GeriGündem Türkiye göç verdi, göç alıyor, göçmen geçiriyor ; bu konumuyla Avrupa, Asya, Afrika üçgeninde tek
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Türkiye göç verdi, göç alıyor, göçmen geçiriyor ; bu konumuyla Avrupa, Asya, Afrika üçgeninde tek

Abone Olgoogle-news

Kaçak göç ve Türkiye arasında neredeyse kopmaz bir bağ var. Bu yüzden de uluslararası toplantı ve belgelerde ağır eleştiri ve suçlamalara muhatap oluyor. 15 yıldır göç üzerine araştırmalar yapan Bilkent Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi öğretim üyesi Doç. Dr. Ahmet İçduygu'ya ABD Dışişleri Bakanlığı'nın insan kaçakçılığı konusunda Türkiye'yi suçlayan raporunu, kaçak göçü konusunda yapılması gerekenleri sorduk.AB ve ABD Türkiye'yi kaçak göçmenlerin Batı'ya geçişine göz yummakla, kadınların fuhuş amacıyla kaçırılıp çalıştırılmasına karşı bir şey yapmamakla suçluyor. Yıl sonuna kadar tedbir alınmazsa ekonomik yaptırım uygulamakla tehdit ediyor. Bu iddialar ne kadar doğru?- Göç uluslararası ve ulusal alanda sıklıkla siyasallaşan bir konu, siyasi malzeme olarak kullanılabiliyor. Son ABD raporunda da böyle bölümler var. Örneğin ‘‘insan trafiği açısından yeterince mücadele etmeyen ya da göz yuman ülkeler‘‘ kategorisine Türkiye ile birlikte Kuzey Kore ve Küba konmuş. Bu iki ülkenin uluslararası göç ve insan trafiğinde çok az rolleri var. Ama ABD bu iki ülkeyle siyasi sorun yaşıyor, bu yüzden rapora isimlerini yazıyor. Türkiye'ye yönelik iddialarda da siyasal motiflerin olduğunu düşünüyorum.Peki Türkiye'ye ekonomik yaptırım uygulanabilir mi?- Aslında uluslararası hukuk açısından pek de mümkün değil. AB'nin Seville toplantısında İngiltere Başbakanı Tony Blair de Türkiye'nin ismini vererek benzer bir girişimde bulunmuştu. Ama AB ülkeleri, sonuç bildirisine koymak bir yana bundan söz bile etmediler. ABD'nin insan kaçakçılığı raporunda da yaptırımlardan bahsediliyor ama niteliğine dair ifade yok. Askeri ya da ekonomik yardımlar kesilebilir, ambargo uygulanabilir. Göçmen sorununu bahane edip farklı alanlara girmenin uluslararası hukuk açısından geçerli olacağını düşünmüyorum. Pratiğe geçirilebilme olasılığı da oldukça düşük. TÜRKİYE 25 YILDIR BU SORUNLA YÜZ YÜZERapordaki iddialarda hiç mi haklılık payı yok?- ABD'nin bu raporu sırf siyasi amaçlarla yazdığını söylemek aşırı bir yorum olur. ABD ve AB'nin Türkiye'ye yönelttiği eleştirilerde ciddi haklılık payı var. Türkiye'den yasa dışı göçün başlaması 1979'da İran'daki rejim değişikliği ile başlıyor. Yoğun bir İranlı göçmen akışı yaşandı. 1990'larda Kuzey Irak'tan Kürt göçmenler Türkiye üzerinden Avrupa'ya yöneldi. Ardından Asya, Afrika, Ortadoğu ve Kafkaslar'daki birçok ülkenin Batı'ya geçmek isteyen vatandaşları Türkiye'yi kullanmaya başladı. Demek ki 25 yıldır bu sorunla yüz yüzeyiz. Ama Türkiye son 5 yıldır, AB'nin baskısıyla sorunun farkına varmış gözüküyor. İki yıldır ciddi çaba gösteriliyor. 2002 Ağustosu'nda çıkan AB'ye uyum paketinde insan kaçakçılığının engellenmesine yönelik önemli değişiklikler yer aldı. Son 5 yılda Türkiye'de nasıl bir kaçak göç trafiği var?