Yokolan hamamlar

Güncelleme Tarihi:

Yokolan hamamlar
Oluşturulma Tarihi: Ocak 09, 2001 00:00

Haberin Devamı

Dünyanın her yerinde Türk adıyla anılan hamamlar tarih sahnesinden birer birer çekiliyor. Minyatürleri, gravürleri, resimleri süsleyen, seyyahların kitaplarının baş köşesindeki egzotik ve sisli atmosferiyle zihinlerde yer eden, filmlere, romanlara, hikayelere konu olan İstanbul hamamları, artık tarih oluyor.

Daha bundan 20-30 yıl öncesine kadar İstanbul'un sosyal hayatının vazgeçilmez bir parçası olan hamamların bir kısmı özellikle 1950'lerden itibaren yıktırıldı. 1952'de faaliyette olan 73 hamamdan bugün sadece 40'ı ayakta. Bu 40 hamamdan büyük bir bölümü ise artık eski işlevini tamamen kaybetti. Bu arada bütün büyük oteller de bünyelerinde bir Türk hamamı inşa ediyor.

Hamam olarak işlevlerini sürdürmeye çalışan eserlerin durumu ise içler acısı. Bu hamamların sahipleri mali krizi aşmak için yeni bir tarz ortaya çıkardı. ‘‘Türk-Fin Sentezi’’ adını verebileceğimiz bu yeni tarzda hamamların içine birer sauna yerleştirildi. Tahtaminare, Hacıkadın, Balat Çavuş Hamamları, yeni trendin öncü işletmeleri oldu.

İsteyen hamamtaşında kendine kese attırıyor, dileyen saunaya girip ter döküyor. Bu iş için bazı hamamların halvetleri kullanılırken bir kısmının hücrelerinden biri ahşapla kaplanıyor. Yüzlerce yıllık mermerlerin üzerine ahşabı giydirip yaratılan odaya, elektrikli mangal üzerine granit taşlar yerleştirdiniz mi, oluyor mükemmel bir Fin Hamamı!

Mimar Sinan'ın inşa ettiği Ayakapı'daki Havuzlu Hamam kereste deposu olarak kullanılıyor. Yine Sinan'ın eseri olan Üsküdar Çarşı Hamamı ile Fatih döneminin eseri Tahtakale Hamamı gibi yapılar içlerinde büyük değişikliklere gidilerek çarşı olarak kullanılmaya başlandı. Hamamların bir kısmı ise son iki yıl içinde ‘‘saunalı-modern banyo’’lara dönüştürüldü.

Bir kısmı çarşı oldu

İstanbul hamamlarının geçmişi Roma ve Bizans dönemine kadar uzanıyor ama o dönemden günümüze tek bir eserin kalmadığı da biliniyor. Eski kaynaklarda çok sayıda Bizans hamamının ismi geçiyor. Anastasius, Arkarios, Ayio Amantasio, Dagisteos, Constantinus hamamları bunlardan birkaçı. Roma İmparatoru Septumus Severus'un 210 yılında Sultanahmet Meydanı çevresinde yaptırdığı Zeuksippos Hamamı'nın yerinde şimdi çirkin işhanları yükseliyor.

Osmanlılar, İstanbul'a geldiklerinde ellerinde özgün bir hamam mimarisi yoktu. Evliya Çelebi, İstanbul'da ilk inşa edilen hamamın Fatih tarafından yaptırılan Irgat Hamamı olduğunu, bunu Azeplar Hamamı’nın izlediğini bildiriyor. İlk hamamlar ‘‘kefere tarzı’’ yani Roma-Bizans stili. Evliya Çelebi de kendi çağında İstanbul'da 151 hamam bulunduğunu, kendisi Mısır ve Sudan'ı gezdiği sırada, 17 hamam daha inşa edildiğini kaydediyor. Bu envanteri esas aldığımızda Çelebi'den bu yana 168 hamamdan 128'inin yok edildiğini görüyoruz.

