TSK 86’dan beri silah gömmüyor

Güncelleme Tarihi:

TSK 86’dan beri silah gömmüyor
OluÅŸturulma Tarihi: Nisan 30, 2009 00:00

İletişim-2 toplantısında Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, önemli iç ve dış konularda, kritik açıklama ve analizlerde bulundu.

Haberin Devamı

GENELKURMAY'DAKİ "İLETİŞİM TOPLANTISI"NDAN KARELER

İŞTE POYRAZKÖY'DE ELE GEÇİRİLEN CEPHANELİK

BaÅŸbuÄŸ, çeÅŸitli kazılarda bulunan silahlarla ilgili olarak ise, ’SoÄŸuk Savaş’ döneminde Sovyet iÅŸgaline karşı önlem olarak toprak altına silah gömme uygulamasına, 1998 yılında tamamen son verildiÄŸi bilgisini verdi, bugüne kadar bulunan 45 silahın hiçbirinin TSK envanterine kayıtlı olmadığını söyledi. 90 dakika planlanan toplantı, yaklaşık 2,5 saat sürdü.Â

GENELKURMAY Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, Poyrazköy’de bulunan cephaneliğin İstanbul Emniyeti tarafından canlı yayınla tanıtımından bir saat sonra başlayan basın toplantısında, TSK envanterindeki el bombalarının artık stok numaraları ile izleneceğini açıkladı. Başbuğ, Soğuk Savaş döneminde Sovyet işgaline karşı önlem olarak planlanın toprak altına silah gömme uygulamasına 1998 yılında tamamen son verildiğini de söyledi. Genelkurmay Karargáhı İnönü Salonunda düzenlenen toplantı 90 dakika olarak planlandı, ancak yaklaşık 2,5 saat sürdü. Yabancı basın organları dahil akredite bütün basın organlarının temsilci ve savunma muhabirlerinin davet edildiği toplantıda Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Hasan Iğsız, Genelkurmay İstihbarat Başkanı Korgeneral İsmail Hakkı Pekin, Genelkurmay Genel Sekreteri Tümgeneral Ferit Güler, İletişim Daire Başkanı Tuğgeneral Metin Gürak da hazır bulundu.

Gizli tanık kimdir ne kadar güvenilir

İletişim-2 toplantısında önceliği Ergenekon soruşturmasına veren İlker Başbuğ şu yorumu yaptı: "İkinci iddianamede 1993 yılında Bingöl’de meydana gelen olayla ilgili bir gizli tanığın ifadesi var. Gizli tanık kimdir, ne kadar güvenilir. Bunun beyanı iddianamede yer almış. Alabilir. Ama şunu sormak bizim hakkımız.. Olay var, iddianamede suçlanan kişilerle olayın organik ilişkisi yok. O zaman niçin koydunuz? Sadece gizli tanık, onu destekleyen delil de yok. Neticede bir şey konmuşsa iddianameye, o iddianame kapsamında ismi geçen kişilerle, olaylarla bir ilişkisi olmalı ki anlam ifade etsin.. Bütün yan dosyaları incelemedik. Ama özellikle bazı konuların gizli tanık ve itirafçılara dayanması da insanı bir noktada düşünme noktasına sürüklüyor.

Süreçle ilgili deniliyor ki, ’Bu soruşturma Genelkurmay Başkanlığının desteği ve izniyle oluyor’. Bir hukuk devletinde herhangibir kurumun yürütülmekte olan bir yargı sürecine destek vermesini veya vermemesini düşünmek kadar ayıp bir şey yoktur." Başbuğ, TSK’nın "Ergenekon" davasına "genel bakışının nasıl olduğunun" sorulması üzerine de davanın özel isimle anılmasının yanlış olduğunu ve ilgili mahkemenin "davanın özel izinle anılmaması yönünde kararı" bulunduğunu söyledi.

Silah ordunun namusu TSK silahı kayıp değil

Başbuğ’un, TSK’ya ilişkin açıklamaları da silah ve mühimmat ayrımıyla başladı ve özetle şöyle devam etti: "Soruşturma kapsamında bugüne kadar bulunan 45 adet silahın hiçbirisi TSK’daki envantere dahil değildir, ait değildir. Hepiniz askerlir yaptınız, silah ordunun namusudur. Her mühimmatın üzerinde sadece kafile numarası var. Kafile numarası demek, örnek; Silahlı Kuvvetler diyor ki ’6 bin tane bana lav üret Makine Kimya Endüstrisi’. 6 bin lavı üretiyor ve ürettiği 6 bin lava aynı numarayı vuruyor.

Beykoz’dan neden boş lav silahı çıktı

Bulunan mühimmatın nereden çıktığını bulabilmemiz bizim için hayati öneme haiz. Ama mevcut sistemde kafile numarası sistemi olduğu için şu an bazı zorluklarımız var. Elbette bunlarla ilgili tedbirler aldık. Beykoz Poyrazköy’de yapılan kazıların bir tanesinde beş tane boş lav paketlenmiş olarak bulundu, gömülmüş. Şimdi yani bu boş lavın kullanma olanağı yok. Bu beş tane boş lavı niye gömdüler? Beş tane boş lav hiç bir işe yaramaz, niçin paketlenip, kim yaptı onu da bilemem, yargı çıkartacak. Deniliyor ki, ’Bulunan mühimmatın bir kısmı, TSK’nın Özel Kuvvetler Komutanlığı’na ait gömülü mühimmat olabilir’. Özel Kuvvetler Komutanlığımızın Türkiye sathında gömülü silah ve mühimmatı vardı.

Beykoz arazisine herkes girebilir

1986 yılında alınan karar çerçevesinde silah ve mühimmatın tümünün depolara alınması emri verildi ve bu işlem 1998 yılında tamamlandı. Bu şu demektir, TSK’nın ülke sathında hiçbir yerde gömülü silah ve mühimmatı yoktur. Beykoz arazisi ikinci derecede kara askeri yasak bölge statüsünde vakıf arazisidir. İkinci derece kara askeri yasak bölgelere, sadece yabancılar giremez. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı herkes girer, gerekli izinleri alırlarsa bina da yapar, oturur, faaliyet de yapar.

Aynı bombalardan Emniyet’te de var

MKE tarafından üretilen mühimmatın hepsi TSK’nin envanterine girmiyor. Bazıları Emniyet Genel Müdürlüğü’nün ihtiyaçlarını karşılamak için onlara da devrediliyor.. 1988 yılında 3 bin 300 tane savunma el bombası üretilmiş. Bunun 3 bin tanesi Emniyet Genel Müdürlüğü’ne verilmiş, 300’ü de TSK’nın envanterine girmiş ve bu el bombalarından bir kısmı da bu bulunan mühimmatın içinde. Herhangi bir yerde mühimmat ve silah bulunduğu zaman, o kafile mühimmat hangi birliklerdeyse nokta denetleyicisi gönderiyoruz. Bu iki sistemi 1 yıldır çalıştırıyoruz. Birliklerden alınan raporlar ve ani denetleme sonuçlarına göre birliklerden alınan resmi raporlarda bizim kayıtlarımıza göre mühimmat eksiğimiz gözükmüyor

Bulunan lavlardan biri SAT envanterinde yok

"Poyrazköy’deki kazılarda bulunan el bombalarının kafile numaralarını taşıyan benzeri mühimmat Emniyet Genel Müdürlüğü’ne verilmiş olabilir mi?" sorusunu ise Başbuğ, şöyle yanıtladı:"Dolu bulunan 29 veya 25 tane lav var. Kafile ve stok numarası olanlardan biri SAT komutanlığı envanterinde yok. MKE lav silahını yabancı ülkelere de satıyor. Buradaki amacım, olayın karmaşıklığını aktarabilmek. Her lav silahının üzerine stok numarasını vurduğumuz zaman bu sorun ortadan kalkacak."

Anayasal düzene bağlı olmayanı barındırmayız

"TSK olarak biz demokrasiye, demokratik rejime, hukuk devletine bağlıyız ve saygılıyız. Dolayısıyla TSK’nin bünyesinde farklı düşüncede olan kimse barınamaz, buna müsaade etmeyiz. Bu konulara ilişkin olarak şu anda TSK’nin bünyesinde böyle bir sorun yoktur. Ve bu soruna yönelik herhangi bir araştırma inceleme ihtiyacı da yoktur.

Örnek’e ait belge yok

(Emekli Oramiral Özden Örnek’e ait olduğu öne sürülen günlükler konusunda) Genelkurmay Başkanlığı’nın elinde bu konuyla ilgili bir belge yoktur. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı konuyla ilgili soruşturmaya devam ediyor. Bunun sonucu beklenmeli.

Protesto TBMM’ye değil

Bizim TSK olarak hiçbir zaman ne TBMM’de, ne siyasi partileri protesto etmek gibi bir durumumuz olmaz. Ancak bu Meclis içinde yer alan bir grup, siyasi parti olarak gözüküyor. Bu siyasi parti bir terör örgütüyle ilişkisini, terör örgütüne bakışını açıklığa kavuşturmadan bizim onlarla aynı ortamda olmamız söz konusu değil. Bizim biraz önce ifade ettiğim gibi terör örgütü ile arasına mesafe koyamayan ve açıkça ifade edemeyen bir grupla yan yana gelmemeye özen göstermemizi bütün Türk halkının anlayacağını düşürüyorum.

’Gatakulli’ye sert çıktı

Emekli ve muvazzaf askerlerin İstanbul GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi’ne sevklerini kendilerinin yaptığı gibi bir hava yaratılmaya çalışılıyor. Yapılan herşey hukuk, kanun, mevzuat neyse ona göre yapılmaktadır. Bu konuyu bu kadar çirkin şekilde yalan ve iftiralara dayalı olarak gündeme getirmek ahláksızlıktır.’’

’Bunları niye sormadınız’

GENELKURMAY Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un konuşmasında değindiği bazı diğer konular da şöyle:

AB’de eşit muamele bekliyoruz: "TSK için AB’ye tam üyelik Atatürk’ün amaçladığı çağdaş uygarlık düzeyine çıkma konusunda önemli bir araçtır. AB’den Türkiye’ye diğer devletlere olduğu gibi eşit davranılmasını istiyoruz.

Jones’la görüşmemi atladınız: "Obama’nın Türkiye’ye geldiği gün (5 Nisan 2009- Pazar) Ulusal Güvenlik Danışmanı (James Jones) ile görüştüm. Onu da hiçbiriniz yakalayamadı. Ben bunu soracağınızı bekliyordum."

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!