Hrant Dink Cinayetinde Kamu Görevlilerinin İhmali Davası

Güncelleme Tarihi:

Hrant Dink Cinayetinde Kamu Görevlilerinin İhmali Davası
Oluşturulma Tarihi: Nisan 13, 2017 16:04

Hrant Dink Cinayetinde Kamu Görevlilerinin İhmali Davası

Haberin Devamı

 Özden ATİK /İSTANBUL,(DHA) Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink cinayetine ilişkin kamu görevlilerinin yargılandığı 2'si tutuklu 35 sanıklı davaya devam edildi. Duruşmada, 2008 yılında Başbakanlık Teftiş Kurulu raporunu hazırlayan müfettişlerden Ayşegül Genç tanık olarak dinlendi. İstanbul, Trabzon ve Ankara'daki çalışmalarına ilişkin bilgi veren Genç, o dönem İstihbarat C Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer'in kendilerine yardımcı olmadığını belirterek "Bize, 'Başbakan sizi göndereceğine Ergenekon davalarının arkasında dursun' dedi. Şaşırdık" dedi. Genç, raporu kurula sunmadan önce Teftiş Kurulu Başkanı Muttalip Ünal'ın da "Bizden Ali Fuat Yılmazer ve Ramazan Akyürek'in isimlerini çıkartmamızı istedi. Biz bunun olamayacağını söyledik" diye konuştu.

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya, tutuklu sanık dönemin İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek getirildi. Tutuksuz sanıklar dönemin Trabzon Emniyet Müdürü Reşat Altay, dönemin İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ahmet İlhan Güler, dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah, dönemin Trabzon İstihbarat Şube Müdürü Faruk Sarı ve o dönemde Trabzon İstihbarat Şube Müdürlüğünde görevli polis memuru Muhittin Zenit de duruşmada hazır bulundu. Bazı sanıklar ise ses ve görüntülü sistem aracılığıyla duruşmaya katıldı. CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal da duruşmayı izledi.


 

TANIK DİNLENDİ

Duruşmada, Başbakanlık Teftiş Kurulu'nda Başmüfettiş Ayşegül Genç tanık olarak dinlendi. Halen Başbakanlık Teftiş Kurulu üyesi ve Kızılay Yönetim Kurulu Yönetim Kurulu üyesi olan Genç, cinayet sonrasında Rakel Dink'in başvurusu üzere görevlendirildiklerini belirtti. Trabzon ve İstanbul Emniyeti'nde ve İstihbarat Daire Başkanlığında çalışma yaptıklarını ve savcılıklardan da bilgi aldıklarını söyleyen Genç, jandarma da dahil olmak üzere kurumlardan toplamda 20 rapor geldiğini belirtti. 


 

"BİLGİSAYAR İSTEYİNCE TRABZON İLE İSTANBUL ARASINDA ÇEKİŞME VAR DENMİŞ"

O dönem Trabzon'da da Faruk Sarı ile görüştüklerini anlatan Genç, "Faruk Sarı bize terörle mücadele biriminde bir yer verdi. Bilgisayar istediğimizde, Trabzon ile İstanbul arasında çekişme olduğunu, bilgisayarların dışarıdan müdahale edilmemesi için merkeze çekildiği söyledi. Dink'e yönelik 2003'te Sidney'de suikast yapılacağı bilgisi olduğunu bize söyledi. İstanbul'a gittiğimizde bunu sormamızı istedi" dedi. 


 

"KAFAMIZDAKİ SORU İŞARETLERİ ÇOĞALDI"

McDonals'ın bombalanması, Erhan Tuncel'in Yardımcı İstihbarat Elemanı yapılması gibi konulara odaklandıklarını söyleyen Genç, "Yasin Hayal'in McDonalds olayı öncesinde Başbakan'ın uçağına yönelik yaptığı bomba ihbarının GBT'sine girmemesini tespit ettik. Bu dikkatimizi çekmişti. Ayrıca Engin Dinç'in, Erhan Tuncel'i dinlemeye aldıkdıktan sonra tayininin çıkarılması kafama takılan sorulardan biriydi. Bir den en ilgimizi çeken şey, bombalama olayından sonra Yasin'in çok kolaylıkla İstanbul'da yakalanmasıydı. Kafamızdaki soru işaretleri çoğaldı" dedi. 


 

"ALİ FUAT YILMAZER YARDIMCI OLMADI"

Susurluk İnceleme Komisyonu'nda da çalıştığını da belirten Genç, "Devlet içinde yürütülen soruşturmada mutlaka devlet görevlisi, bir başka devlet görevlisine şifahi bilgi verir. Hukuki bir metin alamasanız da olayın önü açılır. İstanbul'da Ali Fuat Yılmazer bize yardımcı olmadı. İlk görüşmede bize 'Başbakan sizi göndereceğine Ergenekon davalarının arkasında dursun' dedi. Şaşırdık. Böyle bir tepki beklemiyorduk. O dönem Recep Tayyip Erdoğan başbakandı. Başbakanın talimatı üzerine çalıştığımıza ilişkin emri gösterdim. Yine aynı tavrı gösterince 'Bize işimizi öğretemezsiniz. Bu konuyla alakalı ne varsa gösterin' dedik. Sonra sessizlik oldu. Çıktı. Biz beklediğimiz yardımı göremedik. Oysa Terörle Mücaeleye gittiğimizde müdür Selim Kutkan, her şeyi önümüze yığdı" diye konuştu. 


