Son dakika... 'Enflasyon küresel bir sorun'... Cumhurbaşkanı Erdoğan: Gelişmiş ülkeler de fiyat artışlarıyla mücadele ediyor

Güncelleme Tarihi:

Oluşturulma Tarihi: Mart 09, 2022 12:08

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu. Konuşmasında ekonomik mesajlar veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Enflasyonun sadece ülkemize mahsus durum olmadığı, gelişmiş ülkelerinde aynı sıkıntılarla boğuştuğu bir gerçektir" dedi. Ukrayna ve Rusya arasındaki savaşla ilgili konuşan Erdoğan, Ukrayna'da yaşananların vicdansızlık olduğunu söyledi ve "Ukrayna'nın sahipsiz bırakılması gibi Rus halkına, edebiyatına, öğrencilerine, sanatçılarına yönelik cadı avını andıran uygulamaları da kabul etmiyoruz" diye konuştu. "Batı artık ırkçılık ile yüzleşmeli" diyen Erdoğan, "Mazlumları, dinine, kökenine, derisinin rengine göre ayıran bir zihniyetin ne insaniyetle ne de medeniyetle hiçbir bağı yoktur. Irkçılığın daniskası olan bu bakış açısı insanlık adına utanç vericidir" ifadelerini kullandı.

Haberin Devamı

İşte Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamaları:

Son grup toplantımız olan 12 Ocak'tan bu yana TBMM Genel Kurulu'nda 31 adet kanun teklifi yasalaşmıştır. 27'si uluslararası sözleşmedir. Ukrayna'daki son gelişmelerle ilgili Dışişleri Bakanımız Genel Kurulu bilgilendirmiştir. Milletvekilleri, grupları, komisyonları ve Genel Kurulu ile TBMM çalışıyor, üretiyor. Milli iradenin tecelligahı bu gazi Meclis'i ne kadar iyi ve verimli çalıştırırsak milletimizin umutlarını o derece güçlü tutarız. Yasamasıyla yürütmesiyle yargısıyla demokrasimizi sürekli geliştirerek, gençlerimize emanet edeceğimiz 2053 vizyonumuzun rehberi ve taşıyıcısı haline dönüştürmek öncelikli sorumluluğumuzdur.

CHP, 28 ŞUBAT İTTİFAKI KURDU

Seçime artık 15 ay gibi kısa sayılabilecek bir sürenin kaldığını dikkate alarak her anımızı çok iyi değerlendirmeliyiz. Hem Meclis çalışmaları hem genel merkez faaliyetleri hem illerimizde teşkilat programlarıyla partimizi sandıktaki 16’ncı zaferine hep birlikte hazırlayacak, hep birlikte taşıyacağız.

Haberin Devamı

Sadece demokraside değil hayatın tabi akışı içinde iktidarın olduğu yerde elbette muhalefet de bulunacaktır. Türkiye'nin talihsizliği uzunca süredir muhalefet liderliğinden, üslubundan mahrum bulunmasıdır. Karşımızda bırakın milleti kendine bile hayrı olmayan bir CHP vardır. Karşımızda bırakın milleti, kendine bile hayrı olmayan bir CHP vardır. Girdiği 16 seçimin istisnasız tamamında hezimete uğrayan CHP, kendini geliştirmek için en küçük bir gayret göstermemiş, tam tersine sürekli geriye gitmiştir. Şimdi bu CHP, güya peşine taktığı ve hepsinin ismini açıkça zikretmeye cesaret dahi edemediği bir 28 Şubat ittifakı kurdu. Güya bu ittifakla seçimi kazanarak ülkenin yönetim sistemini değiştirecek, dünyayı güzelleştirecek, bölgemizi krizlerden kurtarıp çiçek-böcek diyarı haline getireceklermiş. Biz iddialı bir insan olarak karşımızdaki muhalefetin de iddialı olmasını severiz, isteriz. Ama en azından şuana kadar karşımızdaki ittifakın ortaya koyduğu fotoğraf bizi bu yönde motive etmek yerine kah güldürüyor, kah hüzünlendiriyor, kah hayrete düşürüyor. Daha masada hangi sırayla oturacaklarına, koridorda hangi sırayla yürüyeceklerine karar veremeyenlerin ülkemizin, bölgemizin ve dünyanın içinden geçtiği kritik dönemde gereken hızlı, etkin, dirayetli, cesaretli adımları nasıl atacaklarını merak ediyoruz. Henüz yolun başında birbirlerine bu derece güvensizlik içinde olanlara milletimiz nasıl itimat edecek onu da bilemiyoruz.

