Neresi boÅŸsa orada idare et

Güncelleme Tarihi:

Neresi boÅŸsa orada idare et
OluÅŸturulma Tarihi: Nisan 19, 2003 00:00

Ä°stanbul'da Bilgi Atölye'de açılan ‘‘Darülfünun'dan Günümüze Ãœniversite Yayıncılığı ve YaÅŸamı’’ sergisi, 18'inci yüzyıldan baÅŸlayarak yüksek öğretim yaÅŸamını anlatıyor. Bilgi Ãœniversitesi Yayınları'ndan çıkan ‘‘Osmanlı'dan Günümüze EÄŸitim Tarihi’’ kitabı ise duygulandıran fotoÄŸrafları, çarpıcı tespitleriyle eÄŸitim tarihinde geziniyor. Ä°lkokul öğretmenliÄŸinden Milli EÄŸitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu BaÅŸkan Yardımcığı'na kadar Türk eÄŸitim sisteminin birçok aÅŸamasında görev alan Necdet SakaoÄŸlu'nun kitabı ‘‘Osmanlı'dan günümüze eÄŸitim tarihi’’ adını taşısa da SakaoÄŸlu Orta Asya'dan baÅŸlıyor anlatmaya. Kitabın giriÅŸinde SakoÄŸlu bize özetle ÅŸunları hatırlatıyor: ‘‘20'nci yüzyılda eÄŸitime, teknolojiden yönelen destek inanılmaz boyutlara ulaÅŸmıştır. Fakat ne yazık ki bizim ulusal eÄŸitimimiz, 19'uncu yüzyılın klasik doÄŸrularının da oldukça uzağında kendi yörüngesinde, derslik sayıları, öğretmen kuraları, üniversite kapısına yığılan gençlik sorunlarıyla uÄŸraşıyor. Bu ortamda, kırsal kesimlerde kızların önemli oranda ilköğretim hakkından yoksun olmaları gibi temel sorunlar bir tarafa bırakılarak imam-hatip liseleri ve türban; bakanlığın, Meclis’in gündemlerinde en önemli sorunlar sırasına taşınmıştır.’’İşte SakaoÄŸlu'nun tarihten bugüne yansıttıklarından bazı seçmeler:MEDRESE DÄ°N, TEKKE Ä°LÄ°M İÇİNDÄ°Medreselerin ilk Türk okulları olarak kurulması 10'uncu yüzyıl ortalarına denk geliyor. Bu okulların kuruluÅŸ amaçlarının temelinde Müslümanlığı yaymak, eski inançların izlerini silmek yer alıyordu. Tekkelerde ise çok farklı konular dil- edebiyat, müzik, sanat, iÅŸ ahlakı, sosyoloji saÄŸlık öğretiliyordu. Medresede yetiÅŸenler okur yazar oluyor ama bunun bedelini ÅŸeriatın katı kurallarına baÄŸlı kalmakla ödüyorlardı. Tekkede ise okuma yazma kaygı ve çabası yoktu.DENÄ°Z SUYU NÄ°YE TUZLU? Aristo mantığı, Osmanlı medreselerinden 20'nci yüzyıla kadar sökülüp atılamamıştı. ÖrneÄŸin bir fen dersi konusu ‘‘denizlerin neden tuzlu olduÄŸu’’ idi. Bu halk arasında ve mahalle mekteplerinde ‘‘Kahır suları toplandığı için deniz suyu acıdır’’ biçiminde yinelenirken, Fatih ve Süleymaniye Medreseleri'nde ‘‘EÄŸer denizler tatlı olsaydı sular kokuÅŸur, ortalığı pis kokular kaplar herkes hasta olurdu. Bu yüzden Tanrı denizleri tuzlu yaratmıştır’’ diye anlatılıyordu.NERESÄ° BOÅžSA ORDA Ä°DARE ETSÄ°NLER ANLAYIÅžITanzimat yılları boyunca, okul binası yapımı, araç gereç donanımı öncelikle askeri kurumlar için düşünülmüş, sivil okullar için ‘‘Neresi boÅŸsa orada idare etsin’’ anlayışı hakim olmuÅŸtur. Darülfünun (Ãœniversite) binası yirmi yılda ancak tamamlanabilmiÅŸse de ilk üniversitenin burada açılması kısmet olamamıştır. EMRULLAH EFENDÄ°'NÄ°N TUBA AÄžACI TEORÄ°SÄ°Ä°kinci MeÅŸrutiyet’in Maarif Nazırı (EÄŸitim Bakanı) Emrullah Efendi'nin ‘‘Tuba AÄŸacı Nazıriyesi’’ denen bir kuramı vardı. EÄŸitimde yeniliÄŸin Darülfünun'dan (üniversiteden) baÅŸlamasını öneriyordu. Emrullah Efendi görüşünü ortaya atarken bir takım gerçeklerden hareket etmiÅŸti: Vasıtalar sınırlı, nüfusa oranla bütçe ödeneÄŸi pek az, para olsa da öğretmen yoktu. 70 bin öğretmene ihtiyaç vardı. Ama bunun yüzde 1'ini bulmak bile hayaldi. Â
Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!