 

"YASİN  HAYAL'İN TELEFON GÖRÜŞMELERİ DİNK CİNAYETİNDE KULLANILMADI"

Ayşegül Genç, Ankara'ya gittiklerinde Mülkiye Müfettişi Şükrü Yıldız ile görüştüklerini, Yıldız'ın kendi raporlarında kullanmadıklarına ilişkin bir bilgi olduğunu belirterek kendilerine bir flash disk verdiğini anlattı. Genç, bu flash disk üzerine İstanbul İstihbarat'ta çalışan ve bombalama olayı sonrasında Yasin'in kaçış döneminde görevlendirilen Volkan Altınbulak ile yüzyüze görüştüklerini söyledi. Genç, "Volkan, Yasin Hayal'in yaptığı telefon görüşmelerini tespit ettiğini söyledi. Bunları ne yaptığını sorduğumuzda, o dönem Erhan isimli bir polis memuruna bu kayıtları verdiğini söyledi. Dönüş nasıl oldu diye sorduğumuzda, 'Ankara şimdi karıştırmayın' diyerek bu görüşmelerin Hrant Dink cinayetinde kullanılmadığını belirtti" şeklinde konuştu. 


 

"MİT, ERHAN TUNCEL'İN KENDİ ELEMANI OLMADIĞINI BİLDİRDİ"

Ayşegül Genç, Erhan Tuncel'in MİT tarafından kullanıp kullanılmadığına ilişkin resmi yazıyla sorduklarını, MİT'in ise kendi elemanı olmadığını bildirdiğini belirtti. Erhan Tuncel ile cezaevindeyken 16 saat görüştüklerini anlatan Genç,  "Tuncel, 'Koğuşumun karşısında Kemal Yıldız isimli bir kişi geldi. 'Beni burada öldürecekler' dedi" şeklindeki ifadelerini de anlattı. Yasin Hayal'in arkadaşlarıyla da görüştüklerini belirten Ayşegül Genç, "Yasin'in net, yalanı olmayan biridir, Erhan ise sinsidir' dediler. Bombalamadan sonra Yasin Hayal'in bir inşaatta gizlendiğini anlatan bir arkadaşı, bir ekip arabasının gelerek Yasin'i aldı demesi de ilgimizi çekti. Bu kişiyle ilgili birşey bulabilir miyiz diye düşündük ama netleştiremedik" dedi. 


 

“İSTİHBARAT DAİRESİ GEREKLİ TEDBİRLERİ ALMADI"

Genç, "İstihbarat Daire Başkanlığı ile alakalı kafamıza yatmayan şey şuydu. O dönemde Ermeni meselesi gündemde. Dink niye akla gelmedi. İstihbarat dairesinin bu süreci iyi yönetemediğini, gerekli tedbirleri almadığını düşündük. Bunu bir ihmal, kötüye kullanma şeklinde yapılabileceğini düşündük" dedi.


 

"ALİ FUAT YILMAZER İLE RAMAZAN AKYÜREK'İN İSİMLERİNİ ÇIKARIN"

Raporu sunmadan önce Teftiş Kurulu Başkanı Muttalip Ünal ile görüştüklerini anlatan Genç, "Muttalip Ünal, bizden Ali Fuat Yılmazer ve Ramazan Akyürek'in isimlerini çıkartmamızı istedi. Biz bunun olamayacağını söyledik. Raporu 10 Ekim 2008'de teslim ettik, 7 Kasım'da bize iade edildi. İade edilmesi bizi demoralize etmişti. Ama raporumuzda ısrarcı olduğumuzu gerekçeleriyle yazdık. Değiştirmeden Teftiş Kurulu Başkanlığı'na verdik" şeklinde konuştu.


 

"USULSÜZ OLARAK DİNLENDİM"

Ayşegül Genç, iki sene önce İstihbarat Daire Başkanı Recep Güven'in talebiyle Hizbullah Terör Örgütü üyesi oldukları gerekçesiyle o dönem raporda imzası olan Tuğçe İnan ile birlikte usulsüz olarak dinlendiklerini öğrendiklerini ve bu davanın da halen sürdüğünü belirtti. İçişleri Bakanlığının raporları üzerine çalıştığı dönemde Başkan Muttalip Ünal'ın kendilerini çağırdığını da ifade eden Genç, "Bize kendinize dikkat edin' dedi. Zaten dinleniyorduk, arkadaşım Mehmet Akın 'Dinlesinler, kimseden saklımız yok bizim' dedi. Bunun üzerine 'fiziksel olarak da dikkat edin' deyince Mehmet Bey, 'Sizi arayan mı oldu?' dedi. Muttalip Bey de, 'Ramazan Akyürek aradı. Çok sıkıntılı şeyler söyledi' dedi. Mehmet Bey de, 'Biz Susurluk'ta da çalıştık. Ne yaparlarsa yapsınlar' dedi" şeklinde konuştu. 


 

"KARŞILARINDAKİ İNSANLARIN BAĞIMSIZ OLABİLECEKLERİNİ DÜŞÜNEMEDİLER"

Sonraki süreçlerde yaşadığı sıkıntılara değinen Genç, "1988'den beri müffettişlik yapıyorum. Sağcı da solcu da dediler, ama hiçbir zaman tamamen yanlı bir şeyle karşılaşmamıştım. Ergenekoncu  yapmaya çalıştılar. Masalarımızda CD bile bırakmıyorduk, böyle zamanlar geçirdik. Uzanlar da dahil çok ciddi işlerde çalıştım. Karşılarındaki insanların bağımsız, özgür olabileceklerini düşünemediler sanırım" dedi. 

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!