Haberin Devamı

Son dakika... Enflasyon küresel bir sorun... Cumhurbaşkanı Erdoğan: Gelişmiş ülkeler de fiyat artışlarıyla mücadele ediyor

TEK İŞLERİ KOALİSYON GÜZELLEMESİ YAPMAK

28 Şubat ittifakının bugüne kadar karşı çıktıkları hususlara baktığımızda bunların; Türkiye’nin bölgesel ve küresel kazanımlarından vazgeçeceklerini, sınır ötesi harekatları ve terörle mücadeleyi bitireceklerini, Akdeniz, Ege ve Kuzey Afrika başta olmak üzere bulunduğumuz her yerden çekileceklerini, ekonomiyi IMF’ye teslim ederek çalışanları işsizliğe, insanları sefalete mahkum edeceklerini, savunma sanayinin kritik projelerinin, şehir hastanelerinin ve benzeri büyük yatırımların kapısına kilit vuracaklarını, S-400’leri geri verip SİHA’ları silahsızlandıracaklarını, ATAK’ları atacaklarını, dünyanın gıpta ile seyrettiği yap-işlet-devret projelerini yerle yeksan ve ülkeye bu hizmetleri verenleri doğduklarına pişman edeceklerini, velhasıl ülkemizi yeniden 1990’lı yılların sefaletine, hatta tek parti devrinin karanlığına döndüreceklerini anlıyoruz.

Haberin Devamı

Daha şimdiden kalkıp bu dev yatırımları yapan müteahhitleri tehdit etmek suretiyle 'Sakın ha' diyen bir muhalefet mantığını dünyanın hiçbir yerinde görmedik. Bu nasıl anlayıştır. Bütün bunlara karşı enflasyonu nasıl indirecekleri, PKK ve FETÖ ile nasıl mücadele edecekleri başta olmak üzere milletin gerçek gündemi ile ilgili program ortaya koyduklarını görmedik. Tek işleri koalisyon güzellemesi yapmak, bunu da öyle bir hararetle yapıyorlar ki, sanıyorsunuz ki Türkiye hükümetlerinin ömürlerinin bir yılı bulmadığı, hiç bir programın kısa vadeyi bile göremediği dönemlerden geçerek bugünlere gelmedik.

SİZİN YAPTIĞINIZ ÇALIŞMANIN PARLAMENTODA ŞU ANDA YETER SAYISI VAR MI?

Haberin Devamı

Daha cumhurbaşkanı adaylarını belirleyememiş olanlar yönetim sistemi değişikliği gibi zorlu bir Meclis ve halk oylaması süreci gerektiren aşamaları atlayıp doğrudan başbakanlık pazarlığına giriştiler. Sizin yaptığınız çalışmanın parlamentoda şu anda yeter sayısı var mı? Böyle bir şeyi şu anda bu parlamentodan çıkarmanız mümkün mü? Değil. Bu gülünç orta oyunu bile tek başına karşımızdakileri milleti nasıl kandırmaya çalıştıklarına kafidir.

Halbuki Türkiye’nin bölgemizde ve dünyada yaşanan krizler karşısında sergilediği güçlü yönetim iradesinin gerisinde Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin bulunduğunu herkes kabul ediyor. Deseler ki, ‘Biz bu imkanı ülkemizi her alanda daha ileriye taşımak için kullanacağız’, anlaşılabilir bir tutum diye bakar, politikalarımızı yarıştırırız. Bunlar eskiden beri karşı çıktıkları ne varsa, hayata geçtiğinde ondan istifade etmeyi alışkanlık haline getirmiş bir ekiptir. 

Haberin Devamı

Marmaray’dan İstanbul-İzmir otoyoluna ve şehir hastanelerine kadar her konuda şahit olduk. Biz bu ülkeye kazandırdığımız her hizmeti, her eseri hiçbir ayrım gözetmeksizin 85 milyon insanımızın emrine veriyoruz. Bizim itirazımız, milletimizin içi boş tartışmalarla, yalan yanlış beyanlarla, iftira derecesine varan ithamlarla, ülkenin ve dünyanın gerçeklerinden bihaber siyaset müsamereleriyle vaktinin ve enerjisinin heba edilmesinedir. Güvensizliğimiz, şimdi söyledikleri kadar geçmişte sergiledikleri çarpık tutumadır.

