Dimyat’a pirince giderken, evdeki bulgurdan olmak

Güncelleme Tarihi:

Dimyat’a pirince giderken, evdeki bulgurdan olmak
Oluşturulma Tarihi: Nisan 03, 2017 17:34

“Çünkü onun yanında sakinleşiyorum. Biraz nefes almak istediğim zamanlarda ilk onu arıyorum. Birlikte öyle güzel duruyoruz ki; deniz durgun, hava durgun, derdim tasam durgun. Ama bizimki öyle mi? Hadi dışarı çıkalım desem yok, bir güzel söz, bir güzel sürpriz yok. Halı saha maçına adam eksikmiş kalk gidelim desem gelir ama. Kahvede okeye dördüncü yapacak beni utanmasa.”

Haberin Devamı

Herkes iki kişi arasında kalabilir. Herkes aynı anda iki insanı sevme gafletinde bulunabilir. Sizi devamlı oyalayan, oradan oraya amaçsızca sürükleyen bir ilişkinin içindeyken, bir anda biri peyda olur ve size yeniden iyi hissettirir. Olmaz mı, olur ya. İlişkilerin rutine bağladığı zamanlarda aşağı yukarı hepimizin başına gelen hallerdir bunlar. İşte tam bu zamanlarda bir başkasının ilgisi, alakası sizi yeniden heyecanlandırdığından, iyi bir şey sanıp kendinizi bırakırsınız boşluğa. Oysa o ilişkide de akıbetiniz, kısa süre sonra okeye dördüncü olmaktır. O an bir bilinmezden gelip yine bir başka bilinmezliğe doğru gidersiniz.

 

Bunun tam tersi durumlar da var. Yeni bir sevgiliniz var. Her şey yolundayken kim çıkageldi dersiniz? Eski sevgili! Hani şu seve ağlaya ayrıldığınız. Buyurun buradan yakın. İşler tam da yoluna girmişken… Münasebetsiz işte. Eskiden de böyleydi bu. Yapmayın etmeyin.

 

Haberin Devamı

Peki biz bu araftan nasıl çıkacağız? Anlatayım.

 

BEN SENİN BENİMLE PES ATABİLME İHTİMALİNİ SEVDİM

Bir aşk bile insanın canını okumaya yeterken, ikincisini başınıza icat edip duble eziyet ve felaketi üzerinize çağırmayın. Evdekini seviyorsanız hele hiç girişmeyin o işlere. Biraz zaman, biraz emek. Belki o da senin “Ofsayttan çıksana be ayı!” diyebilme ihtimalini sevdi? Hangi ilişki pirüpak ki? He sizin adam komple odun mu? Sevgi de zaten “amaaan bizimki alışkanlık be!” boyutuna mı geldi? Ee ne duruyorsunuz o zaman? Kaç kaç kaç…

 

NE YARDAN NE SERDEN GEÇERİM

Paşa gönlünüz bilir. Kazanova diye kimse sizi yargılayacak değil. Birinin heyecanı, diğerinin oturması kalkması hoşunuza gitmiş olabilir. Biri zaten kaç yıllık sevgiliniz, diğeri de aklınızı başınızdan almış olabilir. Bir tarafta aylarca uğraşıp bir arpa boyu yol bile alamadığınız adama bakıyorsunuz, diğer tarafta bir haftada aranızda bir şeylerin var olduğunu açıkça söyleyebildiğiniz adama. Hepsi olası. Peki ya sonrası? Arafta kalmak aşkların en korkutucusu. Mutlak bir karar verme zamanınız gelecek, en iyi ihtimalle zaten yakalanacaksınız. Aynı anda iki kişiye birden derin hisler beslemeniz durumunu daha fazla normalleştirmeden sizi karar odasına almalıyım. Yoksa Dimyat’a pirince giderken, evdeki bulgurdan olacaksınız. Sonrası yekten yalnızlık.

 

Haberin Devamı

GELEN GİDENİ ARA DEMEZ

Unutamamak zordur. Birini unutamadan yeni bir aşka yelken açmaksa tam anlamıyla alabora. Genelde böyle zamanlarda söylenir “gelen gideni aratır” diye. Oysa sensin gideni arayan. Sensin hala o yollarda gözleri kalan. Geleni suçlama hemen. Düzenin bozuldu diye yazık etme daha dün tanıdığın masum insana. He yok ben bilirim işimi diyorsan, buyur hodri meydan. Yeni aşkın tam rayına oturmuş giderken, ararsa o unutamadığın eski sevgili, görürüm ben seni. Şimdi kalbi değil, aklı dinlemenin tam zamanı. Bir yanda emek verdiğiniz günlerin acı hatırası gibi duran o umarsız insan, diğer yanda “bak, güle oynaya koşmadığımız bir şu kırlar kaldı” diyen yeni heyecan. Karar sizin.

 

Haberin Devamı

Sonuç; çoğunlukla kazanan üçüncü bir kişi olur. Çünkü birini gerçekten sevseydiniz diğeri hiç olmazdı. “Günahıyla sevabıyla bu benim,” derdiniz. Demediyseniz? İşler yolunda gitmemiş demektir arkadaşlar.


Ama insanoğlu işte… Dertten, tasadan kaçtığımızı, huzur aradığımızı söyler dururuz da, bizi seveni değil üzeni buluruz bir şekil. Gönül bu hep ota konacak değil ya.

 

Yazan: Tuğba Badal

BAKMADAN GEÇME!