Üç hayat, üç öykü

Güncelleme Tarihi:

Üç hayat, üç öykü
Oluşturulma Tarihi: Kasım 04, 2010 23:31

Organ Bağışı Haftası nedeniyle Şişli Florence Nightingale Hastanesi “3 Hayat 3 Öykü” başlıklı toplantı düzenledi. Doktor ve hastaların katıldığı toplantıda konuşan Florence Nightingale Hastaneleri Genel Koordinatörü Mücahit Atmanoğlu, organ nakli yapmanın vatandaşlık borcu olduğunu belirterek, “Ben organlarımı 25 yıl önce bağışladım. Aynı hassasiyeti tün insanlıktan bekliyorum” dedi.

Yaşamanız için birinin ölmesi gerek
/images/100/0x0/55ea9edaf018fbb8f88bee87


Diyalizli bir hayatın hiç de kolay olmadığını, kendisinin 18 yaşındaki Aykut isimli bir gencin böbreğiyle yaşamını sürdüğünü belirten Vatan Gazetesi Kitap eki editörü Buket Aşçı, şunları söyledi: “Sizin yaşamanız için başkasının ölmesi gerek. Aykut, diyaliz merkezlerine bidon satıyordu. Oradaki hastaların durumunu görüp organlarını bağışlamıştı. Bir gün çalıştığı atölyedeki pres makinesi onun hayatını sonlandırdı. Bana ise yeni bir hayat sundu.”

Oğlumun organlarını alanlar ailem oldu

Kendisi gibi tiyatrocu olan 22 yaşındaki oğlu Eren Uluergüven’i, 2004’te başına düşen sahne dekoru sonucu beyin kanamasından kaybeden Selçuk Uluergüven oğlunun organlarını taşıyan kişilerle şu anda bir aile gibi olduklarını belirtti.
/images/100/0x0/55ea9edaf018fbb8f88bee89


Yapay kalbimi bomba sandılar

MAKİNE teknisyeni Ümit Köksal, kardeşini 27 yaşında kalp yetmezliğinden kaybettiğini, 3 yıl önce aynı sorunla karşılaştığını söyledi. Köksal, imdadına, kalbin pombalama görevini yerine getiren “Berlin Heart” makinesinin yetiştiğini söyledi. SGK aracılığıyla temin edilen 8 kilo ağırlığındaki çanta şeklinde ve hortumlarla göbeğine bağlı yapay kalbiyle 24 saat yaşamak zorunda olduğunu anlatan Ümit Köksal, “‘Tik tak’ diye ses çıkardığı için sokakta yürürken herkes beni canlı bomba sanıp uzaklaşıyor. 6 saatte bir bataryalarını değiştiriyorum” dedi.
Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!