Son dakika... Enflasyon küresel bir sorun... Cumhurbaşkanı Erdoğan: Gelişmiş ülkeler de fiyat artışlarıyla mücadele ediyor

BUGÜN YAĞ ÜZERİNDEN ÜLKENİN BAŞINA KARA BULUTLAR TOPLAMAYA ÇALIŞANLAR YİNE BUNLAR

Ülkeye kazandırdığımız her eseri ayrım gözetmeksizin 85 milyon insanımızın emrine veriyoruz. Dün Gezi olaylarında 'ekonomiyi batırın' çağrısı yapanlar bunlardı. Dün vesayetlerin ve darbecilerin yanında saf tutup demokrasimizi sırtından hançerleyenlere destek verenler bunlardı. Dün ülkemiz terör saldırılarıyla, ekonomik tuzaklarla siyasi çevrelerle boğuşurken ellerini ovuşturarak emperyalistlerin sözcülüğüne soyunanlar yine bunlardı. Dün patates, soğan üzerinden salgın döneminde alınan tedbirler üzerinden bugün yağ üzerinden ülkenin başına kara bulutlar toplamaya çalışanlar yine bunlar. Türkiye bu güne kadar olduğu gibi halihazırda yaşadığı sıkıntıları da kısa sürede geride bırakacaktır. Ama enimin olun bunların yerli ve milli duruş sergilemek yerine ısrarla peşinden gittikleri müptezellik baki kalacaktır. Biz eser ve hizmet siyasetinde yarışacak muhalefet arıyoruz. Biz ülkemizi ve milletimizi demokraside ve kalkınmada dünyanın en üst ligini çıkartacak politikalarda yarışacağımız bir muhalefet istiyoruz. Biz yıkmanın değil yapmanın, çökertmenin değil inşanın, gerilemenin değil ilerlemenin, düşmanın değil yükselmenin, sefaletin değil refahın, zayıflığın değil güçlü olmanın hedefiyle yapılacak bir siyaset mücadelesinin peşindeyiz.

Muhalefetteyken, elleri rahatken bile ülkenin hiçbir meselesi konusunda somut, akılcı, hesaba dayalı, emek ürünü bir teklif ortaya koyamayanlar iş başına gelince birden aydınlanma yaşayacak değiller. Daha ortada bir şey yokken kendi kendilerini gaza getirip sergiledikleri kibir, şımarıklık, hezeyan bunların asıl cibilliyetlerini ve niyetlerini ortaya koymaya yetiyor. CHP dün neyse bugün de odur. Yarın da aynısı olacaktır. 28 Şubat ittifakının ortakları bugün hangi kavganın, gerilimin, pazarlığın, ihtirasların kıskacındaysalar, yarın da aynı şekilde davranacaklar. Milletimiz bu zihniyete ülkeyi asla teslim etmez.

Milletimize bu gerçekleri, eser ve hizmetleri, küresel krizler karşısında izlediğimiz dengeli politikalarını anlatarak sürekli hatırlatmamız gerekiyor. Bu konuda en büyük görev teşkilatlarımıza düşüyor. Her yalanı anında doğruyla boğmalı, her iftirayı anında muhatabının yüzüne vurmalı, her spekülasyonu anında boşa çıkarmalıyız. Genel merkezimizle, grubumuzla, vekillerimizle, bakanlıklarımızla bu konuda teyakkuz halinde hızla gereğini yapmalıyız. 'Doğru yerinden kalkana kadar yalan dünyayı dolaşırmış' sözünü haklı çıkarmamak için daha çok çalışmalıyız.