- Türkiye, daha önce Yunanistan, Portekiz, İspanya gibi ülkelerin geçtiği süreçten geçiyor. Bu ülkeler 1960'larda göç veriyordu. AB üyeliği sonrasında göç alan ülkelere dönüştüler. Türkiye de aynı süreci izliyor. 1960'larda göçmen gönderen bir ülkeyken 1980'lerden sonra aynı zamanda göçmen alan ve Batı'ya giden göçmenlerin transit geçtiği ülke durumuna geldi. Yani göç almak, göç vermek ve geçiş yolu olarak kullanılmak gibi üç farklı özelliğe sahip. Bu açıdan belki sadece Meksika ile kıyaslanabilir ama Asya, Afrika, Avrupa üçgeninde sahiden tek.YAKALAYANIN ÜSTÜNE KALIYOR KAÇAKLARTürkiye'de her yıl yakalanan 100 bin göçmenin büyük çoğunluğu Türkiye'ye girerken değil çıkarken, batı bölgesinde yakalanıyor. Bu durum Türkiye'nin kaçak göçe karşı yeterince mücadele etmediği, göz yumduğu eleştirilerine haklılık kazandırmıyor mu?- Sistemin ‘‘göz yumalım’’ diye bir tavrı yok. Ama güvenlik güçlerine koşulların dayattığı bir kısmi göz yumma var. O da şu: Uluslararası göçle uğraşmanın ağır bir ekonomik bedeli var. ABD'nin Meksika sınırını kaçak göçmenlere karşı korumak için ayırdığı yıllık bütçe 3.5 milyar dolar. Türkiye'nin krizden çıkmak için IMF'den istediği parayı düşünürseniz bunu anlayabilirsiniz. Buna rağmen Meksika sınırından her yıl binlerce kişinin geçtiğini, her yıl 1 milyon insanın vize ihlali nedeniyle yasa dışı göçmen durumuna düştüğünü biliyoruz. Adam Van'dan girip Çanakkale'ye doğru ilerlerken bazı illerin emniyet güçleri görmezden geliyor. Neden derseniz yakaladığınız insanları barındıracak nezaret, karınlarını doyuracak yemek, geri göndermek için araç için bazen bir liralık bile ödenek yok. Yakalayanın üstüne kalıyor kaçaklar, ihtiyaçları cepten karşılamak ya da hayırsever bazı vatandaşlardan karakola yemek getirmesini istemek durumunda kalıyorlar.UZAK KÖŞELERDEN DÜNYANIN MERKEZİNE Kaçak göç engellenebilir mi, engellenmeli mi, Türkiye, gerek AB'ye uyum gerekse kendi menfaatleri açısından önümüzdeki dönemde ne yapmalı?- Küreselleşmeyle birlikte insanlar uzak köşelerden dünyanın merkezine doğru hareketlendi. Yoksul ülkelerden zengin ülkelere, yani dünyanın güneyi ve doğusundan kuzey ve batısına doğru yönelen göç hareketlerinin engellenmesi mümkün değil. Ancak düzenli, sağlıklı ve insani hale getirilmesi mümkün. AB'ye üye olalım ya da olmayalım Türkiye göç olayına AB merkezli bakmak zorunda. Avustralya, ABD gibi geleneksel göçmen ülkelerinin deneyimleri doğrultusunda düzenlemeler yapılmalı. Mesela idari açıdan göçle uğraşan farklı devlet birimleri arasında ortak bir bakış açısı ve koordinasyon oluşturulabilir. Göçmen alan bir ülke olduğunun farkına varıp gelenlerin çalışma, oturma, sağlık, vatandaşlık hakları, başka ülkeye nasıl gidecekleri, gidemeyecekleri konularında yasal düzenlemelere gidebilir. En önemlisi bu işe ciddi bütçe ayırabilir. TÜRKİYE'DE YAKALANAN KAÇAK GÖÇMEN 8 YILDA YÜZDE 800 ARTTI1996'da gelen kaçak göçmenler erkek, bekar, genç ve az eğitimliydi. Batı'ya geçmek için Türkiye'de kalma süreleri ortalama bir yıldı.Son beş yılda gelenler içinde evli, iyi eğitimli, orta yaşlı olanların sayısı artıyor. Türkiye'de kalma süreleri 3-6 aya indi.Kaçak olarak Türkiye'ye giriş-çıkış yaparken yakalananların sayısı 1995'te 11.362 iken, 2000'de 94.514'e yükseldi. 