İstanbul'da gündelik yaşamın vazgeçilmez bir parçası olan hamamlarda her din ve milletten insanın kendi dini vecibelerini yerine getirecek şekilde yıkanabilmesi için düzenleme yapılmıştı. Mimar Sinan hamam mimarisine şekil vermiş, özgün yapılar meydana getirmişti; Ayakapı Hamamı gibi... Bir adı da Havuzlu Hamam olan bu binaya Mimar Sinan bir de havuz inşa etmişti. Hamam içine havuz, Osmanlı mimarisinde olmaya bir özellikti. Havuzlu hamamların tamamı da eski Yahudi mahallelerindeydi: Cibali, Ayakapı, Balat ve Hasköy...

Musevilik'te de tıpkı İslam'da olduğu gibi boy abdesti ya da gusül abdesti denilen bir dini temizlik zorunluluğu var. Fakat Yahudiler, Müslümanlardan farklı olarak gusül abdestlerini içinde hareketli temiz suyun olduğu bir havuza girip çıkarak gerçekleştiriyorlar. Kozmopolit Osmanlı sosyal yaşamının en önemli göstergelerinden biri olan bu havuzlu hamamlardan Türkiye'de sadece iki örnek kalmış: Balat Çavuş Hamamı ve Ayakapı Hamamı. Ancak çökmek üzereler.

NELERE KURBAN OLDULAR

Hamamlar en büyük kaybı 1950-1960 yıllarında yani Menderes'in iktidarda olduğu dönemde verdi. ‘‘I. Dalan Çağı’’ adı verebileceğimiz bu dönemde özellikle Tarihi Yarımada, Karaköy, Beyoğlu, Eyüp gibi eski kent parçalarında büyük yıkımlar gerçekleştirildi. Bu bölgelerdeki meydanların vazgeçilmez süsleri olan hamamlar da kazmaların uçlarında ve dozerlerin kepçeleride unufak edildi. Bu dönem yok olan hamamları şöyle sıralayabiliriz:

Sultanahmet Camii arkasındaki Arasta, Aksaray (Vatan Caddesi yapılırken), Cerrahpaşa, Fatih Çukur, Horhor Çelebi Mehmet Ağa ve Unkapanı'nda Azepler (Atatürk Bulvarı'nın altında kaldılar), Haseki Sultan ve Çapa (Millet caddesi inşaatı sırasında), Koska'da Kızlarağası (Laleli Yolu'na kurban oldu), Sirkeci'deki Küçükağa (Sahil Yolu yapımı esnasında).

KİMİSİ İŞLEV DEĞİŞTİRDİ

Teknolojinin ilerlemesi ve kentsel yerleşim tarzının değişmesiyle birlikte hamamlara pek de ihtiyaç kalmadı. Suyun kıymetinin artması ve enerjinin pahalanmasıyla mevcut hamamlar da kapılarına kilit vurmaya başladı. Böyle olunca işlev değişikliği şart oldu. Turizm alanlarında bulunanların bir kısmı, örneğin Tarihi Cağaloğlu Hamamı ile Galatasaray Hamamı tadilattan geçirilerek turistlere hizmet vermeye devam etti. Ortaköy ve Çemberlitaş gibi yine turizm ve eğlence alanlarında bulunan bazı hamamlar turistik eşya mağazalarına dönüştü.

TESADÜFEN BULUNDU

Şimdi Akademi İstanbul tarafından kullanılan Beyoğlu'ndaki Ağa Hamamı, bundan altı sene önce tesadüfen bulundu. İstiklal Caddesi'nde bir işhanının altında kalan hamam, Akademi tarafından restore edildi, bir mağazaya kiralandı. Bu örneğe uyan bir başka hamam olan Acımusluk'tan arta kalan kubbenin yarısı 1980'lerin ilk yarısında bir işhanının içinde kaldı. Çemberlitaş Hamamı da şimdi halıcı dükkanı olarak kullanılıyor.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!