Son dakika... Enflasyon küresel bir sorun... Cumhurbaşkanı Erdoğan: Gelişmiş ülkeler de fiyat artışlarıyla mücadele ediyor

GELİŞMİŞ ÜLKELERİNDE AYNI SIKINTILARLA BOĞUŞTUĞU BİR GERÇEKTİR

Küresel gelişmeleri takip ederken milletimizin işini, aşını, hayatının her alanını etkileyen sıkıntıları da ihmal etmiyoruz. Hiç şüphesiz kurdaki yükselişten, enerji ve gıda başta olmak üzere küresel emtia fiyatlarındaki aşırı artışların ülkemize yansımalarından kaynaklanan bir hayat pahalılığı ile karşı karşıyayız. Ancak enflasyonun sadece ülkemize mahsus bir durum olmadığı, gelişmiş ülkelerinde boğuştuğu bir gerçektir. 'El ile gelene düğün bayram' demiyoruz ama bu hakikat dikkate alınmadığında yapılan her değerlendirmenin eksik ve hatalı olduğunu söylüyoruz. Bu süreçte Türkiye üretim ve istihdam gücü ile şoklara karşı dayanıklılığını bir kez daha ispatlamıştır.

Sağlam ekonomik temellerimiz ve uyguladığımız etkin politikalar sayesinde salgın döneminde en hızlı toparlanma kabiliyeti gösteren ekonomilerden biri olduk. Nitekim, küresel ekonominin yüzde 3,1 oranında daraldığı 2020 yılında Türkiye ekonomisi yüzde 1,8 oranında büyüyerek Çin ile birlikte pozitif büyüme kaydeden iki ülkeden biri olmuştur.  Küresel tedarik zincirinde görülen aksamalar, salgın kaynaklı belirsizlikler ve hızla artan girdi fiyatlarına rağmen Türkiye ekonomisi 2021 yılında da yüzde 11 ile son 10 yılın en yüksek büyüme oranına ulaşmıştır. Geçtiğimiz yıl elde ettiğimiz büyümeye yurt içi talebin etkisi 6,1 puan, net dış talebin katkısı ise 4,9 puan olmuştur. 

İHRACATTAKİ ARTIŞ 2022'DE DE DEVAM EDİYOR

Kişi başına düşen milli gelirimizin döviz kurundaki yükselişe rağmen bir önceki yıla göre 900 doların üzerinde artarak 9 bin 539 dolar olarak gerçekleşmesi de önemli bir veridir. İmalat sanayi kapasite kullanım oranı, satın alma yöneticileri endeksi ve elektrik tüketimi gibi öncü göstergeler ekonomik büyümenin 2022 yılında da süreceğine işaret ediyor. Bilindiği gibi geçen yıl ihracatımız yüzde 33 artış ile 225 milyar doların üzerine çıkarak rekor kırmıştır. Dış ticaret açığımız ise yüzde 7,5 azalarak 46,2 milyar dolara gerilemişti. İhracatımızdaki güçlü artış 2022 yılında da devam ediyor. Şubat ayı itibariyle yıllık ihracatımız 232 milyar dolara ulaşmıştır. Ekonomimiz büyürken istihdamda da önemli artış sağlanmıştır. Geçtiğimiz Aralık ayı sonu itibariyle toplam istihdam 30 milyonu aşarak tarihi bir seviyeye çıkmıştır.

Son dakika... Enflasyon küresel bir sorun... Cumhurbaşkanı Erdoğan: Gelişmiş ülkeler de fiyat artışlarıyla mücadele ediyor

GIDA FİYATLARINDAKİ DALGALANMALARI MERCEK ALTINA ALDIK

Rusya ve Ukrayna arasında yaşanan gerilimin emtia fiyatlarını yükseltmesi ülkemizde de enflasyonu olumsuz yönde etkiliyor. Bununla birlikte vatandaşımızın alım gücünü iyileştirmek için çok sayıda adım attık ve atacağız. Geçtiğimiz sene sadece enerji sübvansiyonları için 165 milyar liralık bir kaynak kullandık. Bu yıl da elektrikte ve doğal gazda çok daha yüksek sübvansiyonlarla vatandaşımızı korumayı sürdürüyoruz. Petrol fiyatlarındaki hızlı yükselişin akaryakıt tarifelerinde yol açtığı artışları takip ediyoruz. İnşallah sondaj gemilerimizi 5’e çıkartıyoruz. Sıfır kilometre 4. sondaj gemimizi alıyoruz ve böylece sondaj çalışmalarında çok daha güçlü bir hale gelmiş olacağız.

