GeriGündem Şişe çevirme oyununda sıra DSP'ye geldi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Şişe çevirme oyununda sıra DSP'ye geldi

KOALİSYONU oluşturan üç partinin çeşitli bakanlıkları ile ilgili iddialar hükümetin kuruluşundan bir süre sonra kulaktan kulağa fısıldanmaya başlamıştı. Bu iddiaların hedefi ANAP'ta Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, MHP'de Bayındırlık Bakanlığı, DSP'de ise bir Devlet Bakanlığı oluyordu. Geçtiğimiz birkaç ay içinde hakkında ‘‘şaibe’’ olan bakanlıklardan ilki, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nda skandal patladı. Büyük yolsuzluklar söz konusuydu ve bakanın adı da iddianamede geçiyordu. Bakan suçsuz olsa bile en azından görevini yapamamış, emaneti koruyamamıştı. Dört koldan ANAP'a yüklendik ve Bakan Cumhur Ersümer'in istifasını istedik. Bir süre direnen Ersümer daha sonra dayanamayarak görevden ayrılmak zorunda kaldı. İlk fireyi koalisyonun en küçük ortağı vermişti. Ardından sırayı Bayındırlık Bakanlığı aldı.Orada da büyük yolsuzluklar vardı. ‘‘Acemi bakan’’ Koray Aydın şirket kurup müteahhitlere mal satacak kadar şaşkın veya fütursuzdu. Rezaletin boyutları trilyonları çok çok aşıyordu ve Bakan'ın bacanağı da ‘‘bürokrat’’ olarak işin içindeydi. Şimdi direnme sırası MHP'de ve Koray Aydın'da. Ersümer'in istifasını isteyen Devlet Bahçeli ‘‘Yiğitliğe şokella sürmemek için’’ ‘‘Aydın'ın adı DGM dosyasında geçerse’’ demeye başladı. Ama bilin ki onlar da dayanamayacaklar. Koray Aydın'a da artık ‘‘Abbas’’ gözüyle bakabilirsiniz. Böylece koalisyonun ‘‘ortanca ortağı’’ da firesini verdi. Şimdi sıra ‘‘büyük ortak’’ta. Yani DSP'de. Ve haliyle Hüsamettin Özkan'da. Allah selamet versin Hüsamettin Özkan zaten vatandaş gözünde bu hükümetin en ‘‘eleştirilen’’ adamı. İnternet sitelerinde çoktan ‘‘mahkûm’’ oldu bile. Ama siyasette hálá güçlü gibi. Fakat bence artık onun da eli kulağında. Siyaset kulislerinde ‘‘Sıra geldi Özkan'a’’ dedikoduları yoğunlaştı. Özkan DSP'nin yumuşak karnı. Halk gözünde zaten ‘‘bitik’’. Şimdi pek yakında Meclis ve yargı gündemine Özkan oturacak gibi geliyor bana. EGEBANK rezaletindeki payı hálá sisler arkasında. Saklanan murakıp raporları, raporların verildiği günlerde intihara teşebbüs eden dönemin ekonomiden sorumlu bakanı. Bakanın yanına ambulanstan önce varan kişinin Hüsamettin Özkan olması. Ve hepsinden daha somutu Hüsamettin Özkan'ın kayınvalidesinin Egebank'tan aldığı iddia edilen para ve aynı kayınvalidenin DGM iddianamesinde adının zikrediliyor olması yakında yüksek tondan gündeme gelebilir. Onun için ben eminim ki, Özkan şu günlerde hükümet içinde sulhu tesise çalışmaktadır. Çünkü koalisyon ortaklarının ‘‘şişe çevirme oyunu’’nda şimdi şişenin ucu Özkan'ı gösterecek. Biliyorsunuz bu oyunda şişe kimde durursa onu öpüyorlar! 300 milyonluk polis bu kadar soruştururTÜRKİYE'nin en önemli cinayet vakalarından birinde İstanbul polisinin nasıl sınıfta kaldığını hep beraber izliyoruz. Hürriyet'in dünkü manşetinde Türkiye'nin ‘‘Kay Scarpetta’’sı olarak tanımlanabilecek Prof. Dr. Sevil Atasoy polisin nasıl çuvalladığını anlatıyordu. Okudum ve güldüm. Sevil Atasoy'un anlattığı yöntemler atla deve yöntemler değil. Son derece basit, sıradan, televizyonda üç beş polisiye film izlemiş, Discovery Channel'da bir iki kez ‘‘Modern Detektifler’’ adlı programa göz atmış bir vatandaşın yapabileceği işler. Suç mahallini çember altına almak. Ayak izi tespiti yapmak. Deliller tamamlanıncaya kadar olay yerine kimseyi yaklaştırmamak gibi en basit üç beş önlem bile uygulanmamış. Bu yöntemler yeni de değil. Ben çocukken Komiser Kolombo da böyle yapardı. Ama Türk polisi hálá yapmıyor.Uğur Mumcu cinayetinden bu yana poliste zerre gelişme yok. En modern laboratuvarlar kurulmuş, en son teknolojiler getirilmiş ama en uçtaki polis memuru hálá aynı olduğu ve eğitilmediği için polis hiçbir şeyi çözemiyor. Çözmek bir yana içinden çıkılmaz hale getiriyor. Emin olun üç beş polisiye kitap okumuş, üç beş film izlemiş sıradan birisi bu soruşturmayı daha iyi götürürdü. Polis tam çavulladı. Gerekçe ise katilin ‘‘zeká seviyesi’’.Katilin zeká seviyesini bilmiyorum ama bu polisle en aptal katilin işlediği cinayet dahi çözülemez. Herkesin gözü üzerindeyken bir olayda bu yöntemlerle çalışan bir polis sıradan bir vakayı imkánı yok çözemez. Falakaya yatırılıp ‘‘öten’’ kişi şans eseri gerçek katilse ne mutlu bize, aksi takdirde hiçbir suçlu bulunamaz. Bu nedenle de Türkiye yargıya intikal eden olaylarda en fazla beraatin yaşandığı ülke. Ve hálá bu polisi elden geçirmeye kimsenin niyeti yok. Gerçi ayda 300 milyon maaş verdiğin polisten bu kadarını alıyor olmak da ayrı bir başarı ya neyse!NOT: Kay Scarpetta çok ünlü bir roman kahramanı adli tıp uzmanıdır. NE ZAMAN ADAM OLURUZ?Hiç değilse ölüme saygı duyduğumuz zaman.
False