konzertmeister yardımcılığını kazanan Küden, 2019 yılında Berlin Filarmoni Orkestrası’nın sınavlarını geçti. Sanatçı bir yıllık bir deneme süresinin ardından, 138 yıllık tarihinde Berlin Filarmoni Orkestrası’na Türkiye’den kabul edilen ilk keman sanatçısı oldu. Hande Küden ile başarısını, yaşadığı zorlu süreci ve Berlin’deki günlerini konuştuk.

Haberin Devamı

Çok tebrik ederek başlamak isterim. Bir süredir çalıştığınız Berlin Filarmoni Orkestrası’na asil üye olarak kabul edildiniz. Müzikal yolculuğunuza tanıklık eden bizler için de çok büyük bir gurur oldu. Siz nasıl hissediyorsunuz?
İlk hissettiğim rahatlamaktı. Sonrasında ise 13 yaşından beri hayalini kurduğum şeyi gerçekleştirmiş olduğumu fark ettim. Verdiğim bunca emeğin ve çabanın karşılığını alabilmek beni çok mutlu etti.

Berlin Filarmoni’ye seçilme süreci nasıldı? Türkiye’deki eğitiminizin ardından zaten bir süredir Almanya’daydınız...
2012 yılından beri Almanya’dayım. Başta bu yepyeni düzene adapte olmak hiç kolay olmadı, ancak buradaki düzene alıştıktan sonra sevmeye başladığımı da fark ettim. Hanns Eisler gibi çok iyi öğrencilerin okuduğu bir okulda okumak hayallerimden biriydi. Okulun yanı sıra kendimi maddi olarak finanse etmek için Alman Senfoni Orkestrası’nın akademi sınavına girdim ve kazandım. Sonrasında 2014’te Karajan Akademi sınavını kazandım. 2016’da Alman Senfoni Orkestrası’nın konzertmeister yardımcılığını kazandım ve 2019’da Berlin Filarmoni’yi kazandım. Her defasında ister akademi ister kadro olsun önümde uzun bir deneme süresi vardı. Sınav kazanmanın belki de herhangi bir orkestrada deneme süresini geçmekten daha kolay olduğunu düşünmeye başlamıştım. Çünkü neredeyse bir-iki sene boyunca her konsere inanılmaz hazırlıklı olarak gitmeye çalışırken bir yandan yaptığım işin stresini en aza indirmeye çalışıyordum. Konserlerde çalmaktan çok zevk aldım ancak her deneme süresi sonunda da bir o kadar yoruldum çünkü ne de olsa büyük bir stres vardı üzerimde.

Haberin Devamı

Bu kabul sürecine kadar onlarca yetenekli müzisyen arasından öne çıktınız, deneme sürelerini başarıyla tamamladınız. Sizi farklı ve özel kılanın ne olduğunu düşünüyorsunuz?
Çok zorlu ve yoğun dönemlerden geçtim ancak hiç pes etmedim. Her defasında bir zorlukla karşılaştığımda bu deneyimden de bir şeyler öğrenip kendimi daha da geliştireceğime inandım.

Berlin Filarmoni, 138 yıllık bir geçmişe sahip ve dünyanın en prestijli orkestralarının başında geliyor. Berlin Filarmoni ruhunu siz nasıl anlatırsınız? Bu toplulukla çalmak bir müzisyen olarak size neler kattı?
Geçen sezon Almanya turnesi kapsamında 10 gün içerisinde dokuz konser verdik. Bu benim için bir ilkti. Hayatımda art arda bu kadar fazla konserde çalmamıştım. Benim orada tek fark ettiğim herkesin tüm konserleri aynı konsantrasyon ve tutku ile çalmış olmasıydı. Ben ise orkestrada yeni olduğum için sadece etrafımda çalan, hayranlık duyduğum müzisyenlere bakarak, onların çalışını gözlemleyerek öğrendim.

Haberin Devamı

Bugüne kadar yurtiçinde ve yurtdışında birçok ödül aldınız, çok önemli isimlerin ustalık sınıflarına katıldınız, çok saygın orkestralarla konserler verdiniz. Bu parlak kariyerde adım adım ilerlerken sizi neler, kimler motive etti?
Ben en büyük desteği ailemden, annem Ayzin Küden, babam Ali Küden ve ağabeyim Cihan Küden’den aldım. Onların desteği olmasaydı birçok hayalimi gerçekleştiremezdim. İnanılmaz müzisyen Tabea Zimmermann ve ilk keman hocam Daniya Kaynova’nın da bende çok fazla emeği olmuştur. Bence hiçbir başarı tek bir kişi tarafından elde edilmiyor. Birçok insanın hayatıma girip bana yardım etmeleri ve bana bir şeyler katmaları sonucu gerçekleştiğine inanıyorum.

Haberin Devamı

Tüm dünyanın içinden geçtiği pandemi günlerinde sizin Berlin’deki günleriniz nasıl geçiyor?
Bu süreçte en çok bitki yetiştirmek ve yemek yapmak üzerine kendimi çok geliştirdim sanırım.

Provalarınız, çalışma düzeninizde ne gibi değişiklikler oldu? ‘Yeni normal’e adapte olabildiniz mi?
Motive olmak zor olsa da verdiğimiz konserlerin dijital ortamda izlendiğini bilmek beni mutlu ediyor. Umarım en kısa zamanda seyirciler için çalabiliriz.

Şimdi sırada ne var? Geleceğe yönelik hayalleriniz arasında neler var?
Şimdilik tek hayalim Berlin Filarmoni Orkestrası’ndan 35 sene sonra emekli olmak!