Gıda fiyatlarındaki dalgalanmaları da aynı şekilde mercek altına aldık ve gereken müdahaleleri yapıyoruz. Her konuda vatandaşlarımız lehine yapılacak ne varsa hayata geçireceğimizden kimsenin şüphesi olmasın. Finansal istikrarı sağlamaya yönelik tedbirler aldık. Kur korumalı mevduat ve katılma hesabı uygulamasına vatandaşımız büyük ilgi gösterdi, bu sayede döviz kurlarındaki oynaklığı önemli ölçüde giderdik. Bu hesaplarda biriken tutar yaklaşık 550 milyar lirayı buldu. Bunun yüzde 58’i Merkez Bankası bünyesindeki dolar hesabından Türk Lirası hesabına geçişlerden oluşuyor. KDV’nin sadeleştirilmesi kapsamında başlatılan çalışmanın ilk adımını attık. Tüm bakliyat ürünleri, temel gıda maddeleri, sebze ile meyve, kuruyemiş, baharat, bebek maması gibi ürünlerde KDV oranını yüzde 1’e indirdik. Meskenlerde ve tarımsal sulamada kullanılan elektriğin KDV’sini yüzde 18’den yüzde 8’e düşürdük. Ticarethanelerde kullanılan elektrik için kademe uygulaması başlattık ve aylık 900 kilovatsaate kadar olan kullanıma yüzde 25 indirim yaptık. Bu indirimlerin tüketiciye yansıyıp yansımadığını yakından takip ediyoruz. Önümüzdeki dönemde de arz güvenliği ve fiyat istikrarı için her türlü tedbiri almayı sürdüreceğiz. Tüm bunları yaparken mali disiplinden de taviz vermiyoruz. Günlük sorunları çözerken geleceğimizi de koruyoruz. Geçtiğimiz yıl merkezi yönetim bütçe açığının milli gelire oranını program hedefi olan yüzde 3,5’un altında bir seviye olan yüzde 2,7’de tutmayı başardık.

BU VİCDANSIZLIKTIR

 Ülkemizin de içinde yer aldığı bölge son 11 yıldır sancılı ve meşakkatli günler geçiriyor. Komşumuz Suriye’de 1 milyon insanın hayatına mal olan, 12 milyon insanın evine terk etmesine yol açan kriz halen devam ediyor. Burada da kimlerin aktör olarak yer aldığını gayet iyi biliyorsunuz.  Acımasızca devam eden bu süreçte de bizler elimizden geldiğinde bu işi nasıl bir barış havzasına dönüştürürüz bunun mücadelesini verdik. Yemen’deki iç savaş başta çocuklar ve kadınlar olmak üzere savunmasız insanları etkilemeyi sürdürüyor. Lübnan’dan Irak’a, Afganistan’dan Libya’ya kadar gönül coğrafyamızın dört yanında kan, gözyaşı ve istikrarsızlık hakim. Nereye baksak, yüzümüzü nereye çevirsek orada bir avuç azınlığın hırsı ve ikbali uğrunda masumların acı çektiğini görüyoruz. Ekranlarda izlemişsinizdir ağlayan annesinin gözyaşlarını yalayan bir çocuk. Aynı şekilde bu sabah ekranda izledim, polis babasının kaskını yumruklayan bir yavru, arkada annesi çocuğuna sahip çıkmaya çalışıyor, böyle bir tablo. Bu vicdansızlıktır. Bu vicdansızlıktan ne yapıp biz barışın çocuklarını yeniden inşallah ihya etmeliyiz.

İnsanlık adına yüz karası bu tablo karşısında görevi küresel güvenlik ve istikrarı sağlamak olan kuruluşlar maalesef kıllarını dahi kıpırdatmıyor. Merak ediyorum, nerede bu dünyada gücü elinde bulundurduğunu söyleyen ülkeler? Hangi, geldiler mi? Gerekli desteği verdiler mi? Hayır. Sadece bol bol nasihat çekiyorlar. ‘Ne yapıyorsun?’ dediğinde bir şey yok. Herhangi bir insani destek yok. Kurtarma adına attıkları bir adım yok. 

