Zeytin dalından doğan dostluğun ödülü

Güncelleme Tarihi:

Zeytin dalından doğan dostluğun ödülü
Oluşturulma Tarihi: Nisan 17, 2016 00:56

TÜRKİYE-Yunanistan ilişkileri 15 yıl önce Samos Adası’nda sembolik dikilen bir zeytin fidanıyla bambaşka bir boyuta taşınmıştı.

Haberin Devamı

Dönemin Türkiye Dışişleri Bakanı İsmail Cem ve Yunan mevkidaşı Yorgo Papandreu farklılıklar değil ortak paydalara odaklanarak çalışıp toplumların da desteğiyle iki ülke arasındaki buzları eritti. Cem, 2007’de vefat ettiğinde onu son yolculuğuna uğrayanlar arasındaki Papandreu, “Ortak hayalimiz Türk-Yunan dostluğunun devamıydı” demişti. Bu temennisi Cem Ailesi’nin katkılarıyla gerçek oldu ve ‘Cem-Papandreu Uluslararası Barış Ödülü’ ilk kez dün düzenlenen törenle sahibini buldu.

Tören öncesi ödülün hayata geçmesini sağlayan Yorgo Papandreu ve İsmail Cem’in kızı İpek Cem’le bir araya geldik. ‘İsmail Cem’ ismi her geçtiğinde gözleri dolan Papandreu, ödülün hikâyesini, “İsmail’le birbirimizi yıllar içinde tanıdık. Sıcak, güvenilir ve açık fikirliydi. Zor zamanlarda sorunları çözmeye uğraşıyorduk. Görevimiz sona erdikten sonra da irtibatı devam ettirdik ve dostluk fikirleri yayan bir şey yaratmak istedik” diye anlatıyor. İpek Cem de geçen yıl Simi Sempozyumu’nda bir araya gelerek ödülu kararlaştırdıklarını ekliyor: “Türk-Yunan barışına katkıda bulunanlardan ilk ödül sahipleri olarak henüz kimse yanaşmazken Türk-Yunan ilişkilerini yakınlaştırmak için çaba harcayan Şarık Tara, Theodoros Papaleksopulos ve Türk Yunan Forumu’nu belirledik. Bu işin öncülerini onurlandırmak istedik.”

Yorgo Papandreu, geriye bakınca yaptıkları çalışmaların etkisini şöyle anlatıyor: “İsmail’le uğraştığımız dönemde diplomatlar birbirlerini tanımıyordu bile. 40 yıl boyunca ikili çok az anlaşma vardı. İkimiz de işimizin zor olduğu biliyorduk ama denedik. Birlikte Balkanlar’ı, Ortadoğu’yu ziyaret ettik. İsrail ve Filistin’e gidip “Biz Türkler ve Yunanlar bir arada çalışabiliyorsak bu ruhu size de verebiliriz” dedik. Çok iyi bir takımdık.” Peki bugün politika sahnesinde Cem-Papandreu gibi bir ikili var mı? Bu soruyu şöyle yanıtlıyor: “Artık bölgemizde daha çok çatışma var maalesef. Suriye gibi... Ama İran’la yapılan nükleer anlaşma gibi olumlu gelişmeler de var. İsmail’le şanslıydık çünkü kişisel olarak da çok uyumluyduk. Anlaşamadığımız da oluyordu ama bu tarihsel farklılıklara rağmen karşılıklı güven kuramayacağımız anlamına gelmiyordu. Bizi birleştiren ortak çıkarlara odaklandık. Şimdi de müstesna insanlar var ama bizimkisi müstesna çabaydı. Şimdi her yerde kutuplaşma var.”

Türk-Yunan ilişkilerinin bugün nerede olduğu sorusunu Papandreu şöyle yanıtlıyor: “Öncelikle AB ailesi bir coğrafyayı değil demokratik toplumlar, insan hakları, farklılıklara ve komşulara saygı ve ifade özgürlüğü gibi değerleri temel alıyor. Türkiye’nin AB ailesinin parçası olması, değerleri paylaşarak derin sorunları daha kolay çözebilmek anlamına geliyor. Ancak iki şey değişti. Türkiye reformlarda ilerlemedi. AB içinde de ‘büyüme yorgunluğu’yla yeni popülist liderler geldi ve momentumu yavaşlattı.”

BEN DE ESKİDEN MÜLTECİYDİM
TÜRKİYE’yle Yunanistan arasındaki mülteci anlaşmasıyla ilgili ne düşündüğünü sorduğum Yorgo Papandreu şöyle diyor: “Krizlerde mültecileri ülkelerine yakın tutmak gerekiyor. Suriye için de Türkiye kilit ülke. Yunanistan ve Türkiye arasındaki anlaşmaya ‘Kim kazandı?’ diye bakmamalıyız. Mültecilere de nezaketle yaklaşmalıyız. Yeni Suriye’nin kurucuları olacaklar. Ben de bir dönem İsveç’te mülteciydim. Diktatörlük yıkıldıktan sonra ülkeye dönen mülteci toplumdan pek çoğumuz Yunanistan’ı değiştiren aktörler olduk.”

Zeytin dalından doğan dostluğun ödülü


İLK ÖDÜL İŞADAMLARINA
"Cem-Papandreu Uluslararası Barış Ödülü"nün ilki Türk-Yunan Forumu ile iş adamları Şarık Tara ve Theodore Papaleksopulos'a verildi. Türk-Yunan Forumu adına ödülleri Prof. Dr. Üstün Ergüder ve Kosta Karras aldı. “Bugün burada rüyamızın ilk adımını atıyoruz” diyen Papandreu, “O rüyayı İsmail’le birlikte paylaştık. Biz barışı sağlamazsak yeni sorunlarla karşılaşabiliriz” dedi. Birçok ödül aldığını ancak bu ödül kadar kıymetlisinin az olduğunu söyleyen Şarık Tara da teşekkür etti: “Diyaloğunuz olmazsa top ve tüfek ancak hüsran geliştirir. Kaybetmek kolaydır, zor olan barışı kazanmaktır. İş dünyası ve sivil toplumun sürekli diyalog içinde olmaları ve Türk Yunan dostluğunu korumaları şarttır.” 

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!