Safran için ABD'den geldi

Güncelleme Tarihi:

Safran için ABDden geldi
Oluşturulma Tarihi: Aralık 15, 1998 00:00

Haberin Devamı

MACAR asıllı Amerikalı araştırmacı-yazar Ellen Szita safranla ilgili bilgi toplamak için geçenlerde ülkemize geldi. Türkiye'de can çekişen safran kültürünün çok enteresan olduğunu kaydeden Szita, bu geleneksel baharatın, binlerce kilometre katetmeye değer olduğunu söyledi.

Szita'nın yaşamı safranla özdeş. 15 yıldır dünyanın çeşitli ülkelerinde; safran, kullanıldığı alanlar, insan-safran ilişkisi üzerine araştırmalar yapan Szita'nın ilk kitabı ‘‘Safran Delisi: Tarihi bir baharat hakkında çağdaş bir rehber’’ 1987'de yayınlandı ve kısa bir süre sonra tükendi. Szita, 2000 yılında çıkması planlanan ikinci kitabı için daha kapsamlı bir araştırmaya girişti ve baharat cenneti Türkiye, İran gibi ülkelerde de incelemeylere başladı. Türkiye'deki safran üretimi ve kullanımı konusunda ABD'deki hiçbir kaynakta bilgi bulamayan Szita şöyle konuşuyor:

‘‘Safranbolu'nun adını duyunca bir hayli heyecanlandım. Burada mutlaka safran üretildiğini tahmin ettim. Safranın ilk kez Türkiye'nin güneydoğu sahilinde Tarsus civarında üretilerek dünyaya yayıldığı yolundaki tahminleri de araştırmak istedim. Safranla yapılan tatlınız zerdeyi de tatmak ve diğer kullanım alanlarını görmek istedim. Yüzyıllar öncesine dayanan safran-insan ilişkisini her yönüyle ortaya koymak istedim. Tamamen kendi olanaklarımla araştırmamı sürdürüyorum. Avrupa ülkelerine de geçeceğim, ama en önemlisi İran. Bir Amerikalı kadın olarak İran'da bilgi toplamak çok zor...’’

Doğal Hayatı Koruma Derneği(DHKD) aracılığıyla ulaşabildiğimiz Ellen Szita ile İstanbul turu sırasında safranın hat sanatında sarı rengi veren boya maddesi olarak kullanıldığını da öğrendik. Üstadlar, yazının kalıcı olması için koruyucu olarak safran katıldığını anlattılar. Safranbolu'da ise ‘‘Annem sinirlendiğinde safran içer ve sakinleşir’’ denildiğini aktarıyor Szita. Genç kadın Amerika'da safranın bazı türlerinin kansere iyi geldiği ve kolesterolü düşürme özelliği olduğu şeklindeki teorileri sorup, soruşturduğunu kaydeden Szita, teşekkür edip vedalaştığımızda, ‘‘Türkiye'de safran üretimini canlandırmak için geç kalmış sayılmazsınız’’ uyarısında bulunuyor.

En pahalı baharat

DHKD'nden Bitki Bölümü Koordinatörü Sema Atay, Kelaynak Dergisi'nde ‘‘Geleneksel Safran Üretimi Efsaneye Dönüşmek Üzere’’ başlıklı yorumunda şöyle yazıyor: Dünyanın en pahalı baharatı safran neredeyse altın değerinde. Ekim ayı çiçeklenme dönemi ve mevsimin ilk çiçekleri perşembeyi cumaya ya da pazarı pazartesiye bağlayan gecenin sabahında açtığı için halka arasında ‘‘mübarek bitki’’ olarak kabul edilir. Çiçekleri gün doğmadan toplanır, sadece yavru soğanla çoğalır. Günümüzden 50-60 yıl önce Safranbolu'nun Davutobası Köyünde kırk hanenin hepsinde eflatun-mor renkli çiçeği ve halk arasında püskül denilen kırmızı renkli dişicik organları ile safran üretimi yapılırmış. Bugün aynı köyde sadece iki hane ve birkaçyüz metrekarelik alanda üretimi yapılan safran bitkisi Türkiye'deki son dönemini yaşıyor. Zahmetli bir iş olan safran üretiminden zamanla çoğu üretici vazgeçmiş. Davutobası köyünden Ali Ünsal'ın ölümünden sonra 70 yaşındaki eşi Şerife Ünsal inatla safran üretmeye devam ediyor ve ömrü yettiğince de yapacağını söylüyor. Anadolu'dan dünyaya yayıldığı söylenen safran gereksinimi yurt dışından karşılanıyor ve Safranbolu dükkanlarını İran ve Yunanistan'dan ithal edilen safranlar yer alıyor.



Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!