Kendi çıkarları söz konusu olduğunda dünyayı ayağa kaldıranlar 11 yıldır bölgemizdeki katliamları uzaktan seyrediyorlar. Ne açlıktan bir deri bir kemik kalmış çocuklarının dramı, ne sahile vuran masum çocuk bedenlerinin utancı, ne iffeti ile oynanan kadınların feryadı, ne gözyaşlarını içlerine akıtan babaların mahcubiyeti, ne de enkaz haline dönüşen kadim şehirlerin içler açısı hali BM Güvenlik Konseyi başta olmak üzere uluslararası kuruluşları bu güne kadar harekete geçirmeye yetmedi.

Son dakika... Enflasyon küresel bir sorun... Cumhurbaşkanı Erdoğan: Gelişmiş ülkeler de fiyat artışlarıyla mücadele ediyor

GÜYA GELİŞMİŞ ÜLKELER KINAMA MESAJLARI DIŞINDA ZULME SES ÇIKARMADILAR

 Katliamları engelleyecek, çatışmaların önüne geçecek, zulmü durduracak, coğrafyamıza huzur ve istikrarı getirecek hiç bir adım atılmadı. Bizim gibi çatışma bölgelerine komşu ülkeler insani ve ekonomik bakımdan çok ağır yükleri omuzlarken güya gelişmiş, zengin devletler adet yerini bulsun kabilinden yayınladıkları kınama mesajları dışında zulme ses çıkartmadılar.

Bununda ötesine geçerek ülkemizin bölgeye istikrar ve güven getirmeyi amaçlayan operasyonlarını engellemeye çalıştılar. Bu süreçte sadece yalnız bırakılmadık, aynı zamanda gizli açık pek çok tehdide, şantaja, ambargoya maruz kaldık. DEAŞ ile mücadele kılıfı altında terör örgütlerinin meşrulaştırıldığını, teröristlerin silahlarla desteklendiğini gördük. Buna Amerika dahil, Avrupa dahil. Bu teröristlere her türlü araç, gereç, silah, mühimmat yardımları yaptılar. Bunları kendilerine söyledik.

Ukrayna krizi ile beraber batılı medya organlarında yapılan açıklamalar bu tepkisizliğin, insani trajedilere yönelik bu kayıtsızlığın, terör örgütlerine karşı sergilenen çifte standardın gerisindeki sebepleri ortaya çıkartmıştır. Mazlumları dinine, kökenine, derisinin rengine göre ayıran bir zihniyetin ne insaniyetle ne de medeniyetle hiç bir bağı yoktur.  Irkçılığın daniskası olan bu bakış açısı insanlık adına utanç vericidir. Batı dünyasının, toplumların bünyesini kanser hücresi gibi saran ırkçılık hastalığı ile yüzleşmesi şarttır. 

CADI AVINI ANDIRAN UYGULAMALARI DA KABUL ETMİYORUZ

Ukrayna'nın sahipsiz bırakılması gibi Rus halkına, edebiyatına, öğrencilerine, sanatçılarına yönelik cadı avını andıran uygulamaları da kabul etmiyoruz. Hale bak, Almanya'da filarmoni orkestrasının şefi Putin'in arkadaşı diye görevine son veriliyor. Böyle saçmalık olur mu? Dostoyevski'nin eserlerine yasak getiriliyor. Böyle saçmalık olur mu? Tarihte Bağdat'taki kütüphaneleri yakıp yıkan Hülagü'den ne farkı var. Aynı bunlar. Ne yazık ki bu asrın artık bu zamanında bunları görmek gerçekten biz siyasetçileri kahrediyor.  Bu faşist uygulamalar, sapla samanı karıştırarak kin ve nefret iklimini körükleyerek, yeni mağduriyetler oluşturarak Ukrayna halkının meşru mücadelesine gölge düşürmektedir.

Türkiye olarak bölgemizdeki krizler karşısında ilk günden itibaren soğukkanlılığı elden bırakmadık, ilkeli bir duruş sergiledik. Ülkesindeki savaştan ve zulümden kaçarak kapımıza gelen insanların hiçbirinin diline, dinine, ten rengine bakmadık. Gözlerinin rengine bakmadık. Bu ne saçmalıktır. Şunların gözü şu renkli, şunların ki şu. Bu ne saçmalıktır. Tıpkı asırlar boyunca ecdadımızın yaptığı gibi hangi dine mensup olursa olsun ülkemize sığınan mazlumlara sahip çıktık. Gönül coğrafyamızın dört bir ucundaki kardeşlerimizin imdadına koştuk. İnsani hasletlerin sınandığı bir çağda Türkiye duruşuyla, alicenaplığıyla, samimiyetiyle, merhametiyle tüm insanlığın yüz akı olmuştur. Ağızlarını her açtıklarında insan hak ve hürriyetlerinden bahsedenler sınıfta kalırken, milletimiz insanlık sınavını bir kez daha başarıyla vermiştir. Tüm vatandaşlarıma, 85 milyonun her bir ferdine teşekkür ediyorum. Rabbime, bizlere böyle necip bir millete hizmet etme şerefi bahşettiği için hamdediyorum.

