YeÅŸilçam "fantazileri"

Güncelleme Tarihi:

Yeşilçam fantazileri
OluÅŸturulma Tarihi: Ekim 31, 2002 00:00

Hani bir laf var ya 'Efsane geri dönüyor' diye; bu sefer tam anlamıyla gerçek oluyor ve 'Dünyayı Kurtaran Adam' geri dönüyor. Filmin devamının çekim öncesi çalışmaları yürütülürken Max Dergisi, YeÅŸilçam'daki fantastik filmlere ince bir bakış atıyor. Bu arada dördühcü yaşını kutlayan Max Dergisi okurları için ilginç dosyalar da hazırladı. Fantastik sinema YeÅŸilçam'da gizli kalmış, hatta utanılarak hasır altı edilmiÅŸ bir tür. Oysa ki dünyanın belli baÅŸlı sinema endüstrilerinde 'B Film' olarak nitelendirilen bu tarz yapımların da çok ciddi örnekleri ve takipçileri bulunuyor. Belki gerçek anlamda iyi veya kaliteli film tanımlaması içine girmeleri mümkün deÄŸil ama hepsi farklı bakış açılarının yanılsamaları. Aslında Türk sinemasında fantastik filmlere gerek oyuncu gerek yönetmen olarak imza atmak çok meÅŸakkatli bir iÅŸ. Ä°nanılmaz ekonomik ve teknolojik yetersizlikler, bütçesizlik, ÅŸansızlıklar gibi olumsuzluklar fantastik sinemanın önünü bugüne kadar tıkadı. Günümüzde iÅŸler deÄŸiÅŸiyor. Türle ile ilgili kitaplar yazılıyor, bazı filmler sinema olayı haline geliyor, hatta devam filmlerine yirmi yıl sonra 'motor' deniyor. Fantastik Türk Sineması dendiÄŸinde akla ilk gelen film olan 'Dünyayı Kurtaran Adam' çekildikten yaklaşık on yıl sonra üniversitelerin sinema kulüpleri bünyelerinde deÄŸerlendi. Oysa ki vizyona girdiÄŸinde ne büyük giÅŸe hasılatı yapmış ne de olumlu tek bir eleÅŸtiri almıştı. Åžimdiyse Türk sinemasının bir numaralı efsanesi haline geldi. Neydi onu her geçen daha karizmatik kılarak geleceÄŸe taşıyan özellikler? Cevabı filmin devamını yönetecek iki isimden birisi olan Metin Demirhan ile Giovanni Scognamillo tarafında yazılan 'Fantastik Türk Sineması' adlı kitapta bulunuyor. "Kült film olabilmek için 'dünyanın en kötü yönetmeni' Ed Wood'un imzasını taşımak, yenilikçi ya da yaratıcı olmak deÄŸildir. Gerekli olan, kuralları hiçe saymak, biçimi biçimsizleÅŸtirmek ve son derece dar olanaklarla çalışmaktır sadece. Giderek sinemayı ilk basitliÄŸi ve çarpıcılığıyla yeniden yaratmak; çalışma koÅŸullarına, teknik olanaklara özgün bir mantık getirmektir. Belki de her ÅŸeyden önce ÅŸu ya da bu ÅŸekilde gösteri yapmaktır."'DÃœNYAYI KURTARAN ADAM' GERÇEĞİ'Dünyayı Kurtaran Adam'ın çekim sürecine bakıldığında kült olma ÅŸartlarının daha ilk dakikada oluÅŸtuÄŸu görülür. Cüneyt Arkın o dönemde sıklıkla çekilen uzay filmlerini 'ti'ye almayı planladıklarını ama yetersizlikler nedeniyle bunu arzuladıkları ÅŸekilde gerçekleÅŸtiremediklerini söylüyor. En büyük sıkıntı da dekorların, çekimin yapılacağı Kilyos'ta fırtınada yok olması. Zaman ve para kaybını telafi etme ÅŸansı olmayan yönetmen Çetin Ä°nanç filmi Star Wars'tan ödünç alınan görüntülerle tamamlamayı uygun görmüş! Flash Gordon ve Vampirella çizgi romanlarından damıtma sihirbazı, Hong Kong filmi Inframan'ın yaratıkları, Ä°slam dini ve Kur'an-ı Kerim'in önemini vurgulayan mesajları, unutulmaz diyalogları, Ãœrgüp ile Göreme'nin can alıcı güzellikleri