2001'de 92.362, 2002'de ise 90 bin kişi.Her yıl bu sayıların 2-3 katı insan Türkiye üzerinden Batı'ya geçiyor.Türkiye'de yaşayan kaçak göçmen sayısı yıllık 600-700 bin kişi.Son 5 yılda kaçak göçmen ticareti yapan 2768 kişi yakalandı. Bunların 2355'i Türk, 138'i Irak, 86'sı İran, 35'i Pakistan uyruklu. Aynı sürede yakalanan göçmenler açısından ilk sırayı 81314 kişiyle Iraklılar aldı. Onu Moldova (29333), Afganistan (23944), İran (18820), Pakistan (17903), Romanya (13946), Rusya Federasyonu (11005), Ukrayna (10936), Bangladeş (9544) vatandaşları izledi.Türkiye'de kadınları kaçırarak fuhuşa zorlayan mafya iddiası bilimsel bir klişeKaçak göçü organize eden uluslararası merkezi mafya tipi örgütlenmeler var mı?- Araştırmalar para karşılığında insanları yasa dışı olarak sınırlardan geçiren bölgesel küçük grupların olduğunu gösteriyor. Ama Türkiye'de Çin ya da Balkanlar'da görüldüğü ölçekte büyük mafya gruplarının, suç örgütlerinin örgütlediği bir insan kaçakçılığı yok. Kaçak göçünün insan kaçakçıları tarafından yönlendirildiği ve mafya türü örgütlenmelerle uluslararası bir suç mekanizmasının oluştuğu iddiası bilim dünyasında gezen klişe bir görüş.Türkiye'den kalktığı bilinen gemilerle İtalya, Yunanistan hatta Fransa sahillerine götürülen ve ciddi siyasi krizler çıkmasına yol açan 800-1000 kişilik kaçak göç seferleri için resmi makamlar hep PKK adresini gösterdi. Bu doğru mu?- PKK tek tek kendi militanlarını Avrupa'ya kaçırmış ve kaçırıyor olabilir ama Türkiye'deki tüm kaçak göçün PKK tarafından yönetildiğini söylemek mümkün değil.Azerbaycan, Moldova, Ukrayna gibi ülkelerden kaçırılan kadınların önce Türkiye sonra da götürüldükleri Avrupa ülkelerinde fuhuş sektöründe çalıştırıldıkları iddiası var. Sizin araştırmalarınız bunu doğruluyor mu?- Fuhuş sektörünün içinde çok düşük oranda bu tür vakalar olabilir ama benim araştırmalarım bu tür mafyatik bir örgütlenmeyi doğrulamıyor. Fuhuş eksenli göç Sovyetler Birliği'nin çözülmesi ve oradaki insanların mobil hale gelmesiyle başlayan başka bir göç. Ekonomik faaliyet içinde, ona eklemlenerek doğdu. Bavul ticaretinden fuhuş sektörünü ele geçirmeye doğru evrildi. Kadınların özellikle oradan seçilmesi, getirilip burada pazarlanması, pasaportlarına, paralarına el konması ve daha sonra Avrupa'daki başka ülkelere satılmaları şeklinde yoğun bir fuhuş trafiğinin Türkiye üzerinden yapıldığını düşünmüyorum. Bu yönde bilimsel veri yok. Batı'daki kuruluşların ve ABD raporunun üzerinde durduğu tekil vakalar, Türkiye'de çok yaygınmış gibi gösteriliyor. Benim kanım böyle.Neden Türkiye'deki tekil vakalar abartılıyor?- İlk olarak Türkiye'nin göçle ilgili imajı kötü. Yoğun biçimde düzensiz, yasa dışı göç dediğimiz bir göçü yaşıyor. Ama Batı'nın algılaması da yanlış.  
False