Yarasaların kreşi var

Güncelleme Tarihi:

Yarasaların kreşi var
Oluşturulma Tarihi: Temmuz 07, 1999 00:00

Haberin Devamı

Çatalca'nın Yaylacık köyünde, Minioptcrus schreibers, Myotis myotis ve Myotis emarpinatus'ların evindeyiz. Türkçe isimleriyle uzunkanatlı, büyük farekulaklı ve kirpikli yarasaların.

TRAFİK ÇOK YOĞUN

İçeride bir telaş bir telaş. Kış uykusundan uyanılmış. İki hafta önce doğan yavrular 'anaokuluna' bırakılmış. Anaokulu öğretmeni yarasalar, yavrulara göz kulak oluyor. Bazı anneler yavrularını emziriyor. Yüzlerce anne-baba yiyecek telaşında. Karanlık dehlizlerde haftasonu Boğaz trafiğini andıran bir yoğunluk. Çift şerit halinde büyük bir hızla bir uçtan bir uca uçuyorlar. Tek fark hiç kaza olmaması. Mağaranın karanlık koridorlarında, girintili çıkıntılı kaya parçalarına, birbirlerine ve bize çarpmadan jet hızıyla ilerliyorlar. Önce bize çarpmasınlar diye refkles gösterip, başımızı eğiyor, gözlerimizi yumuyoruz. Kısa sürede alışıyor, buna hiç gerek olmadığını anlıyoruz. Yarasalar bizi hayran bırakan 'ekolokasyon' yeteneklerini maharetle sergiliyorlar. Ekolokasyon, yani yankı ile yönelme yeteneği sayesinde, karanlıkta girintili çıkıntılı karanlık dehlizlerde hiç bir yere çarpmadan ilerleyebiliyorlar.

GECEDE 3 BİN SİNEK

Tavan yüksekliği 1.5 metre olan bir koridorda, bir sarkıtın üzerinde bir yarasa asılı duruyor. Aramızda yarım metrelik bir boşluk var. Göz göze geliyoruz. Pek kullanmasalar bile cin gibi gözleri var. Gözlerini ışığı ayırt etmede kullanıyor, ayrıntıları pek seçemiyorlar. Birdenbire ağzını hızla oynatmaya başlıyor. Yüksek frekanslı sinyaller çıkarıyor. Sinyaller yüzümüze çarpıp yarasanın kulağına dönüyor. Bir kaç saniye süren bu işlem sırasında, sinyaller bize çarpıp geri döndükçe, yarasanın kafasında yüzümüzün şekli ve konumu beliriyor. Belirdiği anda da yarasa büyük bir hızla başımızın üzerinde uçup gidiyor. Rüzgárını yanağımızda hissediyoruz. Aynı yöntemle bir gecede 3 bin sivrisinek avlayıp yiyebildiklerini öğrenince yarasalara şapka çıkarıyoruz.

İkinci şapka da İstanbul yarasalarının sevgili ağabeyleri Arpat Özgül ve Raşit Bilgin'e çıkıyor. Arpat 22 yaşında. Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü öğrencisi. Raşit 23 yaşında. BÜ İnşaat Mühendisliği Bölümü mezunu. Her ikisi de BÜ Mağara Araştırmaları Kulubü'nün üyesi. Yıllardır girdikleri mağaralarda tanıştıkları yarasalarla dost olup, dertlerini paylaştılar. Avrupalı türdaşları 1981'den bu yana yasalarla koruma altındayken, kaderlerine terkedilen Türk yarasalarının elinden tutmaya karar verdiler. BÜ Çevre Bilimleri Enstitüsü'nden Polonyalı hocaları Andrej Furman'ın denetiminde ODTÜ Biyoloji bölümü öğrencisi Kerem Ali Boyla'nın da katkısıyla bu yıl bir yarasa koruma projesi geliştirdiler.