ve daha nicesi filmi bugünlere getiren renkler.ULUSLARARASI BÄ°R ÖRNEK: ÜÇ DEV ADAMFantastik sinemanın Türkiye'deki tek örneÄŸi 'Dünyayı Kurtaran Adam' deÄŸil elbet. Öncesinde ve sonrasında öyle filmler çekildi ki YeÅŸilçam'da yabancı eleÅŸtirmenler bile hayretlerini yazıya dökme ihtiyacı duydu. Örümcek Adam'ı, Yüzbaşı Amerika'yı ve Türkiye'de fazla tanınmayan Meksika patentli El Santo'yu aynı senaryoda buluÅŸturan 'Üç Dev Adam', Sinema Brut dergisinin Amerikan yayıncısı Keith T. Breese'yi dehÅŸete düşürmüş bir yapım olarak tarihe geçti. 'Üç Devam Adam' hem barındırdığı süper kahramanları hem de akıllara ziyan ÅŸiddet sahneleriyle bu etkiyi saÄŸladı. Boynuna kadar kuma gömülmüş bir kadının deniz motorunun pervanesiyle yüzü parçalanmak suretiyle öldürülmesi, seviÅŸen bir çiftin şömine demiriyle ÅŸiÅŸlenmesi filmdeki iki olaÄŸan sahne. Breese videodan seyrettiÄŸi filmle ilgili olarak okurlarına şöyle sesleniyor: "Bu bir ÅŸaka deÄŸil. Anlaşılabilmesi için seyredilmesi gereken bir Türk filmi. Ä°ster inanın, ister inanmayın taÅŸlamalı bir güldürü deÄŸil. Süper kahramanlar ve süper canileri ele alan sert ve ciddi bir çalışma. Pek tabii ki film dağınık ucuz ve kötü çekilmiÅŸ fakat benzerini bulmak zor". Film, yapımcı Hasan Tual'in giriÅŸimciliÄŸiyle Tunus, Tanzanya, Libya ve Fas sinemalarında gösterilir. Almanya ve Fransa'da da videodan izleyici bulur. Åžu an Türkiye'de negatif kopyası yok.MASALLAR VE DESTANLARFantastiÄŸe en yakın duran tür olan masallar ile YeÅŸilçam kısa bir dönem alakadar oldu. 50 ve 60'lı yıllardaki az sayıdaki örneÄŸin ardından 1970'ler daha bir hareketli. Oz Büyücüsü'yle kaynaÅŸmış Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler, Sindrella, Ali Baba, KeloÄŸlan gibi klasik kahramanların ardından dönemin bombası 'Adsız Cengaver' geliyor. DiÄŸerlerinin aksine 'Adsız Cengaver' bildik bir hikayeye dayanmıyor. Film birçok kültürde bulunan efsane ve masalların resmi geçidi adeta. Türk sinemasının ilk sinemaskop çalışması olan ve Londra'nın Rank stüdyolarının efekt uzmanlarının maharetinden faydalanan filmde baÅŸrol Cüneyt Arkın'ın. 'Adsız Cengaver', Hz. Musa'nın efsanesiyle birlikte Exalibur, 1001 Gece Masalları, Ali Baba ve Kırk Haramiler, Odysseia, Pamuk Prenses gibi tanıdık simaların hayatlarından kesitlerle bir bütüne oluÅŸmuÅŸ nadide bir örnek. Yine Cüneyt Arkın'ın sürüklediÄŸi Battal Gazi, MalkoçoÄŸlu ve Kara Murat serileriyle Tarkan, Kara Ok gibi filmler de tarih - fantazya karışımı bir tür teÅŸkil ediyor. Özellikle yapım koÅŸulları, senaryolarındaki abuklukları, traji - komik çekim hataları onları fantastik bir havaya büründürüyor.VE DÄ°ÄžERLERÄ°Fantastik sinemamız özgün filmler ve karakter ortaya koyduÄŸu kadar birçok tanıdık ismi de millileÅŸtirmeyi ihmal etmedi. ÖrneÄŸin 'Turist Ömer Uzay Yolunda' bir dönemin ünlü dizisine YeÅŸilçam'dan bir katkı. Ancak yine hakkı verilecek bir olay daha: Yakında onuncu sinema bölümü vizyona girecek olan Uzay Yolu serisinin beyazperdeye ilk uyarlanışı da Turist Ömer'li olanı. Aynısını Superman için de söylemek mümkün. 