SAVAŞLARIN KESİNLİKLE KAZANANI OLMAZ

Her ikisi de Karadeniz’de komşumuz olan Rusya ve Ukrayna arasındaki gerilimin sıcak çatışmaya dönüşmesinden büyük üzüntü duyuyoruz. Krizin trajediye dönüşmemesi için çok çaba harcadık, halen de harcıyoruz. İki liderle yaptığımız görüşmelerde sorunların kaba güç yerine diplomasi yoluyla çözülmesi gerektiğinin altını çizdik. İstikrarsızlıkla boğuşan bölgemizin yeni krizlerin, ağır maliyetleri olacak bir savaşı kaldıramayacağını ifade ettik. Bugün 14. günün geride bırakan çatışmalar maalesef her iki taraf için de ciddi insani kayıplara ve dramlara yol açıyor. Şimdiden 2 milyon insan evlerini terk etmek zorunda kaldı. Böyle gitmesi halinde rakamın herhalde 5-10 milyonu bulması yakındır. Aralarında sivillerin de olduğu binlerce insan hayatını kaybetti, yaralandı. Çatışmaların yaşandığı şehirlerde yollar, okullar, evler, hastaneler çok ağır hasar gördü. Diğer savaşlarda olduğu gibi bunda da en büyük acıyı masum çocuklar ve savunmasız kadınlar çekiyor. Bir bavula sığdırdıkları eşyaları ile hayata tutunmaya çalışan siviller bize ve tüm insanlığa savaşların gerçek yüzünü bir kez daha hatırlatıyor.  Ekranları başında bizleri izleyen milletime sesleniyorum; savaşın, savaşların kesinlikle kazananı olmaz. 

YARIN İLK KEZ BİR ARAYA GELECEK OLAN UKRAYNA VE RUSYA DIŞİŞLERİ BAKANLARININ GÖRÜŞMESİNİN KALICI ATEŞKESE KAPI ARALAMASINI TEMENNİ EDİYORUM

Kalbinde zerre kadar merhamet olan birisinin çocukların yüzlerine vuran o korkuyu, dehşeti görüp de hüzün duymaması mümkün değildir. Türkiye olarak bu acıyı bir an önce dindirmeyi hem insanlığımızın hem de komşuluk hukukumuzun bir gereği olarak görüyoruz.  Bu amaçla şimdiye kadar insani yardımdan diplomatik temaslara birçok adım attık. Bazı liderlerle bir kez, bazılarıyla 2-3 kez görüşme fırsatım oldu. Diplomatik faaliyetlerimiz kapsamında aralarında NATO Genel Sekreteri, Azerbaycan Cumhurbaşkanı, Belarus Cumhurbaşkanı, Avusturya Cumhurbaşkanı, Hollanda Başbakanı, Birleşik Krallık Başbakanı, Litvanya Başbakanı, Ukrayna Cumhurbaşkanı, AB Konsey Başkanı, Sırbistan Cumhurbaşkanı, Kanada Başbakanı, Rusya Devlet Başkanı, Moldova Cumhurbaşkanının da yer aldığı devlet ve hükümet başkanları ile defalarca görüşmek suretiyle bu süreci barışa kavuşturmanın gayreti içinde olduk. Dışişleri Bakanımız, Savunma Bakanımız, Cumhurbaşkanlığı Sözcümüz de muhatapları ile sürekli temas halindeler. NATO Olağanüstü Liderler Zirvesi'ne video konferans yöntemi ile iştirak ederek ittifak olarak atacağımız adımları değerlendirdik. Ülkemizin bu meseledeki dengeli yaklaşımının ne kadar isabetli olduğu gün geçtikçe ortaya çıkıyor.