BP'DEN ÖDÜL

Projeleri yüzlerce Avrupalı rakiplerinin arasından sıyrılıp geçen ay İngiliz petrol şirketi BP'nin çevre koruma yarışmasında 'tehlikede olan nesiller' birincilik ödülü aldı. Ödüllerini ve 5 bin poundluk çeki (yaklaşık 3 milyar 350 milyon lira) geçen ay Londra'da İngiltere Çevre Bakanı Michael Meacher'ın elinden alıp İstanbul'a döner dönmez Türkiye'nin ilk yarasa koruma projesini başlattılar. Proje Çatalca-Kocaeli arasında 5 bin kilometrekarelik bir alanı kapsıyor. Bu alana eşit olarak dağılmış 14 mağarada yarasa türlerini araştırıyor, sağlam bir veri tabanı oluşturmaya çalışıyorlar. Amaçları yokolma tehlikesinde olan türleri tespit etmek, projeyi ülke geneline yayıp koruma önlemleri alınmasına ön ayak olarak, Türkiye'nin doğa hazinesinden çok kıymetli bir kaç mücevherin daha sessizce yol olup gitmesini engellemek.

Yarasama laf söyletmem

Arpat ve Raşit, mağara çevresindeki tarla ve meyve bahçelerinde zararlı böcekleri yiyerek doğal tarım ilacı vazifesi gören yarasalara toz kondurmuyorlar. Vampir yarasa olayına girmek istiyoruz. 'Dünyadaki 900 yarasa türü arasında sadece Güney Amerika'da yaşayan iki tür kanla besleniyor. Onlar da insan değil, büyükbaş hayvanlardan besleniyorlar' diye geri püskürtülüyoruz. Arpat ve Raşit vampir yarasaları 'Çok fedakar hayvanlar. Arkadaşları o gün beslenememişse, emdikleri kanı kusarak dostlarıyla paylaşıyorlar' diye övüyorlar.

'Biraz pis görünüyorlar' diyoruz, hemen atılıyorlar, 'Hiç de değil. Çok temizler. Kediler gibi sürekli kendilerini temizliyorlar' diye lafı ağzımıza tıkıyorlar.

Arpat ve Raşit yarasaların çok karmaşık bir sosyal yapı kurduklarını gözlemlemişler: 'Birarada sıcak olsunlar diye yavrularını mağarada kreşe bırakıyorlar. Bir kaç büyük yarasa yavrulara bakarken, anne-babalar yiyecek avına çıkıyor. Kış uykusuna yatmadan çiftleşiyorlar. Kışın yiyecek bulmak zor olduğu için dişi spermi içinde saklıyor. Üç ay kış uykusuna yatıyor. Baharda havaların ısınmasıyla uyandığında döllenme gerçekleşiyor'

Hüseyin Demir, Arpat Özgül, Raşit Bilgin ve Emrah Demir.

Yarasasever aranıyor

Dünyada 3 bin 600 memeli hayvan var. Memelilerin dörtte birini 900 türle yarasalar oluşturuyor. Avrupa'da 32 yarasa türü bulunuyor. Bunların hemen hepsinin Türkiye'de de yaşadığı tahmin ediliyor. Furman, Arpat, Raşit ve gönüllü arkadaşlarının çabaları sonucunda Türkiye de Avrupa yarasa haritasına dahil olacak. Projenin başarıyla devamı için kuş, böcek, ağaç bilgisine sahip gönüllülere ihtiyaç var. Gönüllü olan ya da yarasa bilgilerini paylaşmak isteyenler 'ozgula@boun.edu.tr' elektronik posta adresine yazarak projeye katkıda bulunabilirler.

Pırıl pırıl bir yaz gününü arkada bırakıp karanlık dehlizlere dalıyoruz. Yeryüzünün 20-30 metre kadar altında dar bir koridorda iki büklüm ilerliyoruz. Yer yer tavan yüksekliği 1 metreye kadar iniyor. Buz gibi bir yeraltı su kaynağı zaman zaman diz hizasına kadar yükseliyor. 150 metre kadar ilerledikten sonra küçük bir salona ulaşıyoruz.İçerisi binlerce yarasayla dolu...



Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!