1967 yapımı 'Uçan Adam' ve 1969 ürünü 'Süpermen', Amerikan sinemasından yaklaşık on yıl önce beyazperdedeki yerini aldı. Ancak Superman'in Türkiye macerası bu kadar deÄŸil. Zira ilk iki filmde kıyısından köşesinden gerçek Superman hikayesine yakın durulsa da devam çekimlerinde iÅŸler çığırından çıktı. Önce üç Süperman birden boy göstermiÅŸ, sonra bir baÅŸka üçlü hep beraber antik Yunan'da olimpiyatlara katıldı. Devamını anlatmaya gerek yok herhalde. Bir de filmlerin Türk iÅŸi versiyonları söz konusu. Bu konudaki Oscar kuÅŸkusuz 'Badi'nin! Spielberg'in 'E.T.'sinin Türk iÅŸi versiyonu Badi'yi ve uçan seyyar satıcı arabasını da unutmak mümkün deÄŸil. Metin Erksan'ın 'The Exorcist' uyarlaması 'Åžeytan' nispeten 'idare eder' sınıfında olsa da ile 1953 yılının büyük prodüksiyonu 'Drakula Ä°stanbul'da' oldukça baÅŸarılı çalışma olarak hatırlanıyor. Ä°stanbul'a uÄŸramayı ihmal etmeyen diÄŸer tanıdık isimlere göz attığımızda Kilink (Kimi zaman Kiling!), Zorro, Baytekin adıyla Flash Gordon, Zagor, Batman (tabii Bedmen ismiyle), Kızıl Maske ilk akla gelenler. B SINIFI FÄ°LMLERÄ°N EN'LERÄ°Türk sineması üzere araÅŸtırmalar yapan Giovanni Scognamillo'ya göre YeÅŸilçam son derece denemeci bir anlayışa sahip. Her türde denemeler yapıldı. Akla hayale gelmeyecek yapımlar ortaya kondu. Western'den bilim-kurguya uzanan denemelere giriÅŸildi. Yazar, YeÅŸilçam'ın yapım siyasetini aynı dönemin Ä°talyan sinemasına benzetiyor. Tabii YeÅŸilçam'ın imkanlarının Ä°talya'ya göre son dere kısıtlı olduÄŸu aÅŸikar. Ä°talya bir sinema endüstrisi oluÅŸturmayı baÅŸarmıştı ve diÄŸer ülkelerin sinemalarını etkileyebiliyordu. Oysaki Türk sineması sırtını patronlara ve Anadolu'dan gelen avanslara dayamıştı. Fantastik filmlerin çoÄŸu BeyoÄŸlu'nda gösterilmedi. Daha çok kenar mahalle sinemalarıyla Anadolu ÅŸehirlerinde izleyici karşısına çıktılar. Özellikle Anadolu gelirleri oldukça yüksekti. Zira filmlerin çoÄŸunluÄŸu çocuklardan oluÅŸan bir kitlesi oluÅŸmuÅŸtu.Scognamillo'ya göre  belli giÅŸe hasılatlarına raÄŸmen Türk iÅŸi B filmlerin devamının gelmemesinin sebebi yüksek maliyetleri ve teknolojik yetersizlikler. Son derece kısıtlı bütçelerle çalışan yönetmenler iç içe birkaç film birden çekerek maliyetleri aÅŸağıya çekmeye çalışıyordu. Bu yüzden birbirinin benzeri çok sayıda 'derme çatma'  film izleyiciye sunuluyordu. Kısa bir süre sonra seyirci bu durumdan sıkıldı ve filmlere ilgi göstermemeye baÅŸladı. Gelelim Scognamillo'nun baÅŸarılı bulduÄŸu B türü filmlere. Daha çok masalsı filmleri tutan yazarın listesinde 'Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler', 'Maskeli BeÅŸler' adlı western ile Cüneyt Arkın'ın vahÅŸi batıda at koÅŸturduÄŸu 'Yumurcak - Küçük Kovboy' bulunuyor. Ama listenin bir numarası tartışmasız 'Dünyayı Kurtaran Adam'. "Filmde bariz biçimde ortaya çıkan imkansızlıklar, çekimlerdeki dağınıklık, senaryodaki tutarsızlıklar onu apayrı bir noktaya taşıyor. Sinemanın kurallarına uymayan bir sinema olayıdır 'Dünyayı Kurtaran Adam'. Kısaca o diÄŸer filmlere benzemeyen bir filmdir," diyor.  Â
Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!