Son dakika... Enflasyon küresel bir sorun... Cumhurbaşkanı Erdoğan: Gelişmiş ülkeler de fiyat artışlarıyla mücadele ediyor

TÜRKİYE'NİN HER İKİ TARAFLA KONUŞABİLEN ANAHTAR ÜLKE KONUMU TÜM DÜNYADA BÜYÜK TAKDİR TOPLUYOR

Her ne kadar içimizdeki muhalefet anlamasa da Türkiye'nin her iki tarafla konuşabilen anahtar ülke konumu tüm dünyada büyük takdir topluyor. Telefon görüşmesi yaptığımız hemen her lider ülkemizin kararlı, dürüst, barış ve istikrarı önceleyen tavrından sitayişle bahsediyor. Diplomasi trafiğimizi 11-13 Mart tarihleri arasında düzenlenecek Antalya Diplomasi Forumu’nda da sürdüreceğiz. Antalya Diplomasi Forumu’nda yarın ilk kez bir araya gelecek olan Ukrayna ve Rusya dışişleri bakanlarının görüşmenin, kalıcı ateşkese kapı aralamasını temenni ediyorum. Ülkemizin ev sahipliği yapacağı bu kritik görüşme öncesinde sivillerin tahliyesi için ilan edilen ateşkesi de memnuniyetle karşılıyoruz.

13 TÜRK VATANDAŞI UKRAYNA'DAN TAHLİYE EDİLDİ

Diplomatik arenada tüm adımları atarken krizin hem vatandaşlarımız hem de Ukrayna halkı açısından yol açtığı sıkıntıları göz ardı etmiyoruz. Bugüne kadar toplam 13 bin vatandaşımızın tahliyesini veya sınırdan geçişini temin ettik. Ayrıca Kırım Tatarı, Ahıska Türkü, Azerbaycan Türkü, Özbek, Türkmen kardeşlerimizle diğer ülke vatandaşlarının tahliyesine yardımcı olduk. Bu çerçevede ülkemize giriş yapan yabancı sayısı 20 bine yaklaştı.

Türk Kızılayı ve AFAT vasıtasıyla Ukrayna’ya 23 tır yardım malzemesi gönderdik, bu rakam 39 tıra yükselecek. UMKE gibi kurumlarımız vasıtasıyla yerlerinden edilen kişilerin ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyoruz. Mültecilerin yoğun olarak bulunduğu Polonya ve Moldova gibi ülkelere yardım malzemelerini ulaştırıyoruz. Ülkemizin yüz akı STK’larımız her türlü riski göze alarak insani yardım faaliyetlerini sürdürüyor. Temennimiz Ukrayna’da bir an önce çatışmaların durması, barışın sağlanması, istikrarın yeniden tesis edilmesidir. Türkiye olarak bu doğrultuda her türlü gayreti göstermeye devam edeceğiz.

YARINLAR GÜZEL MÜJDELERLE BİZİ BEKLİYOR

Türkiye bilhassa son 10 yılda kriz yönetimi becerisini fevkalade geliştirmiş bir ülkedir. Terörle mücadele ederken, ekonomimizi çökertme girişimlerini boşa çıkartırken hep bu anlayışla hareket ettik. Özellikle ekonomide yaşanan dalgalanmaların günlük hayatımızda yol açtığı sonuçların geçici olduğuna, yarınların nice güzel müjdeler ile birlikte bizi beklediğine yürekten inanıyoruz. Sadece buna inanmakla kalmıyor, gereken her türlü hazırlığı yapıyor, her türlü adımı atıyoruz. Milletimden sabırlı olmalarını, soğukkanlı davranmalarını, sağduyuyu elden bırakmamalarını, bize güvenmeye devam etmelerini istiyorum

Bugün İsrail Cumhurbaşkanı misafirimiz olacak. Yarın Azerbaycan Cumhurbaşkanı aynı şekilde misafirimiz olacak. Pazar günü Yunanistan Başbakanı misafirimiz olacak. Kendileriyle bir öğle yemeği yiyeceğiz ve bu haftayı da bu şekilde yoğun olarak inşallah devam ettireceğiz. Tabi Antalya'daki forumda da birçok liderlerle dışişleri bakanları ile vesaire görüşmelerimiz olacak.

Haberle